Metrolife baner
  • 02.01.2018
Şükrü Çiftçi

Şükrü Çiftçi

Urfa’nın kaybolan yüzü: Tarihi evler

Şanlıurfalı olarak, burada lisans eğitimini alan bir öğretmen olarak Urfa’ya ayrı bir sevdam, tutkum olmuş, gönül dünyam oluvermiştir. Mefkûremde, hep Urfa sokaklarını, Urfa evlerini gezmek hayali vardı. Bu sokakları, evleri gezmenin, görmenin ayrı bir heyecanını yaşadım içimde... Bu haftaki köşemde okurlarıma selamlar ederek, Urfa’ya asıl renk katan, mistik hava katan, estetiklik katan Urfa evleri hakkında bilgi vermek isterim.

Şanlıurfa, bir kültür, bir medeniyet coğrafyasının, bir toplum millet kaynaşmasının adıdır. Bugün, Şanlıurfa’yı incelediğinizde Hz. İbrahim makamını, Eyüp makamını, Bir kültür havzasını ifade eden Harran’ı, Suruç’u, Birecik’i ve Saklı cenneti (Halfeti) beraber ele almadığınız zaman nasıl ki Şanlıurfa eksik kalıyor ise İnsanların asıl mekanı olan, yaşam yuvaları olan, Ailenin paylaşım yeri olan evleri ele almadığınız zamanda Şanlıurfa tanımsız-eksik kalıverir.

 

Şanlıurfa için Hz. İbrahim makamı ve Hz. Eyüp makamı önem arz ettiği gibi unutulmaya yüz tutmuş tarihi sokakları, evleri de önem arz etmektedir. Ne yazıktır ki bugün Urfa’mıza gelen turistler, şehrin asıl can damarı olan bu evleri bilmemektedir... Bugün bizim konukevi dediğimiz çay, kahve içtiğimiz, ticari mekân olarak kullanılan, sıra geceleri olarak kullandığımız, bu yerler bir zamanlar insanların yaşam yuvası ve sosyal paylaşım yerler idi...

 

Şanlıurfa’da, Hekim Dede civarına baktığımızda Kara Meydanına baktığımızda, eski Urfa yerleşim muhitlerine baktığımızda, bazen biraz hüzünlenirsiniz. Duygu dolu anlar yaşarsınız. Çünkü evlerin tarihçesine baktığınız zaman Ermenilerin yaşadığı bir ev olduğu görülür, yanı başındaki evin tarihçesine baktığınızda bir Müslüman ahalisinin evi olduğu söylenir. Bir Müslüman Gayrimüslim halkın beraberce yaşamış oldukları gözler önüne serilmiştir.

 

Sokaklara girdiğinizde evler birbirinden yüksek değildir. Neden mi? Çünkü emrettiği gibi gösterişi ve kendini yüksek görmeyi engeller İslam. Mahremiyet esaslıdır ve İslamiyet mahremiyete önem vermektedir. Bundan dolayı günümüzde olduğu gibi pencereler karşılıklı değil, sokağa bakmaz, evin iç tarafına bakar. Kimse kimseye rahatsızlık vermez, sokak ortası konuşmanın olmadığı, asıl konuşmanın yeri insanların kendi evleri yani avlularıdır. Tabir yerinde ise ailelerin sokaklarıdır avlular.

 

Diğer önemli olan özelliği ise bu mahalle-sokaklara girdiğiniz zaman ‘zengin fakir evi’ diye bir ayrım içine giremezsiniz. Nihayetinde evlerin dış cephesi aynı tarzda bir yapıya sahiptir. Evlerin dış yüzeyinde bir ihtişam göremezsiniz. Asıl güzellik evin dış kısmında değil, olması gereken yerde yani iç kısmında mevcuttur. Bu durum inançların yansımasıdır. Böylece bu mahallede yaşayan fakir halk böyle bir sistemden dolayı ezik duruma düşmeyecektir. Bugün ise elit mahallesi, zengin mahallesi, varoş, fakir mahallesi tabirleri kullanılmaktadır. Örnekleyecek olursak, Eyyubi’ye ile Karaköprü aynı kefede midir? Devteşti ile Esentepe aynı kefede midir?

 

Mutfak ele alınacak olursa Urfa evlerinde bir Misafirperverlik ruhunun olduğunu fark edeceksinizdir. Ocağa baktığınız zaman misafir çoğunluğuna göre ocakların büyük ve küçükleri mevcuttur. Mutfağın olmazsa olmazlarından hacimleri değişik olan tencereleri, sinileri, kaşıkları, su ısıtmak için stilleri, dibekleri, havanları, kaşıkları, cezveleri mevcut olup evin A’dan Z’ye her şeyi düşünülmüştür. Mutfak içinde su ihtiyacının giderilmesi için sarnıç (sarunç) mevcuttur. Piğirik (baca) ve küllük mevcuttur. Diğer önemli olan “ZERZEMBE” doğal buzdolabı diyebileceğimiz, günümüzün kileri gibidir. Burada tahıl ve yiyeceklerin bozulmaması için depolanır. Buradan şu çıkarımı yapmak gerekir ki İslam kültüründe misafirperverliğe verilen önemi çıkarmaktayız.

 

Daha önce bahsettiğim gibi mahremiyet esaslı kurulmuştur evler. En önemlisi mahremiyetin gizliliği meselesi ebeveyn hamamlar bu evlerde mevcuttur. Günümüz modern yapılarında bu uygulama yeni yeni yapılsa da mahremiyet amaçlı değil gösteriş sistemi halini almıştır...

 

SONUÇ olarak şunu ifade etmek gerekir Urfa’nın kültürel alanda zengin bir misyona sahip olduğu kaçınılmazdır. Şanlıurfa’nın bu kültürel zenginliklerine sahip çıkmanın özellikle biz Tarihçilere düştüğünü ve bu zenginliği gelecek nesillere aktarmanın bütün herkesin (kendisini Urfa sevdalısı olarak tanıtanların) görevi olduğunu söylemek isterim. Gelin hep birlikte kaderine terk edilmiş, girilmez sokak olarak bilinen bu evleri, sokakları ziyaret edilen mekânlar haline getirelim. Şehrin faydasına olacak olan bu evler sempozyumlarda, panellerde işin uzmanları tarafından ele alınmalıdır. Bu konu da Urfa evlerini, sokaklarını detaylı ele alacak olursak belki bir kitap, belki de ciltler dolusu bilgi verilebilir.

Siz değerli okuyucularımızı sıkmadan gezip gördüklerimi aktarmaya çalıştım.

 

Saygılar sunarım


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.