Lisanss
dclisans
  • 29.06.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Kahvehane önündeki namaz için Diyanet İşleri Başkanı devrede

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinin Müezzinler Mahallesi’nde cemaat, cami imamını protesto etmek için kahvehane önünde topluca namaz kıldı.

Bu eylem Türkiye çapında ses getirdi. Bu olay üzerine Diyanet’le konuştum. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş konuyla hemen ilgilenmiş. Bir inceleme başlatmış ve sorunun çözülmesi için talimat vermiş. Zaten yedi ay önce de imamla cemaat arasındaki sorun Sakarya Müftülüğü’ne intikal etmiş. O zaman da bir inceleme yapılmış. İmamla tüm mahallenin değil, cemaatin bir bölümü arasında bir sorun olduğu tespit edilmiş. Ama bu kez farklı. Çünkü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, sorunun çözümü yönünde talimat vermiş.

Kahvehane önündeki namaz için Diyanet İşleri Başkanı devrede
 

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın duyarlılığının altını çizerken, ben Müezzinler Mahallesi’ndeki cami cemaatinin tüm Türkiye’ye seslerini duyurdukları eyleme dikkat çekmek istiyorum.

Tanıtım yapmak için büyük paralar dökenler, bir değil birkaç PR firmasıyla çalışanlar, kes-yapıştır tanıtım filmleri çekenler dikkat çekici bir eylem yapmanın ne olduğunu bu örnekle görmüşlerdir herhalde. “Ne yapsın?  Sesini duyurmak isteyen herkes kahvehane önünde cemaatle namaz mı kılsın?” diyebilirsiniz.

Burada özgün olmak var. Burada samimiyet var. Burada doğallık var. Sahicilik var. Hem imama kızıp eylem yapıyor hem de namazı terk etmiyorlar. Çünkü ne yapmak istediklerini iyi biliyorlar. Bence PR firmaları Müezzinler’e yollarını düşürüp kahvehane sohbetinden çıkan bu eylemin sırrını çözsünler.

KADIN ADI VAR MIYDI?

AK 
Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin“Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktur” sözü yüzünden lince tabi tutuluyor. Önce Meclis tutanaklarından olayı anlatayım.

HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, 24 Haziran Çarşamba günü kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik her türlü şiddetin araştırılması için verdiği önerge üzerinde konuşurken AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu Ban“Aybüke öğretmen” diye laf atıyor. PKK’nın katlettiği şehit öğretmen Aybüke’nin ismi geçince Dilan Taşdemir“Kes sesini” diye bağırıyor.

Özlem Zengin, AK Parti Grup Başkanvekili olarak söz alıyor, “Erzurum milletvekilimiz Zehra Taşkesenlioğlu Ban’a ne demek ‘terbiyesiz’ diye bağırmak?” diye tepki gösteriyor. Dilan Taşdemir sözlerini inkâr ediyor. Bunun üzerine AK Parti ile HDP milletvekilleri arasında karşılıklı laf atmalar başlıyor. Özlem Zengin, atılan bir laf üzerine�“Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu” diye karşılık veriyor.

Sen misin bunu diyen? Sosyal medyadan Özlem Zengin’e hakaret ve küfür kampanyası başlatılıyor. Namusuna, çocuklarına kadar dil uzatılıyor. Yanlış olan bu. Yoksa AK Parti’den önceki kadının konumu da AK Parti’den sonraki kadının konumu da tartışılabilir.

İLK KADINLAR

Fransa’dan önce kadına seçme ve seçilme özgürlüğünün verildiği ülkemle gurur duyuyorum. İlk kadın başbakanımız Tansu Çiller’di, ilk kadın bakanımız Türkan Akyol’du. Bunlar Cumhuriyet’in simge olarak gördüğü kadınlardı. Yani sadece kadınlarımızın bir kısmıydı. İki sınıf kadın vardı. Bir Cumhuriyet’in makbul gördüğü kadınlar vardı, bir de rejimin tehlike olarak saydığı kadınlar.

KADININ ADI VARDI

Bir noktada Özlem Zengin’e katılmıyorum. Kadının adı vardı. Ama neredeydi? Parti kapatmalardaydı. Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatılma gerekçeleri arasında başörtülü kadınlar vardı.

Meclis’e başörtülü olarak girdiği için Merve Kavakçı, onun yanında durduğu için Nazlı Ilıcak’ın milletvekillikleri düşürülmüştü. 28 Şubat’ta üniversitelerde yasaklılar listesinde adı vardı başörtülü kızlarımızın.

İkna odalarında adı vardı.

Yani yasak listesinin en başındaydılar.

ABDÜLLATİF ŞENER’İN DÖNÜŞÜMÜ

CHP milletvekili Abdüllatif Şener“Özlem Hanım iyi bir vekildir. Ama vekilliğini AKP’ye değil, CHP’ye borçludur. Kadınlara seçilme hakkını 1934’te CHP verdi. Başörtülü kadınlarda erkeklerle beraber eğitim alma, çalışma ve vekil olma talebi olmasaydı Meclis’te olamazdı. Bu zihniyet değişimini de CHP’ye borçludur” tweet’iyle tartışmada yerini aldı.

Anayasa Mahkemesi’nin Fazilet Partisi’nin kapatılmasıyla ilgili kararını inceledim.

Abdüllatif Şener’in 08.03.1999 tarihinde Sivas’ın Suşehri ilçesinde Fazilet Partisi Grup Başkanvekili sıfatıyla yaptığı başörtüsü ve Merve Kavakçı konusundaki konuşması kapatma davasının gerekçeleri arasında yer alıyor.  Ne konuşma hem de... Özlem Zengin bugün bile o günkü Abdüllatif Şener kadar radikal konuşamazdı.

O ZAMAN KADININ ADI YOK MUYDU MUHARREM İNCE?

Özlem Zengin’in sözü üzerinden sosyal medyayı harekete geçirenlerden biri Muharrem İnce’ydi. Muharrem İnce bu gücünü Özlem Zengin’e karşı değil, Kemal Kılıçdaroğlu için kullansa CHP Genel Başkanı olur. Cumhurbaşkanı adayı olduğunda başörtülü annesi ile görüntü vermeye özen gösteren İnce’nin başörtüsü konusundaki sicili pek parlak değil.

03.11.2009’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a verdiği soru önergesinde, TRT’deki bir kameramanın saçlarını kışlık bere ile kapattığı, TRT’de türbanla çalıştığı yönündeki haberlerin doğru olup olmadığını soruyor. Türbanlı kameramanın ismini veriyor. “Fatma Betül Gürtekin hakkında bir işlem yapılmış mıdır” diye soruyor. Peki Fatma Betül Gürtekin kadın değil mi? Onun çalışma hakkı yok muydu?

Üniversitelerde türbanı serbest bırakan düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor. Bu iki örnek yeter.

Sormak lazım, peki o zaman kadının adı yok muydu Muharrem İnce?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.