Ahin  Güneş

Ahin Güneş

Bu Tohumu Siz Ekebilir misiniz..?

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut

çaldı..

Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator'u görünce ona şöyle dedi;

"Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.."

 

İmparator dudak büker;

"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"

 

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;

"Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.."

 

İmparator kahkaha atarak;

"Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi.

 

Yoksul adam;

"Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım..

Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.."

 

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;

"Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi..

 

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telâşe içersinde İmparator'a dönüp itiraz etti.

"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinadar başı eksin.."

Hazinadar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinadara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve;

"Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi.

Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi..

 

Sonra da gülerek;

"Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter." dedi..

 

*...*

 

Evet İnternetten bulup, alıntıladığım öyküyü okudunuz, Şimdi sizlere soruyorum, deyim yerindeyse ortalığın toz duman olduğu şu günlerde öyküde bahsi geçen tohumu ekecek, yeni seçilmiş belediye başkanları, parti il başkanları, bürokratlar velhasıl her kesimden olsun temiz kimse var mı dersiniz?..

 

Bence hayır...

 

Olsaydı şayet, başta büyükşehir belediye başkanı olmak üzere yeni seçilen belediye başkanlarının çoğu kadrolarını kurarken, danışmanlarını şehit cenazesi yerdeyken kameralar karşısında gerdan kıranlardan başkan danışmanı (ki hangi konuda uzman kimse bilmiyor) seçmezdi ...

 

Bazı ilçe belediye başkanları da "kavun kısım..." anlayışı ile akrabalarını, milletvekili yakını gibi liyakattan uzak kimseleri başkan yardımcısı seçmez, öncelik olarak liyakata önem verirdi..

 

Bilmem anlatabildim mi?

 

Hayatı doğruları ve Urfa'yı seven herkese saygılarla


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.