Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

Toplumsal Vicdan…

Etimolojik köken ve Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakacak olursak “TOPLUM” denilince, cemiyet kavramı ile karşılaşacağız. Buradan hareketle de “aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü” diye karşımıza bir tanım çıkacaktır. Sosyal bir varlık olan insanoğlunu yaşadığı toplumdan etkilenen ve etkileyen özelliği ile içinde bulunduğu toplumdan bağımsız düşünemeyiz.

Fikirsel olarak ise toplumu insanların birbirlerine ihtiyaç duyduğu ortam olarak da açıklayabiliriz. Buraya neden geldik diye soracak olursak toplumsal olarak hepimizin içerisinde yaşadığımız zaman diliminde kimsenin kimseye güveni kalmadı, güveni geçtim insanı insan yapan en temel özelliklerden olan “merhamet” duygusunu yitirip, kimsenin kimseye merhamet dahi etmediği bir topluma evirildik. Durumu kimse mi görmüyor yoksa böyle olması birilerinin asıl ulaşmak istediği nokta mı bilinmez ancak şurası kesin ki artık kimse kimseye menfaati dışında gülümsemez oldu. Tanımadığı biri için sadece ona iyilik olsun diye kılını dahi kıpırdatmaz oldu. Biz buraya nasıl geldik/getirildik toplumsal vicdanımızı nasıl kaybettik bunu sorgulamanın vakti geldi ve geçiyor.

Ulus devlet kavramının içinin boşaltıldığı ve dahi ulus devletin istenmediği günümüz dünyasında bilinçli olarak yapılan ve adına “toplum mühendisliği” denilen çok korkunç çalışmalarla, kirli senaryolarla insanların birbirlerine olan güven duygusu bilinçli çalışmalarla ortadan kaldırıldı. Yugoslavya örneği gün gibi ortada dururken bizim toplum olarak oradan almamız gereken büyük dersler vardır. Kurulduğu günden 1990’lara kadar aynı ülke bayrağı altında ve toprak parçasında kardeşçe yaşayan insanlar planlı bir şekilde birbirlerine küstürüldü, birbirlerinden şüphe duymaları sağlandı. Bu tarihten sonra birbirlerine karşı korkunç katliamlar planlayıp uyguladılar. Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve en son bağımsız olan Kosova bu ülkeler bilinçli olarak birbirlerine düşman edildi ve neticesinde yaşanan iç savaş neticesinde 20. Yüzyılın en büyük katliamlarından biri olan Srebrenitsa Katliamı(Soykırımı) yaşandı.

Listeyi daha da uzatabiliriz. Meselenin kökeninde aynı toplumda yaşayan insanların birbirlerine karşı toplumsal vicdan kavramının ortadan kaldırılması yatar. Bizim toplumumuzda da aynı senaryo acımasız bir şekilde sahneleniyor. Bunu görmek için televizyonu açıp herhangi bir kanalı ve özellikle “prime time” dedikleri televizyon izlenilirliğinin en yoğun olduğu 18:00-21:00 saatleri arasındaki programlar nasıl bir toplum mühendisliğinin yapıldığını fazlasıyla gösterir. İnsanlar birbirlerine en ağır hakaret ettikleri programlardan tutun, her türlü pisliğin yapıldığı dizi filmlere, birbirlerini aşağılamanın marifet sayıldığı yarışmalar falanlar filanlar.

İşin en ilginç yanı ise adına “milenyum” denilen 2000 yılından sonraki zaman biriminden sonra düşünmeyen, sorgulamayan ve itaat eden insan üretme çalışmaların meyvelerini içimiz parçalanır şekilde izliyoruz.

Millet olma bilincinin insanlardan alınmaması gerektiğini acı tecrübelerle deneyimlediğimiz modern zaman dünyasında insanlar arasındaki kutuplaştırmayı minimize etmenin yolları üzerinde tartışılması gerekmektedir. Türkiye’mizde de bu yönde çalışmalar yapılmalı sadece oy kaygısı ile insanları kutuplaştırıp bu yolla bir şeyler elde etmenin uzun vadede toplumsal hafızada geri dönülmez hasarlar bıraktığı gerçeği göz ardı edilmemelidir…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.