lisans koleji sol
lisans koleji
  • 05.02.2021
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Tek imama bağlı özel mahremmiş

Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra teğmenlik yıldızını Fetullah Gülen’in taktığı Serdar Atasoy’un bu güne kadar nasıl tespit edilemediği sorusunun peşine düştüm. Serdar Atasoy, 2020 yılında yapılan Yüksek Askeri Şûra’da tuğgeneralliğe terfi ettikten sonra Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevini üstlenmişti. FETÖ’cü askerlerin tespit edildiği ankesör soruşturmasında saptanan Atasoy, 27 Ocak’ta gözaltına alındıktan sonra itirafçı oldu. 6 gün sonra serbest bırakılan Serdar Atasoy, FETÖ’ye ilişkisine dair önemli bilgiler verdi.

Atasoy’un itiraflarıyla ilgili haber Fevzi Kızılkoyun imzasıyla dün Hürriyet’te yer aldı. O nedenle Atasoy’un ifadesinde verdiği bilgileri tekrar etmeyeceğim. Buraya bir nokta koyduktan sonra Serdar Atasoy şimdiye kadar nasıl tespit edilemedi ve bu noktaya kadar nasıl yükseldi sorusuna yanıt arayacağım.

AKAR: ‘HİÇBİR DOSYAYI BEKLETMEM’

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la görüşmelerimizde gündem maddelerinden birini mutlaka FETÖ’yle mücadele oluşturuyor. Akar, her defasında masasının üstünü göstererek, “FETÖ’yle ilgili hiçbir dosya beklemez. Geldiği an inceler, işlem yapılması için hemen savcılığa sevk ederim” diyor.

FETÖ’yle mücadelede ne kadar titiz davrandığını anlatan Hulusi Akar, mutlaka bir bilanço vermeyi de ihmal etmiyor.

Akar her defasında FETÖ’yle mücadelenin bitmediğini, kendisini gizlemeyi başaran örgütle mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

FETÖ’nün 40 yılda her türlü gizlenme yöntemlerini kullanmak suretiyle yerleştiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 40 günde temizlenmesi mümkün değil. Değil 40 gün, on yıllarca devam ettirilmesi gereken bir mücadele bu.

 

Tek imama bağlı özel mahremmiş

2017’DE GÖZALTINA ALINMIŞ

Serdar Atasoy’un 15 Temmuz’dan 1 yıl sonra, 2017’de Erzincan’da 3. Ordu Komutanlığı bünyesinde görev yaparken FETÖ’den gözaltına alındığı, sorgusunun ardından serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

ERZİNCAN SORUŞTURMASI YAŞ’TA GÜNDEME GELMEDİ Mİ?

Serdar Atasoy’un, FETÖ soruşturması kapsamında 2017 yılında Erzincan’da gözaltına alınıp savcılık sorgusundan sonra serbest bırakıldığı bilgisi tuğgeneralliğe yükseltildiği 2020 yılı Yüksek Askeri Şûra toplantısında gündeme gelmedi mi? Atasoy’la ilgili FETÖ soruşturması dosyasında yer aldıysa buna rağmen nasıl terfi ettirilerek, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevine atandı? Serdar Atasoy’un, Erzincan’daki FETÖ soruşturmasından 2019 yılında takipsizlik kararı alması yanıltıcı bir etki yaptı mı? Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, şûraya girecek subaylarla ilgili olarak MİT, Emniyet İstihbarat ve Jandarma İstihbarat’ın soruşturma yaptığını belirtmişti. Belli ki Serdar Atasoy uzun süre istihbarat birimlerinin radarına takılmamayı başarmış.

DARBEYE ‘EMREDERSİNİZ KOMUTANIM’

Serdar Atasoy, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu zaman askeri ateşe olarak Bangladeş’in başkenti Dakka’da görev yapıyor. Atasoy’un, FETÖ’nün Genelkurmay’daki beyin takımından Sinan Sürer’in oluşturduğu “Ataşeler” isimli WhatsApp grubundan yaptığı, “Genelkurmay Başkanlığı yönetime el koymuştur, muhataplarınıza bilgi veriniz” şeklindeki mesaja kısa sürede dönüp “Emredersiniz komutanım” diye karşılık verdiği belirlendi.

Genelkurmay 1. İstihbarat Analiz Değerlendirme Başkanı olarak görev yapan Tuğamiral Sinan Sürer’in 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Karargâhı’ndan, darbeyi önlemeye çalışan sivil vatandaşlara karşı ateş açtığı belirlenmişti. Sinan Sürer’in halka ateş açarken görüntüleri kameralara yansımıştı. Yurtta sulh konseyi üyeleri arasında yer alan Sinan Sürer, Genelkurmay çatı davasından yargılanıp 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

ÖZEL MAHREM

1)TSK’daki adamlarının tespit edilmemesi için her türlü yöntemi kullanan FETÖ’nün tuğgeneral Serdar Atasoy için özel bir yöntem kullandığı belirlendi. Serdar Atasoy’un, FETÖ’de en üst düzeyde korunan isimlerden biri olduğu ortaya çıktı. Atasoy’un “özel bir mahrem” olarak korunduğu tespit edildi.

FETÖ’NÜN HABERLEŞME AĞLARINA ALINMAMIŞ

2) FETÖ’cülerin kullandığı, ByLock ve Signal gibi haberleşme sistemlerini kullanmayan Atasoy’un tespit edilmemesi için 1995 yılında Kara Harp Okulu’ndan teğmen rütbesiyle mezun olduğu günden itibaren FETÖ’cü imamlarla ankesörlü telefonlarla irtibat kurduğu belirlendi. Atasoy’un sadece FETÖ’cü Sinan Sürer’in oluşturduğu “Ataşeler” isimli WhatsApp grubuna üye olduğu, onun dışında FETÖ yapılanmasının hiçbir WhatsApp grubuna dahil edilmediği ortaya çıktı.

TEK İMAM

3) Tek imama bağlı: Tuğgeneralliğe yükseltilerek Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevine getirilen Serdar Atasoy’un FETÖ’cü olduğunun tespit edilmemesi için “tek imama bağlı olduğu” ortaya çıktı. FETÖ’nün askeri yapılanmasında sivil şahıslardan oluşan “asker imamları” birkaç kişiden sorumlu oluyor. Ancak Serdar Atasoy’un “özel bir mahrem olması nedeniyle” birkaç kişinin bağlı olduğu gruplara dahil edilmediği, tek imama bağlandığı belirlendi.

MİT TESPİT ETTİ

4) MİT tarafından belirlendi: TSK’daki FETÖ’cülere yönelik olarak yoğun operasyonların sürmesine rağmen uzun süre kendisini gizlemeyi başaran Serdar Atasoy’un, MİT tarafından 2021 yılının ocak ayında tespit edildiği ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından 27 Ocak tarihinde gözaltına alındığı belirlendi.

FETÖ’YLE MÜCADELENİN ÖNEMİ

TSK’da FETÖ’ye karşı verilen etkin mücadeleye rağmen Kara Harp Okulu’ndan mezun olduğu zaman rütbesi Fetullah Gülen tarafından takılan birinin 2020 yılındaki YAŞ’ta tuğgenerallik rütbesine yükseltilip, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı’na kadar uzanabilmesi, FETÖ’yle mücadelenin ne kadar önemli ama bir o kadar da zor olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü FETÖ’cüler gizlenebilmek için her türlü yöntemi kullanıyorlar. Serdar Atasoy olayı bize şunu da gösteriyor: Ne kadar gizlenirse gizlensinler, TSK’daki FETÖ’cüler bir gün yakalanıp, yargıya teslim ediliyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.