Lisanss
dclisans
  • 22.05.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Ne oldu Milli Mücadele söylemine?

20 Mayıs Çarşamba. Saat 14.01.

Meclis Başkanvekili Celal Adan, “Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 89. birleşimini açıyorum” dedi. Ama salonda milletvekilleri yoktu. Zaten oturumun açılması için gereken Başkanlık Divanı teşekkül etmemişti. Divan kâtibi olarak sadece Bursa milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu vardı.

Celal Adan“Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden, 21 Mayıs 2020 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum” dedi. Saat 14.02’yi gösteriyordu. Aç-kapa 1 dakika sürdü.

21 Mayıs Perşembe.

Saat 14.01.

Meclis Başkanı Celal Adan“Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 90. birleşimini açıyorum” dedi. Ama salonda yine milletvekilleri yoktu. Zaten oturumun açılması için gereken Başkanlık Divanı teşekkül etmemişti. Divan kâtibi olarak yine sadece Bursa milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu gelmişti.

Celal Adan“Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden çalışmalarımıza başlayamıyoruz. Bu nedenle, denetim konuları ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 27 Mayıs 2020 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum” dedi.

Saat yine 14.02’yi gösteriyordu.

Aç-kapa 1 dakika sürdü.

Ne oldu? Çünkü AK Parti, CHP, MHP, HDP ve İYİ Parti anlaştığı için Meclis aç-kapa yaptı. Ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu“Milli Mücadele’de bile açık olan Meclis niye kapatılıyor?” diye yeri göğü yırtıyordu. Tek adam rejiminin Meclis’i kapattığını söylüyordu. Pandemi süreci sonlanana kadar Meclis’in çalışması gerektiğini savunuyordu. Meclis Başkanı Mustafa Şentop o zaman, “CHP isterse 120 milletvekilinin imzasıyla Meclis’i toplantıya çağırabilir” demişti. CHP’nin 139 milletvekili var. Çarşamba ve perşembe günü ise ona bile gerek yoktu. CHP milletvekillerinin bir bölümü gelse Meclis çalışırdı. Hatta CHP, HDP ve İYİ Parti milletvekillerinin sayısı 236 ediyor. Yarısı gelse yeterdi.

Bu durum ilk defa olmuyor. Partiler uzlaşmaya varıyor, Meclis aç-kapa yapıyor. Ama yanlış olan, Meclis’i tatile sokmak için anlaşmaya var, Meclis’in açılması için çaba gösterme, açılan Meclis’te yoklamaya girme, sonra çık “Milli Mücadele’de açık olan Meclis niye kapatılıyor” de...

CHP’DE BİRİLERİ KEMAL BEY’İ SABOTE Mİ EDİYOR?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 19 Mayıs günü Anıtkabir’de güneş altında tek başına 18 dakika beklediği görüntüler, CHP’ye yakın ANKA ajansı tarafından servis edildi. ANKA ajansı, birkaç el değiştirdikten sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan’a yakın bir grup tarafından satın alındı. Teknik donanımı güçlendirildi, CHP’nin mitinglerini, genel merkezin faaliyetlerini tek merkezden yayına çıkarabilecek bir ajansa dönüştürüldü. ANKA ve KRT’yi Tuncay Özkan’a yakın bir ekip yönetiyor ve bir anlamda CHP’nin resmi ajansı gibi faaliyet gösteriyor. Bir de CHP’ye yakın Halk TV var.

Eğer ANKA o görüntüleri servis etmese Kılıçdaroğlu’nun Anıtkabir’de düştüğü durumun kimse farkında olamayacaktı. Sanki bu yetmiyormuş gibi, ANKA aynı gün birkaç saat arayla bu kez Kılıçdaroğlu’na alınan yeni makam aracının görüntülerini yayınladı. Kılıçdaroğlu iktidarı lüks makam araçları üzerinden vurmaya çalışırken, adeta “Bak senin bindiğin makam aracı da öyle fakir fukara işi değil, 2 trilyonluk araca biniyorsun” denildi. Algı oluşturmak için, Anıtkabir’deki yalnız adam görüntüsü ve lüks makam aracından bir kare yeter. Önceleri pek ihtimal vermiyordum ama artık “CHP’de birileri Kemal Bey’i sabote mi etmeye çalışıyor” diye ciddi ciddi düşünüyorum.

BAYRAMDAN SONRA AF MÜRACAATI

CHP’nin afla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne usulden yaptığı itiraz gündeme alındı. CHP, bayramdan sonra ise bu kez esastan itirazda bulunacak. Eğer Anayasa Mahkemesi usulden ya da esastan itirazı yerinde bulursa, CHP affı yürürlüğe girecek ve böylece cezaevlerinden yeni tahliyeler başlayacak.

CHP’nin hukukçu milletvekillerinden Zeynel Emre ile konuştum.

“Anayasa Mahkemesi’nden umutluyuz” dedi. Yüksek mahkemenin usulle ilgili itirazı bir an önce karara bağlamasını beklediklerini söyledi.

CHP, usulden yaptığı itirazda, infaz düzenlemesinin esas itibariyle af olduğunu belirterek, Meclis’ten nitelikli çoğunluk olan en az 360 milletvekilinin oylarıyla kabul edilmesi gerektiğini savundu. 279 oyla kabul edilen düzenlemenin esastan iptalini istedi. Esastan yapılacak başvuruda yine bu itiraz dile getirilecek. Ayrıca;

1- Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi,

2- Ölçülülük ilkesine aykırı düzenlemeler,

3- Tabii hâkim ilkesine aykırı düzenlemeler,

4- Denetimli serbestlikle ilgili eşitsizlikler,

CHP’nin başvurusunun temel esaslarını oluşturacak. Peki cezaevindeki gazetecilerin durumu? CHP, gazetecilerle ilgili itirazını eşitlik ilkesiyle ilgili bölümde dile getirecek.

ERBAKAN’A SÖYLENENLERİ ERDOĞAN’A SÖYLÜYOR

SAADET Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AK Parti’nin seçimlere müdahale edeceğini iddia ediyor. Geçmiş seçimlerde müdahale ettiklerini savunuyor. Seçimlere müdahale edebilecek bir parti, 31 Mart’ta İstanbul’u 12 bin oyla kaybeder miydi?

Geçmişe uzanıp Karamollaoğlu’nun buna benzer sözlerini sıralamayacağım. Hatta CHP’ye payanda olduklarını da hatırlatmayacağım. Tek bir cümle söyleyeceğim: Geçmişte Erbakan’a söylenenleri, Karamollaoğlu bugün Erdoğan için söylüyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.