Günak sağ reklam
  • 31.08.2018
Serhat Hışırlı

Serhat Hışırlı

Türkiye’de Kapitalistleşme 2

Osmanlı sisteminden gelen küçük köylü- aile işletmelerine dayanan sosyo-ekonomik yapı 1950’ye kadar Türkiye ekonomisi ve sosyal yapı küçük köylü- aile işletmelerine dayandığından esas karakterini korumuştur. Miri arazi rejimi uygulanmıştır.( Miri topraklar devlet topraklarıdır.2’ye ayrılır tapulu arazi, mukata’alı arazi.) Miri arazi, yani devletin rakabesini(mutlak mülkiyet hakkını) elinde tuttuğu arazi(tapulu araziler köylü aile birliklerine, tapu rejimi dediğimiz özel bir sistem içinde verilen araziler, mukata’alı araziler iltizam usulüyle kiralanan arazilerdir)  bütün tarım topraklarını kapsamaz. Miri arazi, yalnız hububat ziraatı yapılan, tarla olarak kullanıla arazidir. Bağlar ve bahçeler bunun dışında kalır. Çünkü büyük kitlelerin geçimi, geçimlik ekonomi, ordunun ve şehirlerin iaşesi, hububat ekimine, başlıca buğday-arpa ekimine dayanır. Darlık ve açlık hububat ekiminde noksandan ileri gelir. Tarlaların devamlı işletimi kanunla garanti altına alınmıştır. Bir çift öküzü olan aile bir işletme ünitesi oluşturur ve koruma altındadır. Bu raiyet çiftliği devlet için tarım ekonomisinin temelinin oluşturur, onun parçalanmasına ve kaybolmasına karşı bir sürü önlem alınmıştır. Bu sisteme çift-hane sistemi denir. Miri tapulu arazi, imparatorluk siyasetinin bulduğu ve korumaya çalıştığı ana imparatorluk rejim olarak eski çağlardan beri Akdeniz ve Orta-Doğu tarihine yön vermiş bir temel rejimdir.(Halil İnalcık)

1808 Senedi ittifaktan itibaren padişahların gücünün azalmasıyla da beraber, 1839 yılından itibaren askeri ve sivil bürokrasinin sistem üzerindeki hâkimiyeti artmış, özellikle Meşrutiyetin, Kanun-i Esasinin ilanında askeri sınıfın ağırlığı açıkça görülmüştür. (Özellikle Genç Osmanlılar, Jön Türkler hareketi) Nitekim Cumhuriyet’i ilan eden kadrolarda İttihat ve Terakki geleneğinden gelme özellikle yeni açılan Harbiye okullarından yetişmedi. Türkiye modernleşmesi asıl olarak Harbiye-Tıbbiye-Mülkiye okullarından yetişen kadroların etkisiyle ilerlemiştir, çekirdek kadroyu bu elitler oluşturmuştur.

Eric Jan Zürcher’e göre iktidar 1839’dan itibaren saraydan, bürokrasiye geçmiştir). Bu geçiş ekonomik anlamda alınacak kararlarında bürokrasi merkezine kayması gibi bir sonuçta doğurmuştur(Zürcher, 2000:13).

Oluşturulmaya çalışılan devletçilik ve etatizm(devlet kapitalizmi) İsmet İnönü tarafından şu şekilde ifade edilmiştir: ’‘En serbest zannolunan sanat ve ticaret, müreffeh olabilmek için, mutlaka devletin yardımına ve müdahalesine ihtiyaç göstermektedir. Subaşında olduğumuz için, bu ihtiyacı her gün görüyorum’’

Cumhuriyetin ilk yıllarında tarıma kapitalist üretim ilişkilerinin getirilmesinin, sanayileşmeden de büyük öncelik aldığı derhal görülür. Tarımda büyük mülkiyete ağırlık tanıyan ekonomik sistem, Medenî Kanun ile mirî toprak düzenini kaldırarak, tarımın kapitalistleşmesindeki son büyük ayak bağını da hukuk plânında tasfiye etmiştir. Anadolu'da azınlıklara ait büyük toprakların mülkiyetinin taşra mütegallibesinin eline geçişi ve ticaret kesiminin yerli sermayeye doğru kaydırılması, bu dönemin kapitalistleşme deneyinde görülen iki bütünleyici eğilimdir. Bunlar, yaratılmak istenen yeni ulusal burjuvazinin ön habercileridir. Toplumun sınıf yapısı, hızlı sermaye yoğunlaşması sonucunda görülmemiş biçimde alt üst olmuştur. Ücretli emek, küçük köylü ve maaşlı memur için bu dönem sosyal huzursuzlukların büyüdüğü yıllardır. Vergi sisteminin yalnız kapitalistleşmeye prim vermesi, özellikle ücretli ve maaşlılar üstündeki yükü ağırlaştırmıştır. 1944 yılında, örnek olarak milyonlarca liralık iş yapan 45 bin müteahhit ancak 8,4 milyon liralık vergi öderken, maaşlı ve ücretlilerden alınan vergi 186 milyon lirayı aşıyordu. Hızlanan kapitalistleşmeye ve bü­yük ticaret kârlarına rağmen, savaşın son yılında yüksek gelirli vergi mükelleflerinin ödedikleri vergi ise toplam vergi gelirinin yüzde 18,8'inden ibaretti( Ali Gevgilili)

Sonuç olarak İsmet İnönü’nde dediği gibi yeni oluşturulmaya çalışılan büyük sermaye sahipleri toplumsal sermayenin çeşitli şekillerde belli kişilere kaydırılmasıyla gerçekleşmiştir, bunun yanında birçok devlet tekeli oluşturulmuş sanayide bunların önceliği olmuştur. Bu sanayi kuruluşları bugün dahi kamu iktisadi teşebbüsü olarak varlıklarını koruya gelmiştir(Etibank-Türkiye vagon işletmeleri gb)

 

           


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.