lisans koleji sol
lisans koleji
Sıradaki Haber: Normalleşme dönemi için denetimler sürüyor
inşat

Arazi kavgalarında vahim tablo

Arazi kavgalarında vahim tablo
  • 01-07-2021 14:23

İndependent Türkçe’den  Ali Kemal Erdem Şanlıurfa’da yaşanan arazi kavgalarını ve sebeplerini araştırdı. Bölgedeki basın, eğitim, tarım sektörlerinde çalışanlar ve kanaat önderleri  ile görüşen Erdem, kentin giderek daha çok kan dökülen bir yer olmaya doğru gittiğini söyledi.

Gazetemiz editörlerinden İbrahim Nacar’ında katkı sağladığı çalışma sorunları gözler önüne serdi.

Şanlıurfa'da özellikle bahar ve yaz aylarında tarla ve su paylaşımı nedeniyle yaşanan kavgalarda çok sayıda insanın yaşamını yitiriyor, birçok kişi de yaralanıyor. Bu olaylar, günümüzde azalan kan davalarını tetikleme riski içeriyor.

26 Aralık 2020  günü Şanlıurfa'da iki akraba aile arasında arazi anlaşmazlığından çıkan çatışmada beş kişi ölmüş, iki kişi de yaralanmıştı /Fotoğraf: AA

Yazar Vahdettin İnce, 21 Haziran 2021 Pazartesi günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Urfa'daki kan davası cinayetleri normalin çok ötesine geçmiş, bir sosyal felakete dönüşmüştür. Urfa derhal sosyal afet bölgesi ilan edilmeli, gerçek akil adamlar seferber edilmeli ve bu kültür, medeniyet şehrine yakışmayan bu cinnet hali durdurulmalıdır" iddiasında bulundu.

İnce'den 4 gün sonra bu sefer de 25 Haziran 2021 Cuma günü araştırmacı yazar Müfid Yüksel de Twitter hesabındaki paylaşımında benzer olaya dikkati çekti. Yüksel, "Urfa-Suruç'taki aşiret çatışmaları büyümeden durdurulmalı. Urfa ve çevresinde süregelen aşiret çatışmaları ve kan davaları had safhaya ulaşmış durumda. Suçun bireysel değil, kolektif kabul edildiği bölgede çatışmalar durdurulamıyor" ifadelerine yer verdi.

Her iki yazarın da Şanlıurfa'ya dikkati çeken açıklamalarının nedeni ise son aylarda buradan peş peşe gelen ve çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan kavgalar.

20 Haziran 2021 Pazar günü Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde akrabalar arasında arazi sulama nedeniyle çıkan kavgada 2 kişi öldü, 8 kişi yaralamıştı.

Bu olaydan yaklaşık bir ay önce 22 Mayıs 2021 tarihinde Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde komşu iki aile arasında çıkan arazi kavgasında ise 6 kişi yaralanmış 3 kişi hayatını kaybetmişti. 

Bu olayın ardından HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, 28 Mayıs 2021'de yazılı açıklamada, "Bireysel silahlanmanın bir sonucu olarak Türkiye'nin geneliyle birlikte özellikle Şanlıurfa'da yaşan kavgalarda silahla yaralanma ve ölümlerin yaşanması endişe verici boyutlara ulaşmaktadır" ifadelerini kullanmıştı. 

Yine Şanlıurfa Tabip Odası'ndan da yaşanan olaylardaki ölümlere dikkat çekilerek, bireysel silahlanmaya karşı harekete geçilmesi çağrısında bulunulmuştu.

manşetfotokavga.jpg

Bu fotoğraf Şanlıurfa'da Suriyeli iki ailenin kavgası sırasında çekildi / Fotoğraf: AA

 

"Kavgalar çok sayıda kişinin katılımıyla büyüyor"

Kurum ve kişileri açıklama yapmaya zorlayan bu olaylar aslında ilk değildi.

Geleneklerin ve aşiret ilişkilerinin güçlü olduğu, kalabalık ailelerin akrabalık bağlarını sıkıca koruduğu Şanlıurfa'da, iki kişi arasında yaşanan bir kavga kısa sürede çok sayıda kişinin katıldığı bir olaya dönüşebiliyor.

Yine son yıllarda yaşanan olaylara bakıldığında ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan bazı kavgaların aynı ailelere mensup kişiler arasında da yaşandığı dikkatlerden kaçmıyor.

Bu olaylar bölgede geçmişte yaygın görülen ama günümüzde azalan kan davalarının devamı mı yoksa kan davasından bağımsız olarak yaşanan sorunların bir patlaması mı? Bunların kan davasına dönüşme ihtimali var mı?

Soruların cevabı bölgeyi yakından bilen isimlerden geldi.

ibrahimnacar.jpg

İbrahim Nacar / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"6 ayda 40 kavgada 18 ölü, 112 yaralı var"

Kentte aktif gazetecilik yapan ve yaşanan olayları yakından takip eden Şanlıurfa Olay Gazetesi Editörü İbrahim Nacar, ölümler sonuçlanan kavgalarını nedenini anlattı. 

Şehirde yaşanan ölümlü olayların çoğunlukla arazi sınırları ve sulama sorunlarından kaynaklandığını belirten Nacar, bu yılın ilk 6 ayında yaşanan 40 farklı kavgada en az 18 kişinin hayatını kaybettiğini, 112 kişinin de yaralandığını söyledi.

"1974'ten kalma toprak kanunu ihtiyaçları karşılamıyor"

Güneydoğu'da toprağın; gücü, egemenliği, otoriteyi temsil ettiğini aktaran Nacar, "İlk sorun, 1974 yılından kalma bir toprak kanunu sebebiyle yaşanan kavgalardır. Arazi sınırları ve mera kullanımları konusunda ihtiyaca cevap vermeyen kanunlar, uzun yıllardır reformlarla iyileştirmeye çalışılsa da planlan ilerleme ve sonuçlar alınamamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine 10 milyon 730 bin dekarlık tarım arazisine sahip kentte, toprak reformu kapsamında düzenleme yapılan alan 1 milyon hektara ulaşamamıştır" dedi. 

tarlasulama.jpg

Tarlaların sulanması sürecinde sadece Şanlıurfa'da değil birçok ilde kavgalar artıyor / Fotoğraf: AA

 

"Sulama sezonunda kavgalar da artıyor"

Nacar, olayların ikinci nedeninin ise Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) merkezinde olmasına karşın kentteki arazi sulama sorunu olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:

Şehir genelinde düzenli bir sulama sistemi bulunmadığı için çıkan sorunlarda kan akması kaçınılmaz olmaktadır. Elektrik şirketine olan borcu sebebiyle faaliyetleri duran sulama birlikleri, teknolojik olmayan sulama yöntemleri ve eğitim seviyesinin düzeyi sorunları ve ölümleri beraberinde getirmektedir. Nitekim son iki ayda kavga oranlarındaki artış sulama sezonu temellidir.

abdullahmelik.jpg

Abdullah Melik / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Ölümlü kavgaların çoğu akrabalar ve komşular arasında" 

Kendisi de aktif çiftçilik yapan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Abdullah Melik, Şanlıurfa'da tarla ve sulama kaynaklı kavgaları yakından takip ediyor.

Şanlıurfa'da son dönemlerde ölümle sonuçlanan kavgaların arttığını doğrulan Melik, bu kavgaların çoğunlukla akrabalar veya komşu köyler arasında olduğunu belirterek şu iddiada bulundu:

"Kavgaların çoğu devlete ait hazine araziler ve meralar üzerine çıkıyor. Devletin sahip çıkmadığı bu yerleri sahiplenenler daha sonra devletin malı üzerinden 'Sen daha çok aldın, ben daha az aldım' diye kavga ediyor. Kim güçlüyse kaba kuvvete başvuruyor. Sonuçta burada herkesin kendince bir çevresi ve gücü var. Basit bir tartışma büyüyerek ölümle, yaralanmaya sonuçlanıyor." 

 

acilservis.jpg

İki kişinin ölümüyle sonuçlanan kavganın ardından yaralılar hastaneye sevk edildi / Fotoğraf: AA

 

Pamuk tarlasındaki su yan tarlaya sızdı: Sonuç 2 ölü, 8 yaralı

Tarla sulama sırasında yaşanan gerginliklerin de kavgalarda önemli yeri olduğunu belirten Melik, son olarak Suruç'ta yaşanan olayın çıkış nedeniyle ilgili şunları aktardı:

Bir çiftçi buğday ekmiş. Yan tarlada akrabası olan bir başka çiftçi pamuk ekmiş. Pamuğunu sulama sırasında tarladan kaçan su buğday tarlasına taşıp bir kısmını su altında bırakınca kavga çıkıyor. Yakınlarının da dahil olmasıyla sonuç ortada.

Üç ayda 60 intihar iddiası

Olayların devlet kurumlarının yetersiz kalmasından da kaynaklandığını öne süren Melik, sözlerini şöyle tamamladı:

Artan ekonomik sıkıntıları da göz ardı etmemek lazım. Sadece son üç ayda Şanlıurfa'da 60 kişinin intihar ettiği belirtiliyor. Artan ekonomik sıkıntılar ve pahalılık insanları daha da tahammülsüz hale getiriyor.

abdülkadirikbal.jpg

Abdülkadir İkbal / Fotoğraf: habersanliurfa.net

 

"Kan davaları değil, cehaletin getirdiği cinayetler arttı"

Şanlıurfalı kanaat önderi, yazar Abdülkadir İkbal de yaşanan cinayetlerin sosyal medyada kan davası şeklinde duyurulmasına karşı çıktı. 

Durumun farklı olduğunu savunan İkbal, "Ben adliyede de çalıştım. Artan kan davaları değil. Cehaletin getirdiği cinayetler arttı. Kan davasında biri vurulur, ona misilleme olarak karşı taraftan alakasız insanları vururlardı. Şimdikiler su, tarla paylaşımı nedeniyle cehaletten kaynaklanan cinayetler" diye konuştu.

abdullahöncel.jpg

Abdullah Öncel / Fotoğraf: Şanlıurfa Barosu

 

"Sınır anlaşmazlıkları da kavga nedeni" 

Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel de son dönemlerde ölümle sonuçlanan olaylarda artış gözlemlediklerini kaydederek, "En önemli sebep arazi, sınır, eşit paylaşılmadığı konusundaki anlaşmazlıklar ve su meselesi" dedi.

mahmutkaya.jpeg

Mahmut Kaya / Fotoğraf: Harran Üniversitesi

 

"Yaz aylarında rutin olarak olaylarda artış yaşanıyor"

Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Kaya da özellikle yaz mevsiminde sulama ve hasat döneminde kentte ölümlü olayların artmasının rutin görüldüğünü öne sürdü. 

Kaya şunları söyledi:

Yazın artış olabiliyor. Sıcağın da etkisiyle biriken sorunlar kavgaya dönüşebiliyor. Pandemi koşulları da toleransı azalttı. Sosyolojik etmenler var. Şeref, onur meselesi, eskiden devreye giren akil insanların etkisini kaybetmesi ve yasaların bölge halkı arasında yeterince bilinmemesi de bu etmenler arasında.

silah.jpg

Silaha kolay erişim de kavgaların ölümle sonuçlanmasında etkili oluyor / Fotoğraf: AA

 

2020'de 59 cinayet 215 yaralama

Bireysel silahlanmaya karşı mücadele eden Umut Vakfı, her yıla dair silahlı şiddet raporu hazırlıyor.

Vakfın raporuna göre 2020 yılında Şanlıurfa, 92 olayda 59 ölüm ve 215 yaralanmayla Diyarbakır'ın ardından bölgede ikinci oldu.

2017 yılında ise Şanlıurfa, Türkiye genelinde cinayetlerde yedinci sıradaydı.

Birincilik İstanbul'da iken onu Adana, İzmir, Antalya, Gaziantep, Konya, Şanlıurfa takip ediyordu.

ayhanakcan.jpg

Ayhan Akcan / Fotoğraf: Umut Vakfı

 

Aşırı sıcaklık da öfke patlamalarına neden oluyor

Özellikle sıcak iklimin hakim olduğu Şanlıurfa, Gaziantep, Antalya, Diyarbakır gibi illerde de ölümle veya yaralanmayla sonuçlanan kavgaların yüksek olması akıllara şu soruyu getiriyor: Yüksek sıcaklık öfke patlamasına mı neden oluyor?

Bu soruya da Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan yanıt verdi. 

İklimin ruh sağlığını etkilediğini kaydeden Akcan, "Işığın az olduğu kuzey ülkelerinde intihar oranı artıyor. Ancak ani ısı değişimleri ve yüksek sıcaklık kişilerin ruh sağlığını etkileyebiliyor" yorumunda bulundu. 

"Geniş ailelerde kardeş şiddeti ön planda"

Şanlıurfa'daki vakaları da incelen Akcan, son yıllarda akrabalar arasında çok olay olmasının nedenini şöyle açıkladı:

Geniş ailelerde kardeş şiddeti ön planda. Kaynakların kısıtlı olması kardeşler arası ayrımcılık veya dengenin kurulamaması da ciddi şiddet olaylarına neden oluyor. Sen malı üzerine geçirdin kavgaları yaşanıyor. Bölgede silahın da yaygın olması bu kavgaları daha ölümcül hale getiriyor.

müfid.jpg

Müfid Yüksel / Fotoğraf: Twitter

 

"Cinayetlerin kan davalarına dönüşme potansiyeli yüksek"

Sosyolog - yazar Müfid Yüksel ise yaşanan cinayetlerin bölgedeki geçmiş gelenekler nedeniyle kan davasına dönüşme potansiyelinin yüksek olduğuna dikkati çekti. 

Yüksel, ölümlü ve yaralanmalı olayların artmasıyla ilgili şunları kaydetti:

Eskiden sorunları çözebilecek insanlar vardı. Bunlar bölgede saygı duyulan kanaat önderleri ya da din adamlarıydı. Bunlar bir sorun olduğunda araya girer olayın büyümesini engellerdi. Arabuluculuk yapacak aileler ve kişiler azaldığı gibi yerine bir şey de konulamadı. Orada suç bireysel değil kolektif işleniyor. Biri cinayet işleyince Ahmet işledi denmiyor. Şu aşiret veya şu köy cinayet işledi deniyor buna karşılık o köy veya aşiret misillemenin hedefine dönüşüyor. Başlayan bir olay bu nedenle bir süre sonra kan davasına dönüşüyor.

burhan.jpg

Burhan Hebdi / Fotoğraf: tyb.org.tr

 

"Sadece Şanlıurfa değil, bölge genelinde artış var"

Mardin’deki kan davalarının çözülmesinde arabulucu olarak önemli rol oynayan OHAK-Der Başkanı Burhan Hedbi, sadece Şanlıurfa'da değil bölge genelinde ölümle ve yaralanmayla sonuçlanan olayların sayısında bir artış olduğunu belirtti.

Hedbi, "Ancak bunlar klasik kan davaları değil. Bir anlık öfkeyle ve cehaletin etkisiyle gerçekleştirilen cinayetler" dedi.

Emniyet ve valilikten açıklama yok

Bu arada konuyla alakalı olarak bilgi almak için aradığımız Şanlıurfa Valiliği ve İl Emniyet Müdürlüğü'nden haberin yazım süreci içinde herhangi bir dönüş olmadı.

 

Kaynak için tıklayınız...



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER