Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Tekfirci olmak (7)

Bir sonraki yazımız; “KÜFRİ BİR MESELEDE 100 TE'VİL…100 MESELEDE 1 TE'VİL KAİDESİ'' hakkında olacaktır demiştik.
Tekfire karşı çıkıp iyi bir iş yaptıklarını zanneden Müslümanların, delil olarak kullandıkları bir kaide, yukarıda işaret ettiğimiz kaidedir.
Kaidenin muhtevası ile hocaların anladığı veya anlamak ve anlatmak istedikleri mana tamamıyla birbirine zıttır. 
Şöyle ki;
Kaide şudur; kişi kâmil bir Müslüman olduğu halde, hasbelkader tekfiri gerektiren bir söz söyledi veya bir fikrin sahibi oldu ve konu mahkemeye intikal etti, kadı mürtedlikle itham edilen kişinin hal, hareket ve söyleminin şiddet ve şekline göre yargılama yaparken sanığın lehinine iyi niyetini kullanarak, onun sözünün küfür içermediğine yönelik emareler aramasıdır.
Sanığın söylediği sözünde küfrü içermediğine yönelik  %1'lik emare varsa, hâkim sanığın mürted olmadığına yönelik hüküm vermesi gerekir denilmektedir. Hüküm bu iken Allah'tan daha merhametli olduklarını iddia eden bazı sivri zekâlı yazarlar, konuyu şu şekilde çarpıtmaktadırlar;
Kişi, her ne kadar, şirkin içinde olsa da şirk ve küfrü gerektiren ameller ve söylemler içerisinde olsa da yüzlerce haramı helal saysa da şayet bu kişi İslam emarelerinden bazı emareleri üzerinde bulunduruyorsa, bu kişi asla tekfir edilemez. Örneğin namaz kılan veya eşi örtülü olan bir kişi her ne yaparsa yapsın, namaz kıldığı sürece o kişi tekfir edilemez demektedirler.
Bu söylemin ne ayetle ne hadisle nede aklıselimle bağdaşacak bir tarafı yoktur. Bu tamamıyla cehalet eseri olan bir sözdür. İslam literatüründe buna benzer bir fetva yoktur. Bu tamamiyle indi ve cehalet veya inadı bir söz olup tamamıyla batıldır.
Bakın kardeşlerim,
Mesele daha iyi anlaşılsın diye, konuyu daha basit ve farklı bir anlatımla tekrarlayalım;
Kişi küfrü imâ eden bir söz söyledi, konu mahkemeye intikal etti, hâkim mahkûma mürted hükmünü uygulamamak için her türlü yoruma başvurur, en ufak bir delil, yanlış anlaşılma, yorum veya te'vil bulunursa, kadı yan hâkim, tekfir hükmünü vermez ve ona had uygulanmaz ve Müslüman olarak kabul edilir.
Ama bizim kaz kafalılar, konuyu şu şekilde anlamaktadırlar; kişi doksan dokuz hal, hareket ve eylemleri ile müşrik ve kâfirleri andırsa da,  adam şeriata karşı olduğunu itiraf etsede, sadece bir hareketi onu Müslüman gibi göstermekte ise o tekfir edilemez demektedir ki bu tamamıyla yalan olup İslam'a iftiradır.
 Zira bir insan bir milyon hareketi ile Müslüman olduğunu kanıtlasa dahi bir hareketi ile küfrü kabul ettiğini beyan ederse o kişi kâfir olacağından bal gibi tekfir edilir. Bir damla içkinin bir kova sütü mındar etmesi gibi.
“Kim İslâm'dan başka yaşayacağı bir din, bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki, Allah huzurunda kendisinden böyle bir din, böyle bir düzen asla kabul görmeyecek ahirette, ebedî yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır” Ali İmran 85. ayeti kerimesine rağmen demokrasi laiklik kominizm sosyalizm veya baasçılık gibi bir sistemi içselleştirenler ve bunların bekası için dua ve niyazda bulunan, nöbete duranlar, bu hareketleri ile İslam'dan daha değerli bir dine yönetime  sahip ve talipli olduklarını lisani hal ile ilan ettiklerinden tekfir edilirler. Velev bu kişilikler Müslüman olduklarını iddia etseler bile.
Bu türden olanlar tekfir edilebileceği gibi bunları Müslüman sayanlarda tekfir edilir. Bu ve benzeri ayetlere rağmen insanları tekfir etmek doğru değildir diyenleri Allaha havale etmekten başka diyecek bir lafımız olamaz.
Kardeşlerim, 
Önümüze gelene kâfir demek doğru değildir, bütün dünya küfre düşse, zerre kadar bize fayda etmez, biz insanları kâfir değil, Müslüman kılmakla yükümlüyüz, ama İslam'la alakası kalmamış bireyleri Hümanizimcilik yaparak Müslüman kılacağım derken, kendi Müslümanlığımızı tehlikeye atmayalım.
Efendim, bu toplum Müslüman bir toplumdur, dolayısıyla küfründe kani olmadığımız hiç kimseye kâfir gözü ile dahi bakamayız, yani tanımadığımız kişilerde bizim için Müslüman'dır diyenlere bakın Mustafa Çelik hoca ne cevap vermektedir:
“Bir Müslüman'ın yanında her zaman için  tekfir kılıcı olmalı, insanlara Müslüman  yada kafir olabilirliği ile bakılmalı, tekfiri rafa kaldırmak müslümanca bir görüş olmasa gerek (Mustafa çelik Lâ syf  56)  
“Özellikle Dar'ul Harp'te her gördüğümüzü Müslüman olarak kabul etmek zorunda değiliz, bu toplumda Müslüman'ım diyenlere rağmen kâfirler de vardır. Müslüman olarak bilmediğimiz kişiler bizim için meşkûktur, masumane bakılamaz” ( Dar'ul Harp Fıkhı syf 40 41)
Görüldüğü üzere bu meselede aklımız ile yorumlayabileceğimiz bir mesele değildir. 
Rabbim bizi doğru yoldan mahrum etmesin,  Rabbim bizi muvahhit Müslümanlardan eylesin âmin.
Bir mümin, birine duyduğu garez nedeni ile kâfir derse, karşı taraftaki kâfir değilse, küfür diyene rücu eder. Bu genel kuralı unutmamakla beraber, her kişiyi tekfirle itham etmek doğru olmadığı gibi, Müslim demekte doğru değildir, görevimiz kâfire kâfir, mümine de mümin demektir. Gerisi haddimizi aşmaktır, bizden hatırlatılması.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.