dclisans
  • 22.02.2020
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Ölümü hiçe sayanlar

Başta bütün Peygamberler olmak üzere son Peygamber Hz. Muhammed (a.s.m) tebliğe başladıktan sonra kendisiyle birlikte hareket eden yol arkadaşları öyle bir iman ettiler ki, bütün sıkıntı ve işkencelere rağmen en ufak bir tereddüt göstermeden Hz. Peygamberin etrafını adeta etten bir duvar ördüler. Gelen bütün tehlikelere karşı cansiperane mücadele ettiler.

Sahabelerin kahramanlıkla dolu hayat hikâyelerini tarih kitaplarında bulabiliriz. Bu kahramanlıklar sadece erkeklere mahsus değildi. Öylesine bir iman getirdiler ki bazı sahabeler şehit olmak için adeta yarıştılar. Kızgın güneşin altında kızgın kumlar üzerine yatırılan ve karnının üzerine büyükçe bir taş konulan Bilal’i Habeşi  (r.a.) Ehad Ehad diyerek müşriklerin yüzüne karşı pervasızca haykırıyordu. Hz. Sümeyye’nin her bir ayağını bir ata bağlayıp onu paramparça etmek isteyenlere karşı tereddüt etmeden İslam’ın hakikatlerini haykırıyordu. Çünkü onlar için ölüm her şeyi yoktan var eden Rabbine kavuşmak için bir vesile idi. Hayata böyle bakıyorlardı. Ölüm hiçlik, yokluk değildi. Bir âlemden daha güzel bir âleme gitmekti onlar için. Onun içindir ki ölüme her zaman meydan okudular. Tereddüt etmeden canlarını verdiler.

Asrımızda ise Hz. Peygamberin bazı varisleri de aynı yolda tereddütsüz yürüdüler. Bu asrın allamesi Said_i Nursi mahkemelerde şöyle haykırıyordu. .  Mahkemeler de “Biin tane başım olsa her gün biri kesilse Şeriatı Muhammediyeye feda olsun” diyor ve kurulacak idam sehpalarına meydan okuyordu.

Saidi Nursi’nin birçok talebesi idamla yargılandıkları halde Bu kitapları okuyacağız okumaya devam edeceğiz diye, haykırdılar Üstatlarının onlara öğrettiği İslam ve ilkelerinden as la taviz vermediler. Dünya hukuk tarihinde emsali bulunmayan bir zulüm cereyan ediyordu. Risale-i nur Kitapları bin defadan ziyade mahkemelere verildi.

Mısırda ise Seyyid  Kutup’a  özür dile seni  af edelim diyenlere karşı asla teslim olmadı ve cesedi darağacında asılırken ruhunu Rahmeti   Rahmana teslim eyledi ve şehit oldu.

“İman insanı insan eder belki insanı sultan eder”  kaidesine binaen bu hakikate uyanlar fani dünyadan bekaya geçip, Allaha kavuşmayı hiç bir tereddüt göstermeden bin can ile arzu ettiler. Çünkü Davaları sağlam, buna bağlı olarak eylemleri de sağlamdı. Hiçbir yalan ve hile peygamberlerin ve onların izinde yürüyenlerin davasında asla bulunmaz.

İslam tarihi iman ile küfrün mücadelesinde Müslümanların yaptığı fedakârlıklara doludur. Hatta en batıl bazı davaların bile fedaisi olmuştur.

Günümüzde Fethullah Gülene kâinatın Mehdisi diyenler neden ondan kaçıyorlar ve onunla hiçbir ilişkilerinin bulanmadığını beyan ediyorlar.  Eğer hak bir dava ellerinde olsaydı, birçok insan tereddütsüz hayatını çekinmeden ortaya koyardı. Burada bir gariplik yok mu?  Fethullah Gülenin güçlü olduğu zaman da bazı yetkililerin bile,  nerede ise saf tutarak onun yanında olabilmek için can atanlara ne demeli?            

Evet, Bediüzzaman der ki; Ben dahi bir müfsit olabilirim siz mihenge vurmadan almayınız

Evet, Bediüzzamanın ifadesiyle HAK ALDATMAZ, HAKİKAT BİN ALDANMAZ, HAK OLAN MESLEĞİ HİLEDEN MÜSTAĞNİDİR.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.