Metrolife baner
Günak sağ reklam
  • 04.07.2018
Serhat Hışırlı

Serhat Hışırlı

TÜRKİYE’DE KAPİTALİSTLEŞME 1

 

Üzerinde yaşadığımız coğrafya, Anadolu tarihsel olarak Ortadoğu-Akdeniz uygarlıklarının etkisinde gelişmiş ve tarih boyunca dünya ticaretinin önemli bir noktası olmuş, tarihte tarımın ilk yapıldığı yerlerden biri olmuştur. Tarımla birlikte gelişen ekonomik hayat ve zenginliği nedeniyle de birçok kez istilalara ve savaşlara sahne olmuştur. Bu durum X. yy’da da devam etmiş çeşitli sebeplerle Anadolu Haçlı savaşlarına sahne olmuştur( Doğunun zenginliğini ele geçirme vb).Haçlı savaşları başta Anadolu olmak üzere bütün Doğu Akdeniz kıyı kentlerine ilk kapitülasyonları getirmiştir. Aynı zamanda, kozmopolit bir tüccar zümresi olarak Levanten[1] sınıfın güçlenmesini sağlamıştır. Bu sınıf daha sonra Osmanlı’da Tanzimat sonrası büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan sınıfı anlatmak için kullanılacaktı ve ülkenin kapitalistleşmesinde rol oynayacaktı.

            Kapitalizm ’in ortaya çıktığı batı uygarlığı ile karşılaştırıldığında Osmanlı imparatorluğunda ki farklı dinamikler daha farklı bir yapı gelişmesine yol açtı, mesela en önemlisi devletin sistemde çok ağırlıklı olması, ‘Teba’ kültürü batılı anlamda sınıf farklılıklarının çok keskinleşmesini önledi, böylece modern batı toplumundaki işçi-girişimci kutuplaşması oluşmadı.Ülkemizin mirasını aldığı Osmanlı imparatorluğu bugünkü yapıların çoğunun kökenlerinde olduğu gibi kapitalizm-emek-toprak gibi kavramlarında kökenindedir.

16. yy’a gelindiğinde dünya ticareti geleneksel kara ipek yolu ve bazılarının deniz ipek yolu olarak adlandırdığı Avrupa’dan başlayıp ümit burnundan dolanarak Ön Asya ve Orta Asya’ya ulaşan hat iki önemli güzergâhtı. 1. hat Osmanlıların kontrolünde olmak üzere, 2. hat Rönesans ve reform hareketleriyle dünya sıklet merkezinin gittikçe kaydığı batı kontrolündeydi. Rönesans ve reform hareketleriyle değişen dünya yaşam-düşün biçimi, hızla diğer dünyayı kontrol altına alırken, Osmanlıda bundan nasibini almıştı. Daha önceleri hâkimiyetinde olan birçok coğrafya Akdeniz-Karadeniz vb bir bir elinden çıkmaya ve yeni dünya hâkimlerine geçmeye başlamıştı. Kapitalistleşme açısından bakıldığında yarının büyük sermaye sahipleri 16. yy’ın büyük toprak sahipleri olarak ortaya çıkmaya başlamıştı, keza yarının işçi sınıfının büyük kısmını oluşturacak, topraksız köylüler-amelelerde bu dönemde ortaya çıkmaya başlıyordu.

            Avrupa ekonomisi dünya üzerinde yayılırken mevcut toplumsal, iktisadi ve siyasi kurumlarla her yerde boğuştu ve sonunda bu kurumları dönüştürdü.Ortadoğu’da, Osmanlı İmparatorluğu böylesi bir denetimin dışında kalmayı başardı. Yani, siyasi bağımsızlığını korudu ve Avrupa’nın iktisadi sızma girişimlerine karşı oldukça etkin bir direnme gösterdi. Porf Dr. Donald Quataert, bugüne dek doğruluğu tartışılmayan, Sanayi Devrimi sonrasında gelişen koşullara ayak uyduramayan Osmanlı sanayiinin çöktüğü tezine katılmamakta, söz konusu dönemde Osmanlı imalat sektörünün büyük bir canlılık ve gelişme gösterdiğini ortaya koymaktadır. Küçük imalathane ve evlerdeki üretimin önemli bir yer tuttuğunu, bu sayede Osmanlı´nın değişen koşullara uyum sağladığını, imalat faaliyetlerinde buldukları yaratıcı yöntemlerle rekabet gücünü korumaya çalıştığını söyler. Diğer yerlerde, mesela Hindistan’da bu direnme gösterilememişti. Belki de Anadolu Selçuklu geleneğinden gelen Ahilik-Lonca şeklindeki örgütlenme Quataertin bahsettiği imalat sektörünün çekirdeğini oluşturmuş, bugünkü ülkemizdeki Kobilerin temelini de bu kuruluşlar oluşturmuştur.Osmanlı sisteminden gelen küçük köylü- aile işletmelerine dayanan sosyo-ekonomik yapı 1950’ye kadar Türkiye ekonomisi ve sosyal yapı küçük köylü- aile işletmelerine dayandığından esas karakterini korumuştur

 

[1] Doğu Akdeniz’de yaşayan Avrupa’lı tüccarlara Avrupalıların taktığı isim.


MAKALEYE YORUM YAZIN
FERHAT HIŞIRLI FERHAT HIŞIRLI 05.07.2018

kalemine sağlık kardeşim.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.