• 19.12.2019
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Erdoğan kime ‘CHP ağzıyla konuşuyorlar’ dedi?

17-25 Aralık operasyonunu düzenleyen FETÖ’cülerin Erdoğan için iddianameye “dönemin başbakanı” diye yazdıklarını öğrendiğim an irkilmiştim.

Dönemin başbakanı ya da devrik başbakan... 27 Mayıs’tan sonra kurulan Yassıada’nın ruhunu yansıtıyordu. “Sizi buraya tıkan kuvvet bunu istiyor” diyen Salim BaşolMenderes’e “sabık başbakan” diye hitap ediyordu.

17-25 Aralık’ın ayak seslerinin duyulduğu Gezi olayları sırasında Erdoğan“10 ay sonra sandıkta millet bunun hesabını sorar” demişti. Erdoğan’a yanıt o zaman Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’den gelmişti. Gül“Demokrasilerde her şey seçim demek değildir” demişti. Gül’e 8 Haziran tarihinde Yeni Şafak’ta ‘Cici demokrasi’ başlıklı yazı ile cevap vermiştim. Gül, eleştirilerimden rahatsız olmuştu. Cumhurbaşkanlığındaki resepsiyonda bir araya geldiğimizde kendisine düşüncelerimi iletmiştim. “367 kararıyla sizin Cumhurbaşkanı seçilmenizi engelleyenler ‘Demokrasilerde her şey seçim demek değildir’ demişlerdi. Siz ise bugün kendi varlık nedeninizin tersini savunuyorsunuz” demiştim.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu söylemini Tunus’ta katıldığı bir programda da dile getirdi. Gül’ün sözleri “Ben Tunus’a söylüyorum, Erdoğan sen anla” şeklinde yorumlandı. Gül, FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe girişimi sırasında Erdoğan’ın arkasında durmamış, kendisinin veremeyeceği hesabının olmadığını belirterek okların Erdoğan’a yönelmesini sağlamıştı. Abdullah Gül tartışması açma peşinde değilim. Yeni parti kurma sürecine giren Abdullah Gül ile partisini kurarak muhalefette yerini alan Ahmet Davutoğlu’nun söylemine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan cephesinden bir değerlendirmeyi paylaşmak istedim.

Ahmet Davutoğlu da Şehir Üniversitesi polemiğinde mal varlığı komisyonu kurulması önerisiyle Erdoğan’ın karşısına çıktı. Davutoğlu partisinin FETÖ kokan genç kurucusu İsmail Günaçar ise “Davutoğlu’nun en azından diploması var” diyerek siyasette yerini aldı.

Görünen o ki DavutoğluErdoğan’la polemiğe girmekten kaçınmayacak. AK Parti’ye yönelik sert eleştirilerini sürdürecek. Ali Babacan’ın ise polemiğe girmemeyi tercih edeceği söyleniyor.

Erdoğan, AK Parti’yi kurduğu günden bu yana Erbakan hakkında tek bir olumsuz söz etmedi. Erbakan’ı rahmetle yâd etmeyi ve hatta cezaevine girme tehlikesi doğunca “eski hocası”nı kurtarmayı bildi. Vefalı davrandı. O nedenle de Saadet Partililerin oyunu almayı başardı.

Tabii bundan sonrası Davutoğlu’nun ve Erdoğan’ı hedef göstermekten bıkmayan Gül’ün bileceği bir iş.

Yeni parti kuranların ve kuracak olanların, muhalefet dilini bu kadar hızlı benimsemeleri hakkında Erdoğan’ın “CHP ağzıyla konuşuyorlar” dediği söyleniyor.

CHP’nin CHP ağzıyla konuşması normal de eski arkadaşlarının CHP ağzıyla konuşması Erdoğan’ı üzüyor olmalı.

ATATÜRK’ÜN LİBYA’DA NE İŞİ VARDI?

TÜRKİYE’nin yurtdışına asker göndermesi ya da sınırlarımız dışında bir askeri operasyon gündeme geldiğinde ilk olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bakıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Libya’ya asker gönderebiliriz” deyince, Kılıçdaroğlu’nun ne diyeceğini merak etmiştim. Hande Fırat’la söyleşisinde “Ne işimiz var bizim Libya’da?” dedi. Kılıçdaroğlu Afrin operasyonuna da karşı çıkmıştı. El Bab’da uluslararası uzlaşma olduğunu ama Afrin’de hava desteği sağlanmadan yapılacak bir operasyonun doğru olmadığını savunmuştu. Erdoğan’a “Önce seni kefenle karşılayan arkadaşlarını gönder” diye seslenmişti. Ama Afrin, Kılıçdaroğlu’nun korktuğu gibi olmadı.

CHP Lideri, Barış Pınarı harekâtına “İçimiz yana yana tezkereye ‘Evet’ diyoruz” diye destek vermiş, ancak “Barış içinde yaşamak varken neden oralara gidiyoruz? Hangi gerekçe ile gidiyoruz? Yazık günah değil mi bu memlekete” diye ikircikli bir tavır göstermişti.

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak Atatürk’ün koltuğunda oturduğunu hatırlatmaktan onur duyar. Hakikaten de onur duyulacak bir görevdir. Söz konusu Libya’ya asker gönderme olunca, Atatürk’ün dünyasında Libya’nın özel bir yeri olduğunu hatırlatmak istedim.

Atatürk, Libya’nın bağımsızlık mücadelesine aktif olarak destek vermişti. Önce subay olarak gittiği Libya’ya ikinci kez gazeteci kimliğiyle gizlice sızmıştı. Kasr-ı Harun’u savunurken yüzüne gelen kireçli taş parçası yüzünden az kalsın bir gözünü kaybediyordu. Atatürk, Libya’yı gözü pahasına savundu.

Erdoğan kime ‘CHP ağzıyla konuşuyorlar’ dedi

“Türkiye’nin Libya’da ne işi var?” diyen Kılıçdaroğlu’na “Peki Atatürk’ün Libya’da ne işi vardı?” diye sormak isterdim. Hem de Atatürk’ün Libya’da yerel giysiler içinde çektirdiği fotoğraf eşliğinde...

MİLLETVEKİLLERİ BÜRYAN KEBABA KAÇ PUAN VERDİ?

MECLİS’te bütçe görüşmeleri devam ederken, milletvekillerinin seçim bölgelerinden ikramlarını zaman zaman paylaşıyorum.

AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler de milletvekillerine Bitlis’in meşhur büryan kebabından ikram etti. Vahit Kiler, büryan kebabını Bitlis’te hazırlatıp uçakla Ankara’ya getirtti. Saray mutfağından günümüze kadar gelen büryan kebabı, Bitlis’te keçi etinden yapılıyor. Bunun için Bitlis’te 15 keçi kesildi. Keçi eti 1 gün soğukta bekletildi. Büryan ustaları tarafından kızgın kuyularda pişirildi. Sonra onlar paketlenip uçakla Ankara’ya getirildi. Ama iş yine bitmedi. Büryan kebabı Meclis lokantasındaki buharlı fırında ısıtıldıktan sonra servis edildi. Bitlis’le Siirt arasında rekabet konusu olduğu için o işe girmeyelim ama Bitlisli ustalar tarafından pişirilen büryan kebabı milletvekillerinden tam not aldı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.