Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

DÖRT (4) DİN -11-

HARAMLARI HELAL SAYAN ŞEYH VE MÜRİTLER;
Daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz üzere, amacımız, egomuzu tatmin etmek için tarikat erbabının kirli çamaşırlarını ortaya dökmek değildir. Amacımız bu zihniyetin nasıl bir din ihdas ettiklerini açıklamak ve Müslümanları bunların şerrinden haberdar etmektir. Bunlar resmen bir din ortaya koymaktadırlar ve bunların İLAH'ları ve RAB'leri de tarikatlarının başındaki şeyhleridir…
Konunun başlığında da belirtiğimiz üzere tarikat erbabının tüm kural ve kaideleri şeyhlerinin buyruklarına göredir. Bunu açık açık deklare etmektedirler, lisani hal ve lisani kal ile…
Bu şirksel eylem ve söylemler tarikatların sıradan müritleri tarafından değil, bilakis müderris olan, sarıklı mollaları tarafından dillendirilmektedir. Mollalar şeyhlerinin buyurduğu şeylerde bir hikmet aramakta, ayete sarahaten aykırı olsa bile şeyhin dediklerini yapmakta buna imanın ve tasavvufun bir gereği olarak inanmakta ve müritlere o yönde telkinlerde bulunmaktadırlar.
Örneğin şeyh hazretleri bir kişiye hırsızlık yapmasını buyurduğunda O kişinin hırsızlık yapması gerekir demektedirler. Bu yönde o kadar ustaca hikayeler uydurmaktadırlar ki, hikayeyi dinleyen cahil mürit ister istemez bu hikayeye inanmakta ve şeyhin la yüs'el ve la yezel olduğuna kani olmaktadır.
Bakın kardeşlerim bu basit bir hata değildir, müritler şeyhini teşri makamında görmekte ve ehli kitabın Hz. İsa'yı, Haham ve Rahipleri RAB edindikleri gibi RAB edinmektedir. Bakınız bu hususta yüce Rabbimiz ne buyurmaktadır;
“Onlar Allah dışında hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa'yı ilah edindiler. Oysa onlara sadece tek ilaha, kendisinden başka ilah olmayan ve onların yakıştırma ortaklarından uzak olan Allah'a kulluk etmeleri emredilmişti” tevbe 31
Merhum Seyyid Kutup bu ayeti kısaca şöyle tefsir etmektedir:
“Kitap ehlinin hahamlarını ve rahiplerini nasıl ilah edindiklerini anlatmadan önce Peygamberimizin sav bu ayetin açıklamasına ilişkin sağlam kaynaklı sözlerine başvurmak istiyoruz. Çünkü kesin çözüm O'nun sözlerindedir.”
“Bu ayette geçen "Ahbar" Yahudi bilginleri. "Ruhban" terimi ise Hristiyanların bilgin ve din adamları anlamına gelir”
“Rivayete göre, sahabilerdenAdiyy b. Hatem şöyle diyor; 
"Bir gün Peygamberimizin yanına gitmiştim. O sırada Tevbe suresinin `Onlar Allah dışında hahamlarını ve rahiplerini ilah edindiler' cümlesi ile başlayan ayetini okuyordu.  Ayet bitince bizzat kendi ifadesine göre Peygamberimize `Onlar, hahamlarına ve rahiplerine tapmıyorlar, kulluk etmiyorlar' dedi. Onun bu sözlerine Peygamberimiz şu karşılığı verdi:”
"Evet, ama din adamları onlara helal şeyleri yasakladılar ve haram şeyleri serbest ettiler. Onlar da din adamlarının bu hükümlerine uydular. Bu tutum, onların, din adamlarına kulluk etmeleri anlamına gelir."
“Bundan dolayı yüce Allah bu ayetin devamında `Oysa onlara sadece tek ilaha kulluk etmeleri emredilmişti' buyuruyor. Yani o tek ilah bir şeyi haram kılınca, o şey haram sayılacak, O'nun helal ilan ettiği şeyler helal bilinecek, koyduğu yasaya uyulacak ve verdiği hüküm yürürlüğe konacaktır."
"Çoğu tefsir bilgininin görüşüne göre bu ayetteki ilah edinmekten maksat; Kitap ehlinin din adamlarını evrenin ilahları saydıkları, böyle bir inanç taşıdıkları değildir. Buradaki ilah edinmekten maksat, onların din adamlarının kişisel emirlerine ve yasaklarına uymalarıdır."
"Gerçi onlar hahamlarına ve rahiplerine tapınmıyor, ibadet etmiyorlar. Fakat bu din adamları kendilerine bir şeyi helal kılınca o şeyi helal sayıyorlar, buna karşılık din adamları bir şeyi yasaklayınca onu haram kabul ediyorlar." İşte bu da bir nevi TAPINMADIR…
Görüldüğü üzere, Allah'a ulaşmada bize yardımcı olsunlar diye eteklerine yapışılan şeyhler müritlerinin dünya ve ahiret felaketi olabilmektedirler.
Bu da din adına nasıl da sapık bir DİN' in (dini anlayışın) türediğine açık bir örnektir.
Bu ayetin tefsirinde Üstad şöyle demektedir ;
 Bu ayet hahamlarına yasa koyma yetkisi tanıyan, onlarca konmuş yasalara uyan ve itaat eden Yahudiler ile Hz. İsa'ya İlah'lık yakıştıran ve ona ibadet amaçlı davranışlarda bulunan Hristiyanları aynı derecede müşrik sayıyor, aralarında hiçbir fark görmüyor bu davranış sahiplerini müminlerin safından çıkarıp, kâfirlerin saflarına katmak için yeterlidir.
Bugün tarikat erbabının yaptıkları bundan farklı bir şey değildir. Hatta daha da beterdir…
İnsanın Allah'a ortak koşan bir müşrik sayılması için yasa koyma yetkisini Allah dışındaki bir mercii, meselâ kullara tanıması yeterlidir. Bu gerek tarikat gerek cemaat ve gerekse siyasi bir merci olsun fark etmez…
Artık bu durumda akil olup, imanımızı muhafaza etmemiz kaçınılmazdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.