Sabahattin Cevheri
Sabahattin Cevheri
  • 09.01.2019
Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

ŞEHR-İ İMAR, ŞEHR-İ TAHRİP…

Merhum Turgut CANSEVER’in “Şehirleri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” Sözünü hatırlatarak konuya girmekte fayda görüyorum, zira geçmişte ve dahi günümüzde şehirleri imar etmenin derdine düşüp nesilleri epeydir ihmal ediyoruz, nitekim ihmal ettiğimiz nesiller de imar edilen şehirleri tahrip etmekte yarışır hale geliyorlar.

Ekonomik gelişmişlikle birlikte nispeten geriden gelen kalkınma ve şehirleşme hızından çarpık, plansız ve programsız şehirler elde ederek yapılan yanlışlar son sürat devam etmektedir. Bunun son örnekleri Cumhurbaşkanımızın da şikâyet ettiği çarpık ve çirkin dikine yapılaşmadan bahsetmeyeceğim. Şehir merkezlerine yapılan Avm’leri anlatacağımı sanıyorsanız yine yanılıyorsunuz benim anlatacağım konu belli noktalarda trafiği rahatlattığı aşikâr olan, belli noktalarda ne için yapıldığını yapanların dahi anlamadığına bahse gireceğim, yine belli noktalarda yapılıp onlarca kez harap olup tadilat gören köprülü kavşaklardan bahsedeceğim.

Liyakat; layık olma, yaraşma, yaraşırlık ve uygunluk anlamlarında kullanılan günümüz Türkiye’sinde pek tercih edilmeyen ama Hukuk Devletinin kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalınan devletlerde uygulanan pek güzel ve adil bir sistemdir. Belediyelerin ihale komisyonlarında ve denetim ekiplerinde sanırım bu işin yeterliliğine bakılmadan personel istihdam ediliyor ki kent merkezinde yapılan üstelik pek de eski sayılmayan köprülü kavşaklarında müthiş bir su sızıntısının fark edilmemesi başka hiçbir gerekçeyle açıklanamaz.

Temelde iş bitiminden hemen sonra ya da belli aralıklarla bu işlerin denetimleri yapılmayacaksa neden o kadar personel istihdamı yapılır, o kadar kişiye neden boşu boşuna maaş ve sosyal haklar ödenir. SSK Köprülü Kavşağındaki su sızıntısı demek hafif kaçar artık resmen musluktan boşalırcasına akan suyu aylardır nasıl hiçbir yetkili görmez ve önlem almaz. Herhangi bir can ve mal kaybından sonra mı oraya bir çare bulunacak, illa ki birileri zarar mı görmelidir, yetkililerin acilen oraya bir çare bulmaları artık elzem olmaktan çıkmaktadır. İşin daha acıklı tarafı ise sorunun sadece o köprülü kavşakla sınırlı kalmaması birkaç köprülü kavşakta da aynı sorunların olması sıkıntının ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor.

Eğer bu işler şahısların keyfiyetine bırakılacaksa hepimizin çekeceği var demektir. Zira bazı köprülü kavşakların daha yapımı bitmeden yan yollarında ne denli çöküntülerin olduğu hala zihinlerde tazeliğini korumaktadır. Topçu Meydanında iki yılda bir yapılan sözüm ona bakım ve onarım çalışmalarından Liyakat Siteminin ne denli başarısız işletildiğinin canlı şahitleriyiz.

Memlekette taş üstüne taş koyanın duacısıyız ancak kamu kaynaklarının böylesine heba edilmesine de sessiz kalmamızı da bir zahmet kimse bizden beklemesin. Amaç körü körüne eleştirmek ya da kötülemek olarak algılanmamalı. Popüler söylemle hepimiz aynı gemideyiz.

İçerde toplumsal barışı bırakın baltalayacak zedeleyecek hatta akıllara bunun şüphesini bile akıllara getirmekten kaçınılmalı, en azından insanlar vergilerinin nerelere harcandığını bilmeli, geneldedaha şeffaf devlet mekanizması, özelde de daha şeffaf belediyecilik vizyon politikası haline gelmelidir.

Meseleyi bu tekelde ele alacak olursak ne toplumsal barışa bir zarar geleceğinden endişe duyabiliriz ne de yersiz korkulara kendimizi kaptırıp gelecek nesiller için kurmayı planladığımız ve de hayal ettiğimiz şehirleri kurmaktan geri durmayız.En önemli nokta ise bırakmayı düşündüğümüz nesilleri ihmal etmeyiz ki kendileri için planladığımız şehirleri günü geldiğinde harap etmesinler…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.