Novada
  • 18.12.2014
Şerif Kurtuluş

Şerif Kurtuluş

Engelsiz ceylanlar

 (Engellileri engelle-me-mek)

Dünya genelinde bir yeri tanıtmak isterseniz yapılacak çok şey olmasına karşın ülkemiz genelinde klasiktir erkek futbol takımı kurulur ve çetrefilli bir yola girilir. Nice hayallerle kurulan bu takım ilk dönemlerinde başarılı olmak, kendinden bahsettirmek zorundadır. Bu durum çoğu takım için geçerli olmaz. Tek tük - birkaç takım ancak kendinden ( zaman, mekan, siyasi-ekonomik konjoktür ve şans faktörününde etkisiyle ) sözettirebilir. Belirli bir ilerleme kaydeden futbol takımı bir yere sabitlenip klişe halini alabildiği gibi zamanla dağılıp sönebilmektedir.

Eğer bölge insanı tanıtımı için daha büyük bir adım düşlüyorsa futbol dışı, gerek bireysel gerek kolektif takım ruhunu yansıtacak bir spor dalı seçmektedir. Bu adımla futboldan daha çetrefilli bir yola girilerek kısa sürede büyük başarı kazanmanın yanı sıra toplumda futbol dışı spor dallarına yönelik farkındalık misyonu gibi neredeyse imkânsız bir yükü omuzlamayı kabul etmiş olmaktadır.

Ceylanpınar özelinde bazı durumları tartışmak gerekirse imkânsız başarılmış diyebiliriz.

Ceylanpınar Engelli Basketbol takımı kuruluyor. ( Takımın kurulma aşamasını, amaçları ve yaşadıkları zorlukları hakkında ilgililerden bir bilgilendirme yapılması bizi mutlu eder ) ve bu takım kendinden söz ettirmek için canla başla çalışıyor. Çok çalışıp uğraş verse de, Siyasiler, İş Adamları, Sivil Toplum Örgütleri, Medya gibi kurumların gündemine giremiyor. Girse de gündemi az işgal ediyor. Daha ne yapsın Engelli Basket Takımı Şampiyon dahi oluyor. Sadece bir kaç kutlama afişiyle geçiştiriliyor ve böylece ulusal – uluslar arası düzeyde yapılabilecek bir tanıtım fırsatı tepilmiş oluyor.

Ne yapılabilirdi. Ya da ne yapalım?

Avrupa - Asya Engelli takımlarına kadar uzanan dostluk maçları mesela… Düşünsenize Şu Avrupa ülkesi veya Bu Asya ülkesi Ceylanpınar’da ( veya Şanlıurfa da ) Engelliler Basket Takımı ile dostluk maçı için gelsin. Basketbol ve Futbolu kıyaslarsak, herhangi bir futbol takımının 2. Lig, Amatör…vs Şampiyon olsa; Ülkemiz futbolu 4 takım ( hatta kimilerine göre 2 takım ) üzerine kurulu bir sistem hissi vermektedir. Dolayısıyla futboldaki başarı başka ülke takımlarına çok çekici gelmeyebilir. Ancak Engelli Basketbol Takımları, Şampiyonluğu yaşamış “Ceylanlar” için pekâlâ gelecektir. Hatta Spor barış dili değimliydi..! Bu vesileyle Ortadoğu kan gölüne dönmüşken, Savaşlara bağlı nice acılara şahitlik yapan Ceylanpınar, Dünya’ya Barış mesajını en iyi verebilir - verecektir diye düşünüyorum.

Ve bakın bu takım ( Ceylanpınar Engelli Basket takımı ) ne yapıyor...

Yılmıyor, canla başla, sporun sadece futboldan ibaret olmadığını anlatmaya çalışıyor. O'da yetmiyor. Toplumda kangren halini almış olan engellilerin sosyal yaşamdan izole edilmesinin kabul edilemez olduğunu anlatmaya çalışıyor. Ortak yaşam alanlarını yeniden dizayn ederseniz engelsizlerden daha azimli bir kesimin olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Bu gayretleri görmemek olmaz. Olamaz.

Olmamalı da...

Bence gerek Resmi - Özel, gerek Ceylanpınar-Şanlıurfa iş adamları, gerekse Belediye Başkanları bunun farkındadır. Buna karşın haklı olarak hizmet aşkıyla koşuşturma içinde zaman bulamayabilmektedirler. Buna rağmen gönüllerindeki katkıyı sunacaklarına eminiz.

Bu "katkı" kelimesi için oluşan ön yargıyı tartışmak isterim. Katkıyı sadece para desteği olarak görmemek gerekir. Hatta en son sırada para vardır. Gelin bu algıyı hep beraber değiştirelim.

Mesela Bakanlar, Valiler, Belediye Başkanları, Kurum Müdürleri, Mühendisler, Mimarlar, Öğretmenler, Muhtarlar, Vekiller... vs bir gün boyunca tekerlekli sandalyede geçirebilir. Yaşam boyu süren bir kısıtlamayı bir güne sığdırabilir. Klişeleşmiş olan "Hepimiz Engelli Adayıyız" söylemini daha öteye taşıyabiliriz.

Mesela diye başlayan nice örnekler sıralanabilir. Çünkü mevzu bahis olan bir yaşam şekli, yani hayatın kendisidir. Ancak bilinçlendirme adına, engellilerin özgüvenine hitap eden ve Ceylanpınar Engelli Basket takımını ön plana çıkaran bir engelliler-engelsizler basket maçı ( Mayıs ayında ) organize edilebilir. Ve maç sonucu olarak dostluk kazanır, toplum kazanır...

3 Aralık 1992’de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu 3 Aralık gününün “Engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması” amacıyla “Uluslararası Engelliler Günü…” olarak tanınmasını istemiştir.

Yine aynı şekilde 10 Mayıs ile 16 Mayıs arasında “Engelliler Haftası” adı altında Birleşmiş Milletler’e üye 156 ülkede kutlama yapılmaktadır.

Engelliler Haftası’nda, Engellilik sorunu üstünde durulur. Hatta bu konuda ayrıntılı bir program uygulanmaktadır.

•             10 Mayıs Engelliler Haftasının açılışı

•             11 Mayıs Görmeyenler günü

•             12 Mayıs işitme ve Konuşma Kusurluları günü

•             13 Mayıs Ortopedik Engelliler günü

•             14 Mayıs Zeka ve Ruhsal Engelliler günü

•             15 Mayıs Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar günü

•             16 Mayıs Engelliler Haftasına genel bakış.

Programda bariz bir eksik göze çarpıyor. Bence 16 Mayıs “Engelli Yakınları Günü” olmalı..! Yaşadıkları zorlukları, deneyimleri, mutlulukları paylaştıkları sadece bir gün… Bugünlerde sosyal paylaşım sitelerinde Engelli Anneler üzerine sıkça paylaşılan bir cümleyi yazıya eklemeliyim. “Annelerin en çok korktuğu şey çocuklarının ölmesiymiş. Engelli annelerinin ise çocuklarından önce ölmek..” İç acıtan bir söz…

Türkiye’de nüfusun yüzde 12.29′u yani 8buçuk milyon kişi engellidir. Erkeklerde bu oran 11.10, kadınlarda yüzde 13.45’tir. 75 milyona yaklaşan ülkemiz nüfusu için 8 buçuk milyon engelli insandan bahsediliyor. Yani her 9 kişiden biri engelli durumunda..!

Sahi siz sokakta engelli gördünüz mü?

Göremiyorsanız anlayın ki “engellileri engelleyen” birileri ( yani bizler ) var.

Sosyal yaşamdan dışladığımız engellilere selam olsun…

Engelsiz bir dünya özlemi ve dileği ile...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.