Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

Ümmet Hastalığı…

              Müslüman Âlemi ya da İslam Ülkeleri diye tabir ettiğimiz, henüz topraksız fakat bağımsız devlet statüsündeki Filistin ve halen bağımsızlık için Ruslarla mücadele eden Çeçenistan'ı da sayarsak 56 ülkeden teşkil eden, dünyanın diğer tüm ülkelerindeki Müslümanları da dâhil edersek yaklaşık olarak 1,5 – 1,6 milyar kişi olarak hesap ettiğimiz bir kitle, bir nüfus karşımıza çıkacaktır ki bu hiç de yabana atılmayacak bir güçtür. 
Etnik kökenine bakılmaksızın böyle bir nüfusa sahip kitlenin dünya üzerinde en büyük sıkıntılara, zulümlere, savaşlara ve ölümlere aynı zamanda cehalete maruz bırakılması ki sadece günümüz modasıyla “dış güçlere” bağlanamaz, sahip olduğu potansiyelle ve hele inandığı din ile son derece çelişkiye düşmektedir. Kaldı ki böylesine bir nüfusa sahip olan dinin, her dinin temsilcisinin olduğu Birleşmiş Milletlerde dahi temsil edilmediğini de hatırlatmak isterim. İşte tüm bu saptamalar neticesinde parça parça olan bu insanlar topluluğundan kan, gözyaşı, zulüm, terör, haksızlık, hukuksuzluk hiç eksik olmadı sanırım anlatmaya gerek yoktur.
    Lidersiz her toplumun geçmişte yaşadığı akıbeti bugün elbette İslam Ümmeti yaşamaktadır. Son örneğini Yeni Zelanda'da yaşadığımız katliamın ve terör saldırısının sonucu olarak kimine göre 49, kimine göre 50 kişinin Şehit edildiği terör saldırısında İslam Dünyasının yaşadığı acziyetin bir kez daha yüzümüze vurulduğu bu olayda ümmetin yakalandığı hastalığın hala geçmediğini bir kez daha gördük. Özellikle 20.Asırdan başlayıp 21. Asıra kadar devam eden bu süreçte Müslümanlığın içine düştüğü en büyük hastalığın adıdır şekilcilik. Şeklen İbadet, şeklen milliyetçilik, şeklen eylem, protesto, şeklen ağlama, şeklen kınama vs... Yeni Zelanda'da yaşanan terör eylemine bile şeklen yapılan kınamalar ve protestolar, bilmem herkeste aynı kanaat oluştu mu bilmiyorum fakat bana ne kadar samimiyetsiz geldiğini anlatmam için yaşanan bu olay karşısında Yeni Zelanda'lıların verdiği tepkiler ile Müslümanların verdiği tepkileri kıyaslamam yeterli oldu. Şahsen ben kendi adıma konuşayım Türkiye dışında bu olaya tepki gösteren hiçbir ses duymadım. Zira yakın tarihte Abd'nin isteğiyle(emri) Katar Devletine karşı bir anda tek ses olan bir olayı hep beraber tecrübe etmiş bulunuyoruz.  İşte tüm bu ortamda en samimi davranışları başta Yeni Zelanda Başbakanı olmak üzere Müslümanlar camilerde rahatça namazlarını kılsınlar diye cami çevresine herhangi bir başka terör saldırısına karşı adeta etten barikat kuran Yeni Zelanda halkı verdi. Unutmadan takdire şayan bir başka davranış ise Avustralya'lı ırkçı senatörün kafasına yumurtayı çakan gencin bu davranışı ve kendisi için toplanan paraları camide terör saldırısıyla şehit olmuş müslümanların yakınlarına bağışlamasıydı. Gerisi yine şekilcilikten öteye gidemedi...
    Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve vatandaşlarının bu terör saldırısı karşısındaki tutum ve davranışları, kimileri Yeni Zelanda'ya ve içerisinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nu taşıyan uçağın yakıt masrafını konuşsa da oralara kadar gidilmesi, yapılması gereken bir davranıştı.
    Ebabil kuşlarından medet beklemekten ziyade, öncelikle İslam Ümmeti içine düştüğü bu hastalıktan kurtulmak zorundadır. Sorunu dışarıda arama acizliğinden vazgeçip, gerçek manada öz eleştiride bulunup bu hastalıktan bir an önce kurtulmanın yollarını aramaktan başka çaremiz kalmadı. Bu kadar kan, gözyaşı, dram bu bölünmüşlüğün ve içinde bulunulan hastalığın tezahüründen başka bir şey değildir.
Müslümanlar olarak bizler bu durumdan, bölünmüşlükten kurtulmadıkça İslam Dünyasında istikrarsızlık devam edecektir. Her yeni güne İslam Ülkelerinde yeni bir saldırı, bu olmadığı zamanda ise İslam Ülkesi olmayan diğer başka ülkelerde yaşayan Müslümanlara yönelik saldırılarla uyanıyoruz. Yaşanan tüm bu olayları protesto etmekten ve lanetlemekten öteye de gidemiyoruz. Ben hadi hep beraber savaşalım demiyorum ancak bu bölünmüşlük karşısında yaşanılan tüm bu olayların tesadüfi olmadığını hepimizin bilmesini istiyorum…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.