Lisanss
dclisans
  • 17.09.2020
Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

CHP’deki Atatürk tartışması ciddi

Canan Kaftancıoğlu’nun konuşması CHP’deki fay hattını harekete geçirdi. Partideki Atatürk ve Mustafa Kemal ayrışmasını ortaya çıkardı. Siyasi sonuçları olur mu bilmem ama CHP’deki Atatürk tartışmasını ciddiye almak gerekiyor. Çünkü kendini Atatürkçü ve Kemalist olarak tanımlayan bir grup CHP’de pasifize edildiklerini düşünüyor.

“Memleket Hareketi”ni başlatan Muharrem İnce, CHP’de Atatürk düşmanları olduğunu iddia etmişti. 10 Haziran hareketinden gelen ve HDP’ye yakın duran isimlerin partiye egemen olduğunu, gerçek Atatürkçülerin ise dışlandığını düşünüyorlar. CHP’de en ciddi bölünme olan Güven Partisi de benzer tartışmaların ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Atatürk tartışmasının yeni bir partiye dönüşeceğini düşünmüyorum. Öyle bir tablo yok. Ama Kılıçdaroğlu’nun tedbir almasını gerektirecek bir durum söz konusu. Atatürk’ün partisi CHP’de Atatürkçüler huzursuz.

CHP’deki Atatürk tartışması ciddi

CHP’LİLER BÜYÜTTÜ

Atatürk tartışması CHP’deki ekipleri harekete geçirince parti yönetimi iktidarı suçlamayı tercih etti. Oysa tartışma CHP’li Uluç Gürkan’ın, Taksim toplantılarının konuğu olan Canan Kaftancıoğlu’na, “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?”  diye sorması üzerine başladı. Kaftancıoğlu’nun “Kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum” diye yanıt vermesi üzerine tartışma Türkiye’nin gündemine yerleşti.

İşin büyüyüp CHP içinde bir hesaplaşmaya dönmesi ise bir grup CHP milletvekilinin attığı tweet’ler üzerine başladı. İki örneği almak istiyorum.

 Mehmet Akif Hamzaçebi:

 

“Cumhuriyetimizin ve üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü şükranla anıyorum. ATATÜRK’ü anmak saygının ötesinde onurdur, gururdur. ATATÜRK’ün ismini anmakta tereddütü olanlar O’nunla problemi olanlardır.”

 Mehmet Ali Çelebi:

“Partimizin bir il başkanı Atatürk demeyi tercih etmezmiş. Millet gönlüne koyup haykırdıktan sonra sen demesen ne yazar. Ama unutma burası CHP. Kafası karışık olanlar iyi bilsin, bu partide 10 Aralık’tan önce 29 Ekim gelir. Mustafa Kemal’in askerleriyiz!”

CANAN KAFTANCIOĞLU İLE HESABI OLANLAR

İkinci kez İstanbul il başkanı seçilen Canan Kaftancıoğlu, kongre süreçlerinde bazı CHP’lilere karşı kıran kırana bir mücadele verdi. Kaftancıoğlu, belediye başkanlarının belirlenmesi sürecinde de istifa edip geri almasına rağmen bazı isimlere karşı direndi. Kaftancıoğlu en son CHP kurultayında Tuncay Özkan ile Yıldırım Kaya’nın seçilmemesi için elinden geleni yaptığını açıklamıştı.

Canan Kaftancıoğlu ile geçmişe dayalı kavgası olanlar Atatürk üzerinden hesaplarını görmeye çalıştılar.

 

CANAN KAFTANCIOĞLU’NUN DİK DURUŞU

Canan Kaftancıoğlu, sözlerinin arkasında duran tutarlı bir siyasetçi. Devrimci geçmişi nedeniyle Atatürk yerine Mustafa Kemal demeyi kendine daha yakın hissetmesine rağmen Atatürk’le bir sorunu olduğunu zannetmiyorum. KaftancıoğluAtatürk tartışması üzerinden kendisini hedef alanlara ise yine kendine özgü bir yanıt verdi:

“Böylesi bir dönem ve gündemde, bu açıklamayı yaptırmak zorunda bırakanları Atatürk hayatta olsaydı önce sizleri ve klavye Atatürkçülerini sopayla kovalardı (böyle referanslarda onların hakkı:)) diyerek vatandaşın aklına, vicdanına ve hafızasına teslim etmiş olayım.”

BİLİM KURULU ÜYESİ KONUŞTU

‘OKULLAR SALGIN KONUSUNDA YÜKSEK RİSKLİ YERLER’

21 Eylül’de okul öncesi eğitim ve birinci sınıflar dersbaşı yapacak. Fakat seyreltilmiş olarak ve haftada bir-iki gün. 21’inden sonra diğer sınıfların eğitiminin nasıl yapılacağı ise tartışılmaya devam ediyor. Çocuğunu göndermek istemeyen veli, uzaktan eğitim aldırabilecek. Üniversiteler ise güz dönemi uzaktan eğitim yapacak. Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, okullarla ilgili kararı almanın kolay olmadığını söyledi. Özlü“Okullar salgın konusunda yüksek riskli yerler” dedi. Sözlerini biraz daha açmasını istedim. “Türkiye’de üniversiteler de dahil edilince 26 milyon öğrenci ve 4 milyon da eğitimci, okul çalışanı ile neredeyse 30 milyona yakın kişi, haftanın 5 günü 6-8 saat, 8-9 ay boyunca kapalı alanlarda bir araya geliyor. Bu ölçüde bir karşılaşma, virüsün bulaşması açısından göze alınabilecek bir risk değil. Ne var ki ‘Okullar bu yıl açılmasın’ demek, 26 milyon öğrencinin hayatından birer yılı çalmak anlamına geliyor. Nitekim bazı ülkeler okulları açtı. Ancak takiben salgında ciddi artış olunca tekrar kapatanlar oldu. Bu konuda herkesin gönül rahatlığıyla üzerinde uzlaştığı bir karar yok. Riskleri azaltacak önlemlerle eğitime kısmen de olsa başlayabilmek üzere planlamalar yapılıyor” diye konuştu.

CHP’deki Atatürk tartışması ciddi

AVM’LER AÇIK, OKULLAR NİYE KAPALI?

Önemli bir soru. Hatta hayatın içinden alınmış bir soru. Düğünler yapılırken, AVM’ler açıkken, okullar niye kapalı?

Tevfik Özlü’ye sordum. “Düğünler serbest; oteller, restoranlar, kafeler, AVM’ler açılmışken okullar neden açılmıyor sözü her ne kadar kulağa haklı gibi gelse de doğru bir kıyaslama değil. Düğünde birkaç yüz-bin kişi birkaç saat bir araya geliyor. Ki orada da önlemler alındı. Daha sıkı önlemlerin alınması gerekiyor. AVM veya otellerde ise karşılaşma çok daha sınırlı. Oysa okullar açıldığında 30 milyon haftanın 5 günü, 6-8 saat, 8-9 ay boyunca, kapalı alanlarda sürekli bir araya gelecek. Yani okullardaki risk, kıyaslanan durumlardan çok daha yüksek. Öğrenciler virüsü toplumdan alıp okula getirebilir. Okulda yayılan virüs, öğrencilerle okuldan topluma geri taşınır. Yani okullar virüs için adeta bir fidelik işlevi görebilir. Bu nedenle tartışma devam ediyor ve çok dikkatli olunması gerekiyor” diye karşılık verdi.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.