lisans koleji sol
lisans koleji
  • 29.06.2021
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Türkiye’nin önündeki kritik eşik

 

27 Nisan e-muhtırası verildiğinde AK Partililerin bir kısmı Abdullah Gül’le birlikte Dışişleri konutunda, başka bir grup da Erdoğan’la birlikte Başbakanlık konutunda toplanmıştı.

AK Partililerin ne yapacağı merak ediliyordu. “İstifa mı edecekler yoksa görmezden mi gelecekler” tartışması yapılıyordu. Kimse direneceklerini düşünmüyordu.

Abdullah Gül, “Şimdi kritik bir karar eşiğindeyiz. Şu anda alacağımız kararla Türkiye’nin geleceğinde ya biz olacağız ya da onlar” dedi.

Gül’ün onlar dediği darbeciler, muhtıracılardı.

ERDOĞAN DİRENME KARARI ALMIŞTI

Erdoğan ise bir an bile tereddüt etmemiş, muhtıraya karşı direnme kararını almıştı. Kesinlikle istifa etmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun mücadele edeceğiz, diyordu. Ülkeyi darbeci zihniyete teslim edemeyiz, diye konuşuyordu.

Muhtıraya karşı ne yapılacağı konusunda çok fazla bir tereddüt yaşanmadı.

Teslim olmak, istifa etmek bir an bile düşünülmedi.

Direndiler kazandılar.

27 Nisan gecesi direndiler ve kazandılar.

15 Temmuz’da olduğu gibi.

Burada amacım 27 Nisan gecesi yaşananları anlatmak, 15 Temmuz’u hatırlatmak değil.

Türkiye geçmişte de kimi zaman kritik eşiklerle karşı karşıya geldi. Kimi zaman o kritik eşiği aşamadı. O zaman Türkiye kaybetti.

YENİ SÜREÇ

Emekli amirallerin bildirisi ile başlayıp, video operasyonları ile devam eden, HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan silahlı baskınla süren bir süreç yaşanıyor.

Bu bir iklim. Bu bir ekosistem. Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça bizde bu mekanizmalar harekete geçiyor. Yeni bir sınamanın eşiğindeyiz.

EŞİĞİ AŞMAK

Bir tercih yapacağız.

Bu eşiği ya biz aşacağız, ya onlar...

Ya kaos planları yapanlar kazanacak ya milli iradeye sahip çıkanlar.

Ya ülkeyi 90’lı yıllara çevirmek isteyenler galip gelecek ya demokratik istikrarı korumak isteyenler.

Neler oluyor, Türkiye nereye gidiyor diye soran olursa...

Kritik bir eşikteyiz.

Ya demokrasi kazanacak ya da Türkiye’yi karanlığa sürüklemek isteyen güçler.

Henüz mücadelenin başındayız.

Ya biz kazanacağız, ya da onlar...

MKE ÖZELLEŞTİRİLECEK Mİ?

MAKİNE Kimya Endüstrisi etrafında bir tartışma yürüyor. Açık toplumun gereği olan bu tartışmayı yadırgamıyorum. Muhalefetin baskısı iktidarın hata yapmasını önler. Önemli olan tartışmanın doğru bir zeminde yürümesi.

Kılıçdaroğlu, “Tank Palet Fabrikası’ndan sonra şimdi de MKE’yi peşkeş çekmek istiyorlar” dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “MKE’nin özelleştirilmesi, satılması söz konusu değil. MKE gözbebeğimiz, MKE’yi modernleştiriyoruz, hantal yapısından kurtarıp güçlendiriyoruz” diye konuştu.

RAMAZAN CAN’A SORDUM

Yasa teklifi dün komisyondan geçti. Gerçeği öğrenmek üzere MKE ile ilgili teklifi hazırlayan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’a başvurdum.

Neden Ramazan Can? Önce bu soruya yanıt vermem lazım. Kırıkkale demek MKE demektir. Ramazan Can demek ise çekirdekten yetişme MKE’ci demektir. Çırak okulundan tornacı olarak girdiği MKE’de liseyi dışarıdan bitirip, Hukuk Fakültesi’nden mezun olan birisi. Çekirdekten yetişme MKE’ci.

ÖZELLEŞTİRME DÜZENLEMESİ

Ramazan Can dedi ki:

1- MKE özelleştirilmiyor. MKE KİT statüsünde ve özelleştirme kapsamında. Tam aksine özelleştirme kapsamından çıkarılıyor.

2- MKE KİT statüsünde olduğu için zamanla hantallaştı, yeni düzenleme ile MKE KİT statüsünden çıkıp, TAI gibi, Roketsan gibi anonim şirket haline dönüşecek. Onlar Mehmetçik Vakfı’na bağlı, MKE ise Hazine’ye bağlı olacak. Böylece onlardan bir adım önde olacak.

3- Anonim şirket haline dönüşen MKE, denetim açısından Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olacak ancak sermayesinin tamamı devlete ait olduğu için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı çalışacak.

4- MKE özelleştirilmediği gibi yaptığımız yasal düzenlemenin 9. maddesinde MKE’yi özelleştirme kanunundan muaf tutuyoruz.

KATMERLİ DÜZENLEME

5- Buna rağmen 9. maddedeki düzenleme ile yetinmedik. Kamuoyunda bir yanlış anlamaya fırsat vermemek için komisyonda ek önerge vererek, MKE’nin özelleştirilemeyeceğini kanun metnine açık ve güçlü ifadelerle yazdık.

6- MKE’nin özelleştirilmeyeceğini 8. maddede yaptığımız değişiklikle ikinci kez güvence altına aldık.

“Şirket, şirketin hisseleri ve bağlı ortaklıklar, satış, kiralama, işletme hakkının devri ve/veya sair başka tasarruflar yoluyla yerli ve yabancı özel hukuk gerçek ve tüzel kişilere devre konu edilemez” dedik.

ÇALIŞANLAR NE OLACAK?

7- MKE’nin yapısı anonim şirkete dönüştürüldüğünde hiçbir çalışanının hak kaybı olmayacağını yasanın içine koyduk. Beyaz yakalı da, mavi yakalı da ekmeğinden olmayacak.

Peki savunma sanayimizin gözbebeği olan MKE’nin yapısını değiştirmeye neden ihtiyaç duyuldu?

TAI, ROKETSAN GİBİ BÜYÜYECEK

Ramazan Can yine dedi ki:

1- MKE KİT statüsünde olduğu için savunma sanayi şirketlerimiz TAI, Aselsan, Roketsan, Havelsan gibi kendini yenileyip modernleştiremedi.

2- MKE’de 6 bin kişi çalışıyorsa bunun en fazla 1500 kişisi üretimde yer alıyor. Bu da hantallaşmayı getiriyor.

3- MKE KİT statüsünde olduğu için üzerinde sürekli olarak özelleştirme baskısını hissediyor.

4- MKE yurtdışından yeni bir makine ithal edeceği zaman, yeni bir teknoloji transfer edileceğinde uzun süren bürokratik işlemlerle uğraşmak gerekiyor: Bir makinanın ithalatı için 6 ay ile 1 yıl arasında uğraşmak gerekiyor. Ancak anonim şirket olduğu zaman ihtiyaç olan makinaları kısa sürede alıp, üretim bandına sokmak mümkün olacak.

 

5- MKE’de ücretler çok düşük. Nitelikli personeli elinde tutamıyor. Ayrıca TAI gibi, Roketsan gibi, Aselsan gibi dışarıdan iyi yetişmiş mühendisleri, teknik elemanları alamıyor.

6- Dünya silah devleri dinamik bir yönetime sahip olan şirketler şeklinde yapılandırılmış. Biz de dünya silah devleri ile rekabet etmek için MKE’yi yeniden yapılandırıyoruz.

BAŞKA MKE YOK

Peki MKE anonim şirkete dönüşürse bu sorunlar çözülebilecek mi? Bana öyle anlatıldı ki, MKE yeniden küllerinden doğacak. Savunma sanayisinde uluslararası bir oyuncu olacak şekilde yapılandıracak. Dilerim öyle olur. Çünkü başka MKE yok.

ETKİLİ BİR İLETİŞİM TEKNİĞİ

ESENLER Belediye Başkanı Tevfik Göksu, iletişim tekniği açısından farklı bir iş yaptı.

Türkiye’nin önündeki kritik eşik

Hakkında haber yapan yayın kuruluşlarına açık çağrı yaptı, bir gün sonrası için randevu verdi. Tevfik Göksu basın toplantısı için bir salon hazırlattı. Belediye hakkında haber yapan Cumhuriyet, Birgün, Sözcü, Halk Tv, KRT, Oda TV ve Tele 1’e birer koltuk, birer mikrofon hazırladı. Yayın kuruluşlarının isimlerini yazıp masalarına birer tabak pasta koydu. Bir gün sonra Tevfik Göksu salonda yerini aldı. Ama yayın kuruluşları gelmedi.

Elbette ki onlar gelse, sorularını sorsa Tevfik Göksu da doğrular neyse onu anlatsa daha yararlı olurdu ama iletişim tekniği açısından bu yöntem de çok etkili oldu. Öyle bir farkındalık oluşturdu ki, Ankara’dan benim dahi dikkatimi çekti.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.