Lisanss
dclisans
  • 16.10.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

O ışıkla nereye mesaj verildi?

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın “Işıklar yanıyor” tweet’i ortalığı karıştırdı. Engin Yıldırım’ın tepki görmesinin nedeni, “Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor” sözünün darbelerin parolası olmasıydı. 28 Şubat süreci de ışıklar yakılıp kapatılmak suretiyle başlatılmıştı. Susurluk kazasıyla ortaya çıkan devlet içindeki çetelere ve faili meçhul cinayetlere karşı “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi başlatılmıştı. Bu bir süre sonra Refahyol’un devrilmesi ve 28 Şubat sürecinin başlatılması için kullanıldı.

Engin Yıldırım, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek özür diledi. Yakın çevresine de “Ben hukukun ışığını kast etmiştim. Askeri kast etmedim” dediği söyleniyor.

Anayasa Mahkemesi Engin Yıldırım’ın tweet’i üzerine yaşanan krizi görüştü. Anayasa Mahkemesi üyeleri, Engin Yıldırım’ın tweet’inin darbe iması taşımadığı görüşüne varmışlar. Ancak üyelerin önemli bir kısmı Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmasını talep etmişler. Sonuçta Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmadı. Burada kurumsal koruma refleksinin hâkim olduğunu düşünebiliriz. Anayasa Mahkemesi üyeleri, “Sarı öküzü vermeme” prensibiyle hareket etmiş olabilir.

‘MESAJ MIYDI’ SORUSU

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifa çağrısı hâlâ masada duruyor. Çünkü Engin Yıldırım özür dilemenin ötesinde ikna edici bir açıklama yapmadı. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, darbelerden dolayı çok büyük acılar yaşandığı için tereddütler giderilmiş değil.

Bir ışığın Türkiye’yi yeniden alacakaranlık kuşağına sokmasından endişe ediliyor. Bir kabine üyesinin, “O ışıkla bir yere mesaj mı verilmek istendi” sorusu yanıt bekliyor. O cümlenin devamında ise “Hangi ülkeye mesaj verildi?” sorusunun geldiğini eklemeliyim.

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMADI?

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği “hak ihlali” kararını, “yerindelik denetimi” yapıldığı gerekçesiyle kabul etmedi. Bunun üzerine Enis Berberoğlu’nun avukatları dün 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundular.

Bu arada İstanbul 14. Ağır Ceza’nın kararı üzerine Anayasa Mahkemesi olağanüstü toplantı kararı almıştı. Orada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı masaya yatırıldı. Yerindelik denetimi yapıldığı eleştirisine yanıt verilmesi tartışıldı. Ancak herhangi bir açıklama yapılmaması kararı alındı.

Doğru olan yapıldı. Çünkü gecikmeden bu karar yeniden önlerine gelecek. Enis Berberoğlu’nun avukatları iç hukuk yollarını tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunacak. Aynen Mehmet Altan’ın avukatının yaptığı gibi. Peki Anayasa Mahkemesi ne yapacak? Anayasa Mahkemesi ihlal kararında ısrar edecek ama bu kez geniş kapsamlı bir gerekçe yayınlanacak. Asıl gümbürtü o zaman kopacak.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARI UYGULANMALI MIYDI?

 

 

Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu’yla ilgili “hak ihlali” kararının yerine getirilmesini savunanlar Anayasa’nın 153. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşuyla ilgili kanunun 50. maddesini öne sürüyorlar.

Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamayan 14. Ağır Ceza Mahkemesi de 50’nci maddedeki “Yerindelik denetimi yapamaz” hükmüne sığınıyor. Ayrıca AİHM kararlarını örnek gösteriyorlar. “AİHM’nin verdiği hak ihlali kararlarının tamamı uygulanmıyor. AİHM kararına uyulmadığı takdirde tazminat ödeniyor” diyorlar. Tabii burada geçmişte yaşanan bir hak ihlalinden öte, infazın durdurulup durdurulmaması gibi bir sıcak konu da var.

Eğer her karar otomatik olarak uygulanır denilirse, o zaman Anayasa Mahkemesi’nin “süper temyiz” mahkemesine dönüşeceğini savunanlar var. Türkiye’yi AİHM kıskacından kurtarmak ve hukuk devleti kalitemizi arttırmak için oluşturduğumuz bireysel başvuru müessesesi işlevsiz hale gelirse onun da sonuçlarını görmek gerekiyor.

BU MADDE NETLEŞTİRİLMELİ

Ama belli ki bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararının nereye kadar uygulanıp nereye kadar uygulanamayacağı konusunun netleştirilmesine ihtiyaç var.

Enis Berberoğlu kararında Anayasa Mahkemesi’nin muhatabının birinci derece mahkemesi mi yoksa Yargıtay mı olduğu konusunda dahi bir tartışma var. AK Parti’nin önemli hukukçularından Afyon milletvekili Ali Özkaya, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının muhatabının birinci derece mahkemesi değil, Yargıtay olduğu görüşünde. Özkaya, “Yargıtay’ın CMK’nın 223/8’e göre, yeniden kazanılan dokunulmazlığı muhakeme şartı görürse durma kararı verebilirdi” diyor.

MESLEK ÖRGÜTLERİNE ÇATI KANUN GELİYOR

 

 

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın meslek örgütleriyle ilgili çalışma yapılması talimatı üzerine AK Parti harekete geçti. Bütçe çıktıktan sonra meslek örgütleriyle ilgili yasa Meclis’e gelecek.

1-Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere, meslek kuruluşlarının isminin başındaki “Türk” ibaresi artık kullanılmayacak.

2-Tüm meslek kuruluşlarını içine alan bir “çatı kanun” getiriliyor. Meslek kuruluşlarının seçim sistemleri delege yapısı, idari ve mali yönden denetimi yeniden düzenlenecek. Bu çatı kanunun altında ise meslek kuruluşlarının özel durumlarına ilişkin düzenlemeler yer alacak.

3-Bir meslek dalında bir değil, çoklu meslek kuruluşlarının kurulmasına izin verilecek. Bunun kriterleri kanunla belirlenecek.
2020 yılında çoklu baro kuruldu, 2021’e ise çoklu meslek örgütleriyle gireceğiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.