Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

EBU CEHİLLER NEDEN İMAN ETMEZLER -3 –

Son iki yazımızda, ilkel Ebu Cehillerin neden imana yanaşmadıklarını izaha çalışmıştık

Bugünkü yazımızda ise kendilerini İslâm’a nispet eden modern Ebu Cehillerin nasıl müşrik olduklarını izaha gayret edeceğiz.

Mekkelilerin  müşrik olmalarının sebebi, Allah ile beraber başka olguları da kabul etmeleri, hayatın akışında Allah’ı yönetime katmak istemeyişleri idi. Onlar için “Allah Teâlâ’nın hükmü” değil, sadece ve sadece kendi elleriyle yapmış oldukları “Putları ve kendilerinin hazırlayıp “yasa” haline getirdikleri “hükümleri” vardı. Cahiliye hükümleri… Kısaca onlardaki sorun LÂ İLÂHE İLLALLAH diyememekti. Yani hayatlarına egemen olan Allahtan gayrsini egemen kılmaları idi

Ama birisi çıkıyor,(resulullah) Allah’ın mülkünde Allah’ın dediği olmalıdır, bu güne dek bildikleriniz tamamıyla yanlıştır, sizin tüm âdet ve geleneklerinize, ibadet anlayışlarınıza, sosyal statünüze yeniden bir yorum getireceğim. Allah’tan başka bir ilâhın olmadığını kabul etmeniz ve beni de Allah’ın sizlere göndereceği emirlerin elçisi olarak kabul etmenizi emrediyorum. Bana uyun kurtulun diyordu. İşte nefislere ağır gelen buydu. Yoksa Ebu Cehil ve benzeri adamların peygamberin şahsı ile alıp veremedikleri bir şeyleri yoktu,

Ebu Cehil’in "Ben onun her dediğine zaten inandım da, bir zenci köle ile aynı sofrada bulunmak, aynı haklara sahip olmak gibi yeni emirler kabul edilecek bir şey değildi, eski köye yeni adet getirmesine, akıllılarımızı akılsız saymasına, tüm yetkiyi Allah adına kendisinde toplamasına katlanamazdım” demesi de bu durumun en bariz göstergelerinden biridir.

Mekke ahalisi. Atalarımızın ve akıllılarımızın söylediklerini hükümsüz kılarak, onlara akılsız demek kabul edilecek bir şey değildi, diyorlardı

Allah aşkına söyleyin, bugünün modern Ebu Cehillerinin bir çok tarikat erbabının ve devlet ricalinin söylediklerinin Mekke müşriklerinin dediklerinden ne farkı vardır? Günümüz tasavvuf erbabının şeyhlerine, devlet erkânının egemen anlayışlatına atfettikleri vasıflar, Mekkeli müşrikler bile putlarına vermemişlerdi.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’demüşriklerin psikolojilerini  şöyle anlatmaktadır: “Dikkat et, halis din ( hüküm yasa ve anayasa) yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez” (Zümer Sûresi, 3. ayet)

Egemenliği Allah’tan gayrısına sunma, Allah dünya işlerimize karışamaz (demokrasi, komünizm, sosyalizm, hümanizm, lâiklik) anlayışı, hüküm sunma mercii olarak Allah’tan gayrısını,(millet, şahıs ve meclisleri tayin etme )ilâhlık iddia etmektir, bunları reyleri ile onamak da onları tanrı olarak kabul etmek ve modern şekliyle şirke düşmektir… Günümüz insanı ve kendilerini İslâm’a nisbet eden kimi zümreler, yaptıkları işlerle Mekkeli müşriklerini fersah fersah geride bırakmışlardır.

İşte Mekkeli müşriklerle Müslümanların ayrılık noktası buydu. Onlar Allah’ın hakkı olan ibadet, kanun koyma, yasama hakkını Allah’tan gayrısına veriyor, onlara dua edip, onlara el açıp, onlara sığınıyorlardı. Bugün de bazı kimseler ölmüş kimi liderlerinin heykelleri önünde sanki onların huzurunda imiş gibi saygılarla minnettarlıklarını sunmaktadırlar.

Kendilerine ilelebet fayda sağlamayacak heykellere hitapla, emirlerine âmâ de olduklarını, ilke ve inkılaplarının, Azad kabul etmez bekçileri olduklarını deklere etmek suretiyle, hem de Müslüman olduklarını iddia ederken Mekkeli müşrikleri geride bırakacak tarzda esfeli safiline yuvarlanmaktadırlar.

Kimileri de, dünya işlerinin evliyanın karar vermesi özerinde şekillendiğine iman edercesine Allah’ı devreden çıkarmaktadırlar. Uydurdukları şeyh, gavs, kutup, birler, yediler, kırklar üzerinden adeta yani bir din oluşturmuşlardır. Bu sapıklık için yeter de artar.

Şeyhlerini kâinat üzerinde tasarrufçu olarak kabul etmektedirler. İnsanlara yarar ve zarar vermede, kendi şeyhlerini hak sahibi olarak görmektedirler.

Utanmadan peygamberin ağzından yalan uydurmaktan hiçbir beis görmüyorlar. Güya peygamberimiz “Dünya işlerinde şaşırıp, hayrete düştüğünüz zaman kabir ehlinden yardım isteyiniz “demiş. Bu peygambere iftiradır.

Uydurdukları dini argümanlarla,  Asırlar geçmesine rağmen, şeytan şirk tohumunu yine kabirlerden ve ekâbirler üzerinde atmaktadır. İnsanlar tarikat şeyhlerine, kabirdeki Salih kişilere yalvarmakta. Yetiş ya Geylani, medet ya Ali, himmet ya şeyhim, atam sen kalk ben yatam diyerek Mekkelilerin içinde bulundukları şirkin içine düşmektedirler.

Kafalarındaki şahıslara Yetiş ya gavs diyerek, himmet Seyyit, şeyh, baba diyerek yalvarmak onları Allaha eşdeğer tutmaktır, bu onlara ibadettir. İbadet etmek sadece namaz kılmak değildir.

Özet olarak; putları sadece Mekke dönemi taştan oyma şeyler olduklarına inananlar, oldukça yanlış bir inanç içindedirler. Maalesef günümüzde Mekkeli müşriklerin ağaçtan taştan oyma şekillere yaratıcı olarak inandıkları inanılmaktadır. Bu gülünç bir iddiadır. Bu gerçekten ümmet için çok vahim durumdur.

Lat ve uzzaların yerine, toplum nezdinde itibar gören uzun sakallı, cübbeli din tüccarı bezirgânlar, toplum nezdinde konum sahipleri Tağutlar, Tağut ve belamların dikta ettiği uyduruk kutsallar almıştır.

Üzülerek belirtelim ki Mekkeli müşriklerin putları,değişik libaslarla çağları aşarak kendilerini İslam’a nisbet eden toğlumu esir almıştır

Kardeşlerim şonu net olarak ilan ediyorum ki ben rabbimizin din olarak bize sunduğu İslam dini özere kaimim, ben asla müşriklerin, laiklerin, dininden değilim, demokrasi ve kendilerini İslam’a nisbet eden ruhbanlarını dininden beriyim,

Rabbimin ifadesi ile De ki; «benim namazım, yakarışlarım duam, ibadetlerim, kulluğum hayatım yasa ve kanunlarım ve ölümüm tüm varlıkları evirip çeviren, onlara yol yordam gösteren, varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden, nizam ve yasa sunan Alemlerin Rabbi olan Allah içindir.» enam 162

Bilmem başka nasıl izah edelim. Allah bizlere hakkı hak, batılı batıl göstersin, hakta ayaklarımızı sabit kılsın. Âmin

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.