Lisanss
dclisans
  • 14.09.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Erdoğan hangi gazete haberini inceledi?

27 Mayıs darbesinden sonra hukuk tarihimize bir yüz karası olarak geçen yargılamalarının yapıldığı Yassıada’da 12 Eylül’ün yıldönümü nedeniyle Adalet Bakanlığı tarafından bir sempozyum düzenlendi.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak düzenlenen Yassıada’daki sempozyumun açış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. Yassıada’daki programa eski başbakanlardan Tansu Çiller ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katılmıştı. Bahçeli bir de konuşma yaptı.

Erdoğan hangi gazete haberini inceledi
 

 

Sempozyumdan önce Erdoğan, Çiller ve Bahçeli bir süre çay içip sohbet etmişler. Liderler 12 Eylül’ün yıldönümü olması nedeniyle darbeleri konuşmuşlar. Ama sadece 12 Eylül’ü değil, mekân Yassıada olunca daha çok 27 Mayıs’ı ve Menderes’i konuşmuşlar. Demirel“Başbakan olduğumda karşımda Menderes’in idam sehpasındaki fotoğrafı duruyordu” demişti. Çiller, 28 Şubat’ı yaşadı. Erdoğan, 28 Şubat’ın mağduru oldu. 27 Nisan’da e-muhtıraya maruz kaldı. 15 Temmuz’da darbeyi püskürttü. Eğer 15 Temmuz’da Erdoğan değil, Allah korusun darbeciler kazansa, bugün tarih başka türlü yazılacaktı. Bahçeli de her defasında darbeye karşı çıktı. Erdoğan, Çiller ve Bahçeli adada 12 Eylül’le ilgili olarak açılan sergiyi gezmişler. Cumhurbaşkanı Erdoğan orada bir gazete haberinin önünde durmuş, dikkatlice okumuş. Merak ettim, soruşturdum. Erdoğan, CIA’in Türkiye şefi olan Paul Henze’nin 12 Eylül darbesini ABD Başkanı Carter’e, “Bizim çocuklar başardı” diye ilettiği haberin kupürünü incelemiş. Zaten konuşmasında da “Darbe haberi Washington’a ulaştığında, birilerinin ‘Bizim çocuklar başardı’ demesi, 12 Eylül’ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekânlarda ‘Bizim çocuklar yine başardı’ demek için bekliyordu” diye konuşmuştu.

15 Temmuz’da tersi oldu. Bu kez CIA’in çocukları değil, Erdoğan’ın liderliğinde bu milletin çocukları kazandı.

BÜLENT ARINÇ’TAN İYİ HABERLER VAR

ESKİ
 Meclis Başkanı Bülent Arınç ve eşinin koronavirüs testleri pozitif çıkmıştı. Arınç ailesinin ilaç tedavisi evde devam ediyor. Bugün ilaç tedavisinin ilk aşaması tamamlanmış olacak. Eşi Münevver Hanım daha hafif geçiriyor. Dün Bülent Arınç’ı aradım. Sesi iyi geliyordu. “Çok şükür olumsuz bir şey yok” diye söze başladı. “İştahsızlık ve ağzımda kuruma var. Öksürük yok, ateş yok. Sadece aldığımız ilaçların etkisiyle herhalde, hafif bir bulantı var” dedi.

İlk belirtiler yüksek ateşle ortaya çıkmış. Daha önce zatürre aşısı olduğu için doktoru, “Ateşinizin yükselmesi gibi bazı semptomları olabilir” diye uyarmış. Ancak ateşi 39.5 dereceye çıkınca hemen tedbir almışlar. Önce ateşi düşürülmüş. Ama vücudundaki kırgınlık devam edince, Güven Hastanesi’nde teste ilave olarak kan tahlili yapılmış, tomografi çekilmiş. Testi pozitif çıkmış. Şimdi evde ilaç tedavileri devam ediyor. Bülent Bey’in kamuoyuna mesajı var. “Allah’a şükür iyileşiyoruz. Arayan, soran ve merak eden dostlara selamlar. Dualarınızı bekliyoruz” diyor.

 

TEVFİK ÖZLÜ: ‘ETRAFIMIZDAKİ ÇEMBER DARALIYOR’

MAALESEF 
ki koronavirüs dalga dalga yayılıyor. İkinci pik yaşanıyor. Peki bu duruma bilim adamları ne diyor? Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü’ye sordum.

Tevfik Özlü: “Salgındaki artış sadece bizde değil, tüm dünyada vaka sayıları artıyor. Avrupa’da, Amerika’da, Güney Amerika’da, Hindistan’da, Ortadoğu’da vakalar artıyor. Yani sorun sadece bize özgü nedenlerden kaynaklanmıyor. Ama bizde özellikle bayram ve tatil sonrası önemli artış yaşıyoruz. Bayram ve tatil öncesi belli illerde daha fazla yoğunluk vardı, bazı illerde daha az vaka çıkıyordu.”

MİKSER GİBİ YAYILDI

- Bizde en çok yayılma ne zaman oldu?

Özlü: “Bayram ve tatil hareketliliğiyle virüs bir mikser gibi her yere, her ile, her kasabaya, her mahalleye yayıldı. Tavsiyelere uyulsaydı, maske ve mesafeye dikkat edilebilseydi durum farklı olurdu. Ne var ki aile içinde, dostlar, tanıdıklar, arkadaşlar arasında tedbirler uygulanmadı. Tedbirsiz ve kontrolsüz bir sosyalleşme oldu. Eskisi gibi birlikte yenildi, içildi, sarılıp kucaklaşıldı. Sonuçta bu virüsle karşılaşmayan il, köy, mahalle, hane neredeyse kalmadı. Tabii ki dikkatli, tedbirli olanlara bulaşmadı. Ama dikkatsiz, tedbirsiz davranıldığında sorunlar arttı. Herkes, her aile, her hane halkı, etrafında tanıdıkları arasında testi pozitif çıkan veya hastalanan bir kişi bulabiliyor artık. Yani tehdit eskisi gibi uzaktan gelmiyor. Yakın tehdit söz konusu. Etrafımızdaki çember daraldı. Hepimiz çok daha dikkatli ve tedbirli olmalıyız. Maskemizi karşılıklı, usulüne uygun olarak takalım, diğer kişilerle aramızdaki 2 metre mesafeyi koruyalım, bundan taviz vermeksizin yapabileceğimiz her şeyi yapabiliriz. Çok kolay, herkesin yapabileceği kadar basit. Ama çok etkili. Sadece bu iki tedbirle yüzde 97 oranında bulaşma önleniyor.

‘AŞI GELİNCE BU İŞ BİTECEK’ DEMEK RASYONEL DEĞİL

- Aşı bulununca sorun çözülmüş olacak mı?

Özlü: “Bu virüsle yaşamayı öğrenmeliyiz. Çünkü pandemi birkaç yıl sürecek. Aşı çıkınca bu iş bitecek denilmesi de rasyonel değil. Aşılar çıksa bile bizim bu virüsle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Dünya da biz de bunu öğrenmeliyiz.”

TEVFİK ÖZLÜ’DEN BELİRTİ GÖSTERMEYENLER UYARISI

- Bir de belirti göstermeyenler var. Oranları nedir?

Özlü: “Toplamda yaklaşık 300 bin vakamız oldu. Bir de hiçbir belirti göstermeden, asemptomatik olarak bunu geçirenler var. Sağlık Bakanlığı’nın tespitlerine göre asemptomatik olarak geçirenlerin sayısı, vaka sayısının yaklaşık on katı.”

Son söz: Tablo bu. Durum ciddi. Tedirgin olmayalım ama tedbirli olmak gerekiyor. O tedbir ise öncelikle maske ve mesafeden geçiyor. Bir de temizlik.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.