• 06.01.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Trump doktrini

Kasım Süleymani, İran’ın bölgedeki kılıcıydı. Trump’ın verdiği talimatla ortadan kaldırıldı. Bloomberg’de yer alan bir yorumda Trump’ın 27 Aralık’ta ABD üssüne yapılan saldırıdan sonra bu kararı aldığı iddia edildi. Ancak Süleymani’nin ortadan kaldırılmasına yönelik kararın, 29 Aralık gecesi ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne baskın girişi üzerine alındığı söyleniyor.

ABD’nin travmaları var.

1979 İran Devrimi sırasında ABD Büyükelçiliği’nin basılması, ABD’li rehineler için yapılan başarısız kurtarma girişimi ve İran tarafından rehin alınan 52 ABD askeri gibi. Trump da İran’ı 52 hedefi vurmakla tehdit etti.

Ayrıca Libya’da ABD Büyükelçisi Chris Stevens roketle vurularak öldürülmüştü. ABD başkanlık seçiminde Hillary Clinton’un karşısına çıkmıştı. Trump, kasım seçimlerinde Carter ya da Hillary Clinton durumuna düşmek yerine, kendisine seçim kazandıracağını inandığı Kasım Süleymani şovunu yapmayı tercih etti.

Bu arada ABD’liler, Kasım Süleymani’nin Bağdat’a bazı suikastlar için gittiğini servis ettiler. Bir süre sonra el yükseltip Irak’ta hükümete karşı darbe planladığını iddia ettiler. Süleymani’nin Bağdat’ta mevcut hükümeti devirip doğrudan İran kontrolünde bir yönetimi başa geçirmek için bulunduğu yönünde değerlendirmeler yok değil.

Bu arada İran’ın Ankara Büyükelçiliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ruhani ile görüşmesinde “Şehit Süleymani’nin yokluğu derinden üzüyor” dediğini yaydı. Cumhurbaşkanlığı kaynakları bunu yalanladı. Süleymani’nin cenazesi dahi kaldırılmadan İran, algı operasyonuna başladı. Acem oyunu bu olsa gerek.

Başkan Trump ise ilk başlarda müzakereyi önceleyen tavrını terk edip savaş kışkırtıcılığı yapmaya başladı. Çünkü Trump, İran’ın ciddi bir karşılık veremeyeceğini gördü. Süleymani suikastını IŞİD lideri Bağdadi’nin ortadan kaldırılmasından bağımsız düşünemeyiz. Buna “lider doktrini” deniliyor. Ama sahadaki gerçeğe bakıp “Trump doktrini” olarak adlandırmak daha doğru. ABD Başkanı, liderleri ortadan kaldırarak tehlikeyi yok ettiğine inanıyor.

Peki İran bir misilleme yapar mı? İran’ın çizilen karizmasını kurtarmak için bir misilleme yapması bekleniyor. Doğrudan ABD’yi değil, Suudi Arabistan gibi ABD’nin bölgedeki müttefiklerini hedef alabilir deniliyor. İran’ın ABD’yi şoka sokacak bir darbe vuracak güçte olmadığı ifade ediliyor. Peki üçüncü dünya savaşı bekleniyor mu? Beklenmiyor. Hiçbir ülkenin bir dünya savaşını göze alamayacağı düşünülüyor. Suriye’de çatışmaların azalacağı, Irak ve Yemen’de ise artacağı tahmin ediliyor. Süper güçler bir süredir vekâlet savaşı yapıyor. Arap ve Kürt gençleri varken, niye kendi askerlerini cepheye sürsünler...

AKŞENER, KILIÇDAROĞLU VE ÇAVUŞOĞLU NE KONUŞTU?

Libya tezkeresinin TBMM’de görüşülmesi öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, muhalefet liderlerini ziyaret ederek bilgilendirdi. Görüşmede iki nokta önplana çıktı.

1- Kılıçdaroğlu ve Akşener, Libya’da çatışmaya taraf olmak ve asker göndermek yerine diplomasinin ön plana çıkarılmasını öneriyorlar. Çavuşoğlu“Diplomasi sonuna kadar denendi. Ama sonuç alınamadı” karşılığını veriyor.

2- Sıcak çatışma ihtimali. Görüşmede Kılıçdaroğlu“Türk askerinin sıcak bir çatışmanın ortasında kalması söz konusu mu?” diye soruyor. Çavuşoğlu“En kötü senaryo çalışıldı. Türk askerine yönelik bir saldırı olursa anında cevap veririz” karşılığını veriyor.

KILIÇDAROĞLU MUHARREM İNCE İLE NE ZAMAN GÖRÜŞECEK?

Benimki bahtsız bedevi durumu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun yeni yıl kahvaltısı için Marriott Oteli’nin kapısında inince CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’la karşılaştık.

Engin Özkoç’u AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’e “Bu kadına haddini bildiriniz” dediği için eleştirmiştim. 28 Şubat sürecinde Ecevit’in Merve Kavakçı’ya “Bu kadına haddini bildirin” dediği günleri hatırlattığını savunmuş, “Devir değişmiş ama kafa değişmemiş” demiştim. Engin Özkoç karşılaşmamızda onu hiç hatırlatmadı. Hatırlatsa da ben yazdıklarımın arkasında durduğum için bir şey değişmezdi. Ama gerek yoktu. Onun yerine havanın ne kadar soğuduğundan konuştuk. Özkoç’a “Kilo vermişsiniz” dedim. “14 kilo verdim ama devam edecek” dedi. Ne yaptığını sordum. “Diyet ve spor” diye özetledi. Kahvaltıda Kılıçdaroğlu’nun yakınında bir yere düştüm. “Libya’da ne işimiz var” diyen CHP Lideri’ne Atatürk’ün Libya’nın milli giysileri içindeki fotoğrafını gösterip “Atatürk’ün Libya’da ne işi vardı?” diye sormuştum. Kılıçdaroğlu ile sıcak bir şekilde tokalaştık. “Atatürk’ün Libya’da ne işi vardı?” diye sormadım ama “Tezkere geçti, hâlâ Libya’ya asker gönderilmemesinde ısrarlı mısınız?” diye sordum.

Bir şey dikkatimi çekti. Kılıçdaroğlu, CHP’yle ilgili sorulardan memnun olmadı. Biz Ekrem İmamoğlu ve Muharrem İnce diye sordukça o, “İktidar medyası ‘CHP’de bir çatlak oluşturur muyuz’ diye çalışıyor” karşılığını verdi. Edindiğim izlenim: Kılıçdaroğlu kısa bir süre içinde Muharrem İnce ile görüşecek.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.