Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 21.07.2017
Serhat Hışırlı

Serhat Hışırlı

Türkiye’de ve Şanlıurfa’da doğum yöntemleri ve bebek ölümleri

 

Tüm okurlara Selam ve muhabbetle birlikte bu yazımızda ülkemizdeki doğum yöntemleri ve bebek ölüm oranları, engelli sayıları üzerine yazmak istedik.

Toplam beşeri kaynaklarıyla ülkemiz dünyanın birçok konuda olduğu gibi (193 resmi devlet arasında) bu konuda da dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Beşeri kaynaklarla, nüfusla ilgili araştırmalarda öne çıkan konulardan biriside doğurganlık ve ölüm oranlarıdır. Ülkemiz açısından bu oranlara baktığımız zaman dünya bankası verilerine göre 2015 yılı( verilecek rakamlar aksi belirtilmedikçe 2015 itibariyledir) itibariyle %2,05’tir. Yani doğurganlık yaşları arasında bulunan genellikle (15 ile 44) her 1.000 kadın grubu başına ortalama doğum oranı %2,05’tir. Bu oran açısından Şanlıurfa %4,38 ile birinci sıradadır.

 

Kaba ölüm hızı olarak baktığımızda binde 5,2’dir (bin kişi başına düşen ölüm sayısı: kaba ölüm hızı). Türkiye nüfus artış hızı %1,6 dır. Kabaca ölenler doğanlardan çıkarıldıktan sonra nüfus artış hızı ortaya çıkmaktadır. Ekonomi teorisinde de, büyüme teorilerinde en önemli unsurlardan biriside nüfus, yani insan kaynağıdır. İnsan kaynağının geliştirilmesi ve iyileştirilmesiyle, kalite seviyesi gelişmişlik göstergeleri açısından en önemli kriterlerden birisidir.

Ülkelerin insan kaynağının geliştirilmesi açısından önemli konulardan biride doğan bebeklerin yaşatılması ve yetiştirilerek topluma-ekonomiye kazandırılmasıdır. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde gerçekleşen doğumlarda kullanılan yöntem %50 itibariyle sezaryendir. Bu ameliyat ülkemizde maalesef çok basite indirgenmiş, gereksiz yere başvurulur olmuştur. Sağlık eski bakanımız Recep Akdağ’ında bir demecinde belirttiği gibi bu rakam kabul edilemez. Örnek alınacak ülkeler açısında bu orana baktığımızda Japonya ve Almanya’da bu oran %5’tir. Almanya’da 1975 yılında beridir, bu ameliyat sonrasında hasta 15 gün hastanede takip edilmektedir.

 

 Bizdeyse 2 gün içinde taburcu edilmektedir. Bu ameliyatta hasta karnından 2-3 kat kesilmekte ilk 40 gün yoğun tedavi almakta tam iyileşmesiyse 9 ayı bulmaktadır. Maalesef bebekler için hayati önemde olan ilk 10 günlük takip aile sağlığı merkezlerinde-sağlık ocaklarında yeterli yapılmamaktadır. Mesela bebeğin kilosunun takibi resmi olarak sağlık merkezlerinin işi olmasına rağmen çeşitli sebeplerle yapılmamaktadır. Sezaryen ameliyatları için önemli kriterlerden biri bebeğin kilosu olmaktadır. Kilo 4’ü geçerse bu ameliyata mecbur kalınmaktadır. Doğumdan sonraki 1- 2 hafta içerisinde kilo 3 ün altına düşmektedir??!! birçok doğumda, buna sebep olarak ta sezaryen kilosunun yanlış tespiti gösterilmektedir. Yenidoğan bir bebeğin %10’dan fazla kilo kaybı hayati tehlike oluşturmaktadır.

 

Ama maalesef bu bulanıklıktan ötürü bebek ölümleri sakatlanmaları gerçekleşmektedir. Ülkenin geleceği olan bu bebeklerde ölüm oranı baktığımız zaman ülkemizde ilk 1 yıllarında doğan her bebekten 5 te 1 dir. Yani doğan her 5 bebekten 1 tanesi birinci yılını dolduramadan ölmektedir ülkemizde. Bebek ölüm hızı olarak ta bakıldığında ilimiz binde 20,1 ile Şanlıurfa 2. Sıradadır. Yani doğan her 1000 bebekten 20’si doğumda ölmektedir. Bu oranlar gelişmiş ülkelerde-Oecd ülkelerinde Japonya örneğinde çok daha düşüktür. Japonya örneğinde 1. Yılında ölen bebek sayısı 100 bebekten 5’idir(yaklaşık). Bu ölen bebekler içinde maalesef belki de ülke için çok faydalı hizmetler yapabilecek bebekler vardır. Bununla birlikte bir diğer önemli problemde Anne sütü dışında bebeklere herhangi bir besin verilmemesi için ailelere yapılan baskıya varan telkinlerdir.

 

Anne sütü 1. Olmak üzere sezaryen ameliyatı olan birçok hastada yeterli gelmemektedir. Bebeğin alması gereken besin miktarı kilosu*150 gr iken bu tutarın sezaryenli hastalarda süt olarak maalesef gelme olasılığı çok düşüktür. Mama kullanımı çok basit bir kararken maalesef doktorlar tarafından önerilme zorunluluğu tavsiyesi de bebek hastalıklarını artıran bir öğe olarak karşımıza çıkmaktadır. Kötü beslenme bebek ölümlerinde ilk sıralarda gelen bir sebeptir.

 Bir diğer bebek ölümlerini artıran neden hekim başına düşen hasta sayısıdır. Ülkemizde kaliteli sağlıkçı yetiştirmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve bu oranlar mutlaka Japonya benzeri ülkelerdekine yaklaştırılmalıdır. Sağlık bakanlığının ortalama muayene süresini 5 dkya indirmeside hatalara, atlamalara neden olmaktadır. Dünya tabipler birliğince belirlenen standart 20 dakikadır. Engelli sayılarına baktığımız zaman yaklaşık 2011 yılı itibariyle ülkemizde engelli sayısı 4.882.841’dir(resmi olmayan rakamlara göre %13 civarındadır) Şanlıurfa ülkemizde bu tarz nüfusun en yoğun yaşadığı 6. İldir. Bu insanların yaşama tutunması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Sonuç olarak bir ülkenin en önemli geleceği olan bebekler-çocuklarımız için durum ülkemiz ve şehrimiz açısından çok parlak gözükmemektedir. Umarız bu rakamlar başta sezaryen oranları ve ölüm oranları olmak üzere kabul edilebilir seviyelere çekilebilir. Allah bast-ı zaman ve tayy-i mekanı bilen, bildiğini uygulayan insanlar nasip etsin.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Sizce en başarılı belediye başkanı kim?