Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

TEKFİRCİ OLMAK 6


Tekfir için yetkili merci kimdir,

5 yazımızda tekfirin mahiyetini, gerekliliğini ve aleyhinde söylenenlerin boş kuruntular olduğunu izaha çalıştık.

Şimdi de, ilmi ve akademik, birazda polemik yünü ile ilgili tekfir ve sonrası çıkan arızaları, tekfirin hukuki boyutunu ve yetkili merci-ini irdelemeye gayret edelim.

Malum olduğu özere İslam hukukunda, ihtilafların cüzümü  merci- i yetkili kadıdır, tekfir ile itham edilen birey hakkında cezai hukuku bu mahkeme sonuca bağlar.

Şimdi burada iki şey yatıyor, birincisi tekfir edilen kişinin tekfir sonrası uğrayacağı hukuki süreci başlar, yani tekrardan imana dönmesine müsaade, telkin uyarı ve tebliğ, buna rağmen tekrardan iman etmezse uygulanacağı had, malının akıbeti ve sonrasında yapılacak şeri muamele… Bu cihetiyle bir kişinin tekfir edilmesi şüphesiz yetkili merci şeriat mahkemeleridir.

Ama burada da ali cengiz oyunu oynanmaktadır, nasıl mı?

Bu hükme dayanarak bakın tekfir mahkemelerin işidir, dolayısıyla bizim kimseyi tekfir etmeye hakkımız yoktur demek istiyorlar… Yargılama ve cezalandırma babında hüküm bu.

 Ama, haddin uygulanması cihetinde karar vermek ayrı bir şey, insanın sosyal alanda konumunu ve ilişkiler zaviyesinde durum tespiti cihetiyle, kendi hakkımızda veya başka birisine kişinin karakteri özerinde fikir sahibi olmak ise apayrı bir şeydir.

Bir kişinin kimsenin bilmediği günahına vakıf olduğumuzda, ayeti kerimede buyrulduğu özere “Vela tecessüsü” emri gereğince onu gizlemek esastır ve gereklidir, topluma, davaya ve İslam’a zararı olmadığı surece…, ama bu kişinin hatası akidevi sapmayla ilgili olursa, şirki ile alakalı olursa, kişinin ayıbını saklamak veya söylememek diye bir şey söz konusu değildir.

Yüce Allah birçok ayette “ey Muhammed, onların kıssalarını anlat” buyurarak ibretlik hayatları bize bildirmekte, ümmete zararlı olanların tekfirini izhar etmemize kapı aralamaktadır.

Hal böyle iken, kendi hatalarına kılıf aramaya yeltenenleri, tekfiri mazur göstermeye yeltenen haddini aşan ümerayı Allah şöylece azarlamaktadır;

 “Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız. TEVBE-66

Dinden dönmek ten (irtidat’ an) yana tekfir.

Mürted; geri dönmek, geriyi istemek, eski haline dönmek anlamındaki "dinde dönen kişiye verilen ismidir,. Istılahta ise, Müslüman olduktan sonra, İslâm'dan dönüp başka bir dine giren veya dinsizliği tercih eden kimseler için kullanılan bir akaidi terimdir. Mürtet, Müslümanlığı kendi isteğiyle, hiç bir baskı olmadan seçtiği halde, sonradan çeşitli nedenlerle yine kendi arzusu ile terekeden, küfrünü açıkça ortaya koyan insandır.

Gerek kendisine süslü gösterilen, İslâm dışı hayat şekilleri daha çok hoşuna gitmiş. Nefsinin arzuları kabarıp taşmış İslam dışı nizama kaymış olsun. Gerek yönetildikleri rejimler tarafından İslâm dışı ideolojilere, uyguladıkları eğitim, medya ve devlet politikasıyla inandırılan, İslâm’dan koparılıp azgınlaştırmış zümre olsun bu kişinin ismi mürted dir. Bu kişi İslam ile tanıştıktan sonra, İslam’ı ötelediğinden bu ismi almıştır.

Birde siyasi yünde itikadı kabahatleri nedeniyle İslam dairesinde çıkanlar vardır ki bunlar halen kendilerini Müslüman kabul etmektedirler, genelde kelime-i tevhidi söyleyen bu insanlar, bilmeden iki zıt inancı cem etmişlerdir.

Bazı hocalar bunların bu vasıflarından ötürü yani namaz kıldıklarından, İslami bazı şiarları özerlerinde bulundurduklarından ötürü bunların tekfir edilemeyeceğini savunmaktadırlar ki bu tam bir garabettir.

Amenna namaz kılmak İslam’ın şiarındandır lakin Namaz kılmanın,  küfre girmeye mani olduğunu dair bir garanti yoktur ki, zaten şirk dediğimiz olgu, bir şekilde Allaha inandıkları halde, itikadı sapkınlığa girenlerin vasfıdır.

Tekfiri gündemden çıkarmak isteyen zavallılara sormak isteriz. Fıkıh ve akait kitaplarında müstakil mürtet babını nereye koyacağız? ‘’ yukarıda da değindiğimiz gibi mürtedin tanımı şöyle  yapılmıştır.. İslam’a girdikten sonra fiil,  söz. Niyet ile küfür ameli işleyen ve dinden çıkan insandır’’ bir mümin ne kadar abid olursa olsun, makamı ve şanı ne kadar ali olursa olsun, eğer küfrü gerektiren bir etmenin içinde olursa, artık dinden çıkmış ve mürtet olmuş olur. İslam’a hizmet niyeti ile şirk içerikli işlerde figüranlık yapanlarda mürtet hükmüne girmiş olur.

Bakın yüce Allah mürtetler hakkında  ne buyurmaktadır.

"İman edip sonra inkâr eden, sonra iman edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir." (Nisâ, 137)

Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün Salih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır." (Bakara, 217) ‘’muhakkak ki onlar küfür sözünü söyleyip, İslamlarından sonra küfre girmişlerdir.’’

İster İslam’ı kökten red etmiş olsun, isterse Allah’ın bir ayetini kabul etmemiş olsun, kişinin hükmü değişmemektedir.

Cahile hiçbir bent kar etmemekte, şu cehaletin karanlık yüzüne bir bakın, açık fermanlara rağmen sadece kimliğinde İslam yazılı olduğu için, mürtetleri Müslüman kabul edenler bile vardır.

Birde Müslümanı tekfir etmek doğru değildir, kim mümin birine kâfir derse o küfür kendisine rücu eder demektedirler. Amenna doğru, kim bir mümine herhangi dünyevi, kişisel veya ahlaki bir zafiyet durumdan ötürü tekfir ederse kendisi kâfir olur,

Lakin biz mümin bir kimseyi tekfir etmiyoruz ki, haşa, kişi işlemiş olduğu cürümle küfre düştüğünden ötürü, onu düştüğü sıfatla isimlendiriyoruz ki bu özerimize vaciptir. Zira Kâfiri tekfir etmemekte küfürdür.

Allah’ın müşrik ve mürtet dediğine ben müşriktir diyemem diyerek tekfir edemem demek, uzak bir sapıklıktan başka bir şey değildir.

İnşallah bir sonraki yazımız; “KÜFRİ BİR MESELEDE 100 TEVİL…100 MESELEDE 1 TEVİL “ kaidesi hakkında olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.