Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

BEN(SİZ), SEN(SİZ), O(NSUZ)…

    Esasen birkaç gündür Toplumsal Mutabakat üzerine bir yazı yazmak için uğraşıyordum, daha doğrusu kafamı toparlamaya çalıyordum ki birçoğumuzun belki de ilk defa haberdar olduğu ve yine çoğu kişinin haritada bile yerini bilmediği Yeni Zelanda'da ki vahşi terör eylemi gerçekleşti. 
    Fitili ateşlenen terör dalgasından nasibini Yeni Zelanda gibi dünyanın en sakin ve dahi yılda ortalama 1 cinayet istatistiğine sahip bu ülke böylesine canice ve gaddarca yapılan bu terör saldırısıyla dünyanın hiçbir yerinde güvende değilsiniz mesajının verildiği aşikardır. Terör saldırısını gerçekleştiren teröristin ve/veya destekçilerinin saldırıdan önce yayınladığı manifestoda bile satır aralarında bile gizlenme ihtiyacı duyulmayan bu gözdağının ne derece ürkütücü boyutta olduğunu görmemizi sağlıyor. Saldırgan kendisinin herhangi bir askeri eğitim almadığını söylerken bu tarz eylemleri herkesin rahatlıkla yapabileceğini kendi kafa yapısında olup sadece buna cesaret edemeyenlere yönelik bir çağrı olduğu su götürmez bir gerçektir. Terör saldırısını yaparken kullandığı silahların üzerindeki notlarla İslamiyet ve Müslümanlık özelinde Türk düşmanlığının hangi noktaya ulaştığını sağır ve kör dünya kamuoyuna bir kez daha tokat gibi vururken bizler de kanımız çekilmiş vaziyette izlemekle yetindik.
    Uluslararası toplum her zamanki yüzsüzlük ve insanlık dışı kafalarıyla bu terör eylemini fanatiklerin saldırısı şeklinde hafifletmeye hatta görmezlikten gelmeye çalıştı ki bu kendilerinden beklenen bir durumdur. Kimsenin de pek şaşırdığını sanmıyorum.
    Libya'da, Filistin'de, Arakan'da, Keşmir'de, Irak'ta ve dahi dünyanın geri kalan tüm noktalarında Müslümanlara ve mazlumlara yapılan zulüm, terör ve katliamları bile adına Müslüman Dünya dediğimiz bizler için bile sıradanlaştırdılar. Artık Filistin'e yapılan saldırılar bizi eskisi gibi etkilememekte, Arakan'daki Müslümanlar televizyonlarda eskisi gibi yer bulamamaktadır. Kendi ülkemizde kendi vatan evlatlarımızı şehit verdiğimiz de bile artık eskisi gibi boğazımız düğümlenmiyor. Ülkece daha önemli olayları takip ediyoruz. Mesela Survivor'da bu hafta kim elenecek veya izlediğimiz dizi bu hafta neden yayınlanmadı yada dizinin karakterleri birbirleriyle barışacaklar mı?
İslam Ümmetinin, unutan ve uyutulan bireyleri olduğumuzu batı ve onun taşeronları çok iyi bilmektedirler. Bu yüzden İslam'a ve Müslümanlara ezelden gelen düşmanlıklarını pervasızca göstermektedir. Bu yüzden Yeni Zelanda'daki cani terör saldırısını yaparken kullandığı silahta Kosova Savaşında Sultan Murat'ı şehit eden “MiloşObiliç” ismini yazmıştır. Bu yüzden Osmanlının batıdaki yürüyüşünün durdurulduğu “Viyana 1683” yazısını yazmıştır. Bu yüzden Endülüs Emevilerini yenilgiye uğratan Frank Krallığı Komutanının adını yazmıştır. 
    Milli ve manevi değerlerimizi bize unutturdular. Birliğimize ve beraberliğimize oynadılar, hergün ve her saat bu birliği nasıl kırabilirizin hesabını yaptılar ve nihayetinde başardırlar. Sağ-sol dediler, komünist-liberal dediler, laik-dindar dediler, alevi-sünni dediler, Galatasaray-Fenerbahçe bile dediler ve nihayetinde toplumu öylesine paramparça ettiler ki artık aynı siyasi partiye oy vermeyenler birbirleriyle aynı mahalle kahvesinde aynı masada bile oturmuyor, birbirlerinin cenazesine dahi gitmez oldular. Biz nasıl oldu böyle parça parça oldu toplumsal kutuplaşma ülkemizde ve İslam Dünyasında öyle korkunç bir hal aldı ki birbirimizi parçalayacak duruma geldik. Dini kimlikle kurulan cemaatler bile kendi yaşadıkları İslam'ın esas İslam olduğunu söyleyip diğer cemaat ve tarikatları hak yolda olmamakla suçlar hale geldiler. Netice de ise tuttuğu takımda bile kutuplaşa ve ayrışan toplumlar yönetilmeye ve zulme uğramaya mecbur hale gelirler gerçeğini en acı şekilde yaşar hale geldik. Yugoslavya'yı bu yöntemle parça parça edip içerisinden 8-10 devlet çıkardılar ve işin daha acı kısmı Yugoslavya dağıldıktan sonra ortaya çıkan ve hepsi birbiriyle komşu olan insanların kurduğu bu devletler son yüzyılın en acı soykırımlarından biri olan Srebrenitsa Soykırımı ile birbirlerini boğazladılar. Herkesin tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına rağmen Terör Devleti İsrail'in bombalı saldırısıyla Şehit olan Şeyh Yasin'in ümmete mektubunu okuması gerekmektedir.Artık İslam Alemi kendi içerisinde bir olmayı öğrenmesi gerekmektedir. O BU ŞU demeden onsuz bunsuz şunsuz olamayacağı bilincine varması gerekmedir. Ne kendilerine ne de başka hiçbir mazlum millete böyle bir terör saldırısının yapılmasına müsaade etmemeyi öğrenmelidir. Geçmişte bunu yapmış ve başarmış bir milletin evlatları olarak görünen o ki yine bizlerin bu sorumluluğu alması gerekmektedir…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.