Novada

Türkiye,7 Haziran’da sandık başına gitti ve ummadığı bir tablo ile karşılaştı.2011 Genel Seçimlerinde yüzde 49.95 oy oranı ile bir kez daha tek başına iktidar olan AKPARTİ,7 Haziran akşamı yüzde 40.9 oy alarak 258 milletvekili  sandalye sayısı ile tek başına iktidar olma şansını kaybetti.Oysa 2011 Genel Seçimlerinde 326 milletvekili çıkartmışlardı.Buna mukabil 2011 seçimlerinde Bağımsız adaylarla vitrine çıkan dönemin BDP’si 36 milletvekili ile mecliste grup kurmuşlardı.2015 Genel Seçimlerinde ise adını HDP olarak değiştirerek seçimlere girerek,yüzde 16.3 oy alarak 80 milletvekili çıkartarak ülkenin bir çok  katmanlarında ve kesiminde soğuk duş etkisi uyandırdılar.Şüphesiz ki,bu seçimin gerçek galibi HDP’dir.Peki bu sonucun buraya gelmesinde hangi etkenler rol oynadı bunu irdelemek gerekiyor.Burada birinci ve en büyük etken Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın  “Çözüm süreci” sırasında önce Güvercin,daha sonra da seçimlere yaklaşırken de Şahin kesilmesi bu sonucun oluşmasında rol oynamıştır.Hatırlanacağı üzere aynı ERDOĞAN,Başbakanlığı döneminde 2005 yılında Diyarbakır’da “Kürt sorunu vardır” diyerek Kürtler üzerinde büyük bir sempati toplamıştı.Bu vesile 2009 yılında “ÇÖZÜM SÜRECİ” adı altında bazı adımlar atılmaya başlanmıştı.Silahların bırakılması ve Bölge de barışın yeniden tesis edilmesine yönelik bazı girişimler yapılmış ve Habur’dan bazı PKK’lıların Türkiye’ye girişi sağlanılmıştı.her şey rayına oturtuldu denilerek İmralı’da ömür boyu hapis cezası almış olan Abdullah ÖCALAN ile ilgili bazı tavizler verilerek,ÖCALAN Kürtler adına müzakereci konumuna getirilmişti.Bu aşama da “Akil adamlar heyeti oluşturularak Abdullah ÖCALAN ile gidip,gelmeler başlatılmış ve Apo’nun istekleri dönemin BDP’li milletvekilleri aracılığıyla hükümet nezdinde kabul bulmuştu.Bu dönemlerde Kandil ile müzakereler başlatılmış ve sözde “Çözümsüzlükten,Çözüme” doğru bir adım atılmıştı.Bu esnada HDP’de ise Şahin bir yapıdan,Güvercin edası görüntüsü oluşmuştu.Arada bir Bülent ARINÇ gibi bazı sözde muhalif sesler dışında her şey istenildiği şekilde gidiyordu.Bu kapsamda HDP “Türkiye Partisi” olma yolunda bazı adımlar atarak özellikle Marksist bir yapıdan, sözde İslama saygılı bir parti görüntüsüne bürünerek bu kapsamda Mayıs 2014 yılında Diyarbakır’da “Demokratik İslam Kongresi” adı altında bir panel düzenlendi.Panele İslamcı söylemleri ile tanınan ve 7 Haziran’da HDP Milletvekili seçilen Prof.Dr.Kadri YILDIRIM ve Hüda KAYA’da birer konuşma yaptılar.Bu panelin şüphesiz ki en ilginç hadisesi  PKK lideri ÖCALAN’ın, Marksist bir çizgiden,sözde İslamcı bir çizgiye sempati duymuş gibi “Mümin Kardeşlerim” diye başlayan mesajının okunması ve panel sonunda “Medine Sözleşmesinin” esas alınmasıdır.Bir başka önemli bir hadisede Selahattin DEMİRTAŞ’ın  26 Eylül 2014’te “CENTER FOR AMERİCAN PROGRESS” adlı düşünce kuruluşunun düzenlediği  “Ortadoğu’da yeni Kürt realitesi” adlı konferansa katılarak ve bazı ABD’li üst düzey yetkililerle bir araya geldiği ziyaretti.Bu ziyaret sonrası HDP’nin “Türkiye Partisi” söyleminin dillendirilmesi de ilginçtir.Bütün bu hadiseler ışığında 2014 yılı sonlarında bir anda “Çözüm süreci” ile ilgili bir takım sert polemikler başladı veya başlatıldı.Bu polemiğin fitilini önce Cumhurbaşkanı sayın ERDOĞAN ateşledi ve daha sonra da Hükümet cenahından Başbakan Yardımcısı Yalçın AKDOĞAN,Bülent ARINÇ,Beşir ATALAY ve Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Binali YILDIRIM tarafından Şahin açıklamalar bir biri ardınca gelmeye başladı.Yalçın AKDOĞAN “kendilerine güveniyorlarsa baraj dinlemezler ve parti olarak seçimlere katılırlar” Bülent ARINÇ “ Barajı aşmazsanız millete kabahat bulmayın” gibi kışkırtıcı ve aşağılayıcı sözler karşısında bir anda iş sözde “Çözüm sürecinden” adeta bir Çözümsüzlüğe doğru gitmeye başladı.Cumhurbaşkanı ERDOĞAN,daha önceden karara bağlanmış ve DOLMABAHÇE görüşmeleri ile müzakereye varılan”İZLEME HEYETİ” ile ilgili sert tartışmalar başlattı.Bir anda 2005’ten 2014’e kadar  Çözüm sürecinden bahseden ve Güvercin görüntüsü veren sayın ERDOĞAN adeta Şahin kesilivermişti.İşte bu evrelere gelindiği süreç içerisinde 2015 Genel Seçimlerine doğru bir tarihe girilmiş oldu.Malumu daha sonra bir parti Genel Başkanı edası ile Türkiye genelinde Miting düzenleyen Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın hedefinde HDP ve Kürtler vardı.Meydanlarda “ Kürt sorunu yoktur” PKK ve onun uzantısı HDP için “bunlar ZERDÜŞT ve Ateşe taparlar” gibi sert üsluplar ve meydanlarda KUR’AN üzerinden siyaset yapması Güneydoğu’da 12 yıldır AKPARTİ’ye oy veren Kürt seçmenler üzerinde üzüntüye neden oldu.Buna mukabil HDP  ise ısrarla ERDOĞAN’ın gerilim politikasına alet olmayacağız ve provakasyonlara gelmeyeceğiz diyerek politika üretmesi oylarının artmasında en önemli kriterdir.Peki 16 Şubat 2004 yılında Teke-Tek adlı programda “ABD’nin ortaya attığı ve bizimde Eş Başkanlarından olduğumuz “genişletilmiş büyük Ortadoğu projesi (BOP) kapsamında DİYARBAKIR bir yıldız olabilir,bir merkez olabilir” açıklaması ve hemen akabinde 2005’te Diyarbakır’da “Kürt sorunu vardır” deyip ve bu konuda her türlü adımları atacağız diyerek 2009 yılında Çözüm Sürecini başlatan ERDOĞAN’ın bizatihi kendileri değilmiydi.Ne oldu da bir anda 360 derece birden dönüş yapıldı.Eski CIA Türkiye istasyon şefi Graham FULLER’in 2004 yılında söylediği “Kuzey Irak’ta kurulacak muhtemel bir bağımsız Kürt Devleti Türkiye’ye entegre olacak” sözü sonrası dönemin Başbakanı ERDOĞAN’ın hemen akabinde söylediği “ BOP kapsamında Diyarbakır bir yıldız olabilir” sözü ve geçenlerde Kuzey Irak Kürt Federe Devleti Cumhurbaşkanı BARZANİ’nin “önümüzdeki aylarda  Kürt Devletini ilan edeceğiz” açıklamaları domino taşlarının yerine oturması anlamına mı geliyor ? Kürt meselesinin bugüne değin tarihsel yönüyle ele alınması en çok 1986 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut ÖZAL döneminde ele alınmış ve o zaman ÖZAL bu sorunun baskıyla ve silahla çözülemeyeceğini belirterek dönemin aktörleri olan ve şimdi de bazılarının muhatap alındığı Barzani,Talabani ve Öcalan ile direkt veya endirekt görüşmeler yapmış ve o zamanda Batı ve ABD-İSRAİL üçlüsünden kabul görmüştü.Daha sonra bu görüşmeler ÖZAL’ın ölümü sonrası akamete uğramış ve daha sonra da 54.Hükümetin Başbakanı merhum Prof.Dr.Necmettin ERBAKAN tarafından da başlatılmıştı.Merhum ERBAKAN bu işe İslam kardeşliği ve Ümmet anlayışı ile bakmıştı.Daha sonra da 2002’de iktidara getirilen AKPARTİ ile bu süreç buralara kadar gelmiş oldu.Yalnız kafaları karıştıran soru şu Piar araştırmalarında  AKPARTİ’nin  yüzde 50 ile iktidar olacağı çıkmışken,neden sayın ERDOĞAN bir anda HDP’yi düşman ilan ederek Kürtleri karşısına aldı.Öncelikle cevap bulması gereken nokta budur.Hatta bu konu da AKPARTİ içerisinde de bu konu tartışılmakta ve HDP’nin oylarının artmasından birinci derecede sayın ERDOĞAN’ın suçlu olduğu kanaati yaygındır.Bir başka cevap arayan bir konu da OSLO ve DOLMABAHÇE görüşmelerinde neler konuşuldu.Özellikle OSLO görüşmesinde MİT ile PKK yöneticisi Sabri OK dışında başka kişilerde bu görüşmelerde yer aldılar mı ? Çünkü bu konu ile ilgili MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay VURAL 2013 yılında şu ilginç açıklamayı yapmışlardı.”Oslo görüşmelerinde Abdullah ÖCALAN ile Başbakan ERDOĞAN yüz yüze görüştüler.Erdoğan ile Öcalan Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de bir Kürt coğrafyasının oluşturulması konusunda anlaşmaya gittiler” demişti.(bu açıklamalar bir çok gazetede yer aldı) Kısacası HDP’nin yüzde 13.3 oy almasının en büyük nedeni Cumhurbaşkanının Kamplaştırıcı üslubu ve buna mukabil HDP’nin de bu kamplaşmaya prim vermesini de eklersek bu sonuç  ve akıbet normaldir.Yalnız üzücü olan 12 yıl boyunca AKPARTİ’yi iktidar eden Kürtlere yine AKPARTİ seçmenlerince Küfür ve hakaret edilmesi çok yanlıştır ve burada bir günah keçisi aranacaksa bunun Kürtler olmadığı bilinmelidir.Yazımı bir tespit ile sona erdiriyorum.Dün Kürtler tarafından minnet ve şükranla anılan Turgut ÖZAL’ın yanında yarında Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’da şükran ve minnetle yad edilecektir.Çünkü bugün HDP’nin yüzde 13.3 ile 80 milletvekili çıkarmasında sayın ERDOĞAN’ın bilinçli veya bilinçsiz toplumları kutuplaştırması sonucu en önemli etkendir.Umarız HDP’de “Türkiye Partisi” olma yolunda samimi davranır ve Kürt-Türk kamplaşması sona erer.

 

Şemseddin KAYA Olay Urfa Ankara temsilcisi


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.