Novada

Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN,19.Muhtarlar Toplantısında gündemle alakalı  ve özellikle son aylarda Güneydoğu’da hız kazanan PKK terörüne ve  katliamlarına yönelik  önemli açıklamalarda bulundu.

Şüphesiz ki bu konuşmanın en dikkat çeken kısmı “bundan sonra PKK ve onun uzantısı HDP’yi asla muhatap almayacağız” sözüdür.Eminiz ki bu sözü duyan toplumun bir çok kesimi aydını ve avamı ile bir çok katmanlar“eyvah 30 yıldır devam eden ve 40 bin insanın öldüğü ve 400 milyar dolarlık bir ekonomi kaybın söz konusu olduğu, ve  bir türlü bitirilemeyen bu bela  ile bir kez daha mı karşı karşıya kalacağız” endişesi hasıl olmuştur.Tayyip ERDOĞAN’ın bu sözü söylemesinin nirengi noktası 7 Haziran seçimleri sırasında HDP Eş Başkanı Selahattin DEMİRTAŞ’ın  “seni Başkan yaptırmayacağız” sözü ile başlayan ve daha sonra yapılan seçimlerde AKPARTİ’nin tek başına iktidardan düşüşü ile başladı.Daha sonra 2009 yılından bu yana aleni olarak başlatılan ve ve kanın bitirilmesine yönelik olarak Oslo müzakeresi ve ardından da Dolmabahçe’de devam eden “Çözüm Sürecinin” sekteye uğraması ile neticelendi ve Süreç bir anda tersine dönerek, Türkiye tıpkı 90’larda olduğu gibi yeniden terör sarmalına döndürüldü.

 

7 Haziran 2015’teki seçimlerden sonra koalisyon kurulamadı ve Türkiye, 1 Kasım 2015’te yeni bir seçim atmosferine girdi ve yapılan seçimlerde AKPARTİ yüzde 49,5 ile tek başına iktidar oldu.Buna rağmen 7 Haziran ve 1 Kasım 2015’ten bu yana terör durmadığı gibi,daha da şiddetlenerek  400 civarında Polis ve Askerin şehit edildiği,diğer taraftan da  PKK’lı  7 bin kişinin öldürüldüğü açıklandı.Oysaki 2005 yılında başlayıp,2009 yılında müzakere edilen “Çözüm süreci ve kardeşlik projesi” şimdi eskisinden de daha  kötü duruma geldi.Bundan sonra peki neler olacak ve bu işin sonu nereye varacak sorusu cevap arıyor.Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN’ın “PKK ve HDP’yi bundan sonra asla muhatap almayacağız” derken, bundan sonra bu süreç ile ilgili yol haritasında kim ile müzakereler devam edecek konusunda aslında açık adres olmasa da üstü kapalı olarak İmralı’yı adres göstermiş  oldu.

 

 

Kanaatim o ki bu süreç  bundan sonra İmralı ile yani Abdullah ÖCALAN ile yürütülecek.Çünkü,sayın ERDOĞAN ,süreç konusunda “PKK ve HDP’yi bundan sonra asla muhatap almayacağız” derken ,İmralı ve Öcalan’ı bu söylemin dıında tutmuş görünüyor.Çünkü; öyle olmasaydı  yaptığı konuşmada “bundan sonra ne PKK,ne HDP ve nede ÖCALAN’ı muhatap kabul etmeyeceğim” derdi.Bu konuşma da Öcalan’ın isminin zikredilmemesi dolayısıyla adeta ÖCALAN’a “senin muhatap kıldığın HDP ve Kandil bu konuda süreci sabote etti ve bu sürece seninle devam edebiliriz.Ancak bu süreç bizim istediğimiz şekilde yürürse” demeye getirerek, açık kapı bırakmış oldu. Sonuçta bu konuda ,yani sabote edilmiş bu sürecin tekrar başlayabilmesi için birilerinin  muhatap alınması gerekecek.Bu da büyük ihtimalle Abdullah Öcalan olacaktır. Bu vesile Yapılması olası  senaryolar arasında Türkiye’nin , 2016 yılında veya 2017 yılı başlarında yeni bir seçim atmosferine girmesi ve bu seçim çerçevesinde ,HDP’nin baraj altında kalmasına yönelik mühendislik çalışmalarını yürüterek,HDP’nin baraj altında kalmasını sağlamak amaçlanabilir.Zaten İmralı ve Kandil’de HDP ve Selahattin DEMİRTAŞ’ı çizmiş görünüyor.Zira 7 Haziran seçimleri  sırasında DEMİRTAŞ’ın  “PKK amasız ve illasız silah bırakmalı “ sözüne PKK üst düzey yöneticisi Duran KALKAN” Bazı siyasetçiler bize çağrı yapıyor.Kayıtsız şartsız mücadeleyi bırakın,teslim olun” diye.

 

Nereye teslim olacağız? Siz ne yaptınız ki,bize çağrı yapıyorsunuz? Siyaset kurumu işledi,sorunları çözdü de PKK ‘mı engel  oldu?diyerek  HDP ve Selahattin DEMİRTAŞ’a yönelik ağır eleştirilerde bulunmuştu.Büyük ihtimalle ve de bu gidişata göre HDP,barajın altında kalacak gibi bir tablo ortaya çıkıyor.Çünkü ;son bir yılda cereyan eden olaylar şunu gösterdi ki, Terör  olayları devam ettiği ölçekte HDP’de  oy kaybına neden olduğu görüntüsü ortaya çıktı.Önce Suruç patlaması ve ardından da Ankara patlaması HDP’de oy kaybına neden oldu.Hatta 1 Kasım seçimleri sırasında bu patlamalar ile ilgili hükümet cenahından “bu patlamalar partimizin oylarını yükseltti” demiş ve HDP ve kürt tabanında kafalarda soru işaretleri bırakmıştı.Oysa ki “Devlet aklı sorumluluğu gerektirir ve bu tür söylemlerin Devlet makamına zararlar getireceğini düşünmeyi ve beraberinde sorumluluğu gerektirir. Hatırlanacağı üzere  7 Haziran seçimlerinde 80 Milletvekili çıkarmış olan HDP,1 Kasım seçimlerinde bu patlamalar sonrası vekil sayısını 50’ye düşürmüştü.Eğer şimdi de bu terör devam ederse ve Türkiye 2016 veya 2017’de tekrar seçime giderse ,kesinlikle HDP barajın altında kalır.İşte Cumhurbaşkanı  ERDOĞAN’ın “bundan sonra HDP ve PKK’yı muhatap almayacağız” sözü dolayısıyla yerine gelmiş olacak ve 7 Haziranda “seni Bakan yaptırmayacağız” sözünü deHDP’nin baraj altında kalınması ile rövanşı almış olacak. Burada başka bir oyunda MHP üzerinden oynanabilir ve MHP’de sürpriz  bir şekilde barajın altında kalabilir.MHP zaten son haftalarda iç işlerinde karışmaya başladı ve bu da MHP içerisinde muhalifler ile yeni bir savaşın olacağının sinyalini vermiş oldu.Bu da hem AKPARTİ’nin yaklaşık yüzde 55 ile tek başına iktidar olması anlamına gelir ve de Anayasa değişikliğinin yapılarak,Başkanlık Sisteminin de yürürlüğe girmesi anlamına gelir.

 

 

Daha sonra da şu sıralarda “Dip Frize atılan Çözüm Süreci” bir başka isim adı altında ve HDP ve  PKK ile değil de Abdullah ÖCALAN ile yürütülür.Bu konu ile alakalı olarak 19 Ocak  2016’da Kuzey Irak’ın Erbil kentinden yayın yapan  KÜRDİSTAN 24 TV’nin yayınında Bülent ARINÇ ,ilginç açıklamalarda bulundu.Çözüm sürecinin 2009’dan bu yana gidişatını anlatan ARINÇ,yeni bir çözüm süreci gerektiğini söyledi.Yeni bir çözüm sürecinde Abdullah ÖCALAN’ın olacağını ve mutlaka bu süreçte yer alması gerektiğini söyledi.Bülent ARINÇ”sayın ÖCALAN’ın bu süreçte yer alması hem örgüt üzerinde,hem de halk üzerinde olumlu bir etki yapacağını düşünüyorum.Ancak siyasi temsil konusunda HDP olmalımıdır,buna bir karar vermek lazım.Benim kanaatim HDP bir siyasi aktör olarak kalabilir de ama bu güne kadar yaptığı işlerden hiçbir fayda olmadığına göre onun yerine ÖCALAN’ın da onay vereceği başka siyasetçilerde olabilir.” Açıklaması yaptı.Hatırlanacağı üzere Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü olduğu  ve “Çözüm Süreci” devam ettiği 2014 yılında yaptığı açıklamalarda da  Bülent ARINÇ,ses getiren ve beraberinde derin tartıma yaratan açıklamalarda bulunmuştu.

 

O açıklamalarda “HDP bugün çok önemli görevler yapıyor.Çözüm süreci içerisinde Öcalan ile ve diğer muhataplarla (PKK’yı ve Kandili kastederek) irtibat konusunda ve bir siyasi kanat olarak halkı temsil eden bir siyasi parti ve Milletvekilleri olarak onların çok daha sorumlu davranması,çok anlayışlı olması hükümetle ilişkilerini çok daha dürüst götürmeleri gerekir.Bunun dışına çıktıkları vakit çözüm süreci bundan olumsuz etkilenir.Sahici olun,Çözüm sürecini tıkayacak hiçbir şey yapmayın.Birincisi söylenenler hükümeti zor durumda bırakıyor.İkincisi Öcalan’ın bile talep etmediği Öcalan’la hükümet olarak görüşmediğimiz ve onu muhatap almadığımız ile ilgili ortaya attıklarınız.MİT’in bu görüşmeleri yaptığı bilindiği halde onun taleplerinin dışında bir takım şeyler ileri sürerek  ÖCALAN’ı zor duruma düşürerek,itibarsızlaştırdığınızı bilmiyor musunuz.”demişti.Yine bu süreç devam ederken , Ekim 2015 tarihinde Anadolu Ajansı Editör Masası programında Başbakan Yardımcısı Yalçın AKDOĞAN’da ilginç açıklamalar da bulunmuş ve “ bu süreci sabote eden,bozan,tehdit eden,baskı yapan bir örgüt var.Öte yandan da Davul onun boynunda,tokmak Kandil’in elinde bir yapı olan HDP var.Selahattin DEMİRTAŞ,7 haziran seçimlerinde bir PR ürünüydü.

 

Yani “Türkiyelileşme,şirinli  vesaire bu sefer bu makyajlar döküldü ve biraz kazıyınca altında başka bir yapı çıktı.Çözüm sürecinin Mimarı ve lokomotifi AKPARTİ dir.Kimse bu süreçten kendine pay çıkarmasın.Bu süreçte HDP’ye de bir rol verildi.Ancak HDP  bu süreçle ilgili bölge halkını hayal kırıklığına uğrattı ve  her şeyi berbat etti”demişti.Sonuç olarak  PKK ve Kürtlerin  temsilcisi olarak görülen HDP, “ÇÖZÜM SÜRECİ” kapsamında önümüzdeki süreçte tasfiye edilecek ve muhatap makamı Abdullah ÖCALAN olacak gibi görünüyor.Hatırlamakta fayda var.2013 yılında İmralı ile MİT arasında müzakerelerin hız kazandığı süreçte dönemin BDP Milletvekilleri olan Pervin BULDAN,Sırrı Süreyya ÖNDER ve Altan TAN’ın yer aldığı  Abdullah ÖCALAN ile İmralı da yaptıkları görüşmeleri  servis edilmiş ve Milliyet Gazetesi yazarı Namık DURUKAN tarafından yayınlanmıştı.Bu yazının yayınlanmasından sonra da dönemin Başbakanı Tayyip ERDOĞAN,Milliyet Gazetesi sahibi Erdoğan DEMİRÖREN’i aramış ve Derya SAZAK ile Namık DURUKAN hakkında bu görüşmenin yayınlanması ile ilgili kızgınlığını dile getirmişti.Abdullah ÖCALAN ve dönemin BDP Milletvekilleri arasında geçen konuşmalarda akıllarda kalan ÖCALAN’ın”Başkanlık sistemine sıcak bakıyorum.Tayyip ERDOĞAN’ın Başkanlığına sıcak bakarız ve bu temelde AKPARTİ ile Başkanlık sistemi konusunda ittifaka girebiliriz.

 

 

Çözüm Süreci konusunda sayın Hakan FİDAN yalnız bırakılmamalı PKK geri çekilirse ve silahları bırakırsa daha da güçlenir.Halkımız özgür olur.PKK bile bu konuda beni anlamiyor”demişti.İşte ne oldu ise bir anda 7 Haziran  seçimlerinde HDP Genel Başkanı Selahattin DEMİRTAŞ ,mitinglerde Tayyip ERDOĞAN için “seni Başkan yaptırmayacağız” deyince süreç bir anda kilitlendi ve tepe taklak oldu.Daha sonra o günden,bu güne kadar terör hız kazandı  ve Güneydoğu adeta savaş alanına döndü.1990 öncesi Güneydoğu halkı PKK’nın uyguladığı şiddet politikası ve zamanın Jitem yapılanmasının da sapla samanı karıştırması neticesinde köyleri boşaltırken,bu kez de gelinen son süreçte PKK’nın Cizre,Diyarbakır ve Silopi gibi yerlerde kazdıkları tüneller ve kurdukları barikat neticesinde buna müdahale etmek zorunda kalan Devlet ile PKK arasında kalarak Şehirleri boşaltarak, batı illerine göç etmek zorunda  kaldılar.İşte Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın “bundan sonra PKK ve HDP’yi asla muhatap almayacağız” sözleri  bu olaylar ışığında ve Güneydoğu’daki son olaylar neticesinde PKK’nın “Öz yönetim” talebi ilesokakları savaş alanına çevirmesinden sonra söylenmiş bir beyanattır.Bundan böyle  Abdullah ÖCALAN’ı,yeşilçam’ın Hulusi KENTMEN’i rolünde görürsek hiç şaşırmamamız gerekir.

 

 

 

Zaten son yıllarda yapılmak istenen ve işlenen ana tema da “Marksist ve ateist Öcalan’dan,dindar ve dine saygılı bir Öcalan kişiliği “ ön plana çıkarıldı ve dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ ile yapılan röportajda ,ÖCALAN’ın aslında gençliğinde çok dindar olduğu teması da öne çıkartılmıştı.Hatta bu vesile ile 2013 ve 2015 yıllarında PKK’nın gölgesinde “Demokratik İslam Kongresi” düzenlendi ve o kongrede Abdullah ÖCALAN’ın da telgrafı okundu ve büyük alkış topladı.Kapanış oturumunda da “Medine vesikası” baz alındı.Nereden,nereye! Sonuç olarak ister adına Kürt sorunu,ister Çözüm süreci,ister  Milli birlik ve kardeşlik süreci veyahut da demokratik açılım ne derseniz  deyin bu sorun 30 yıldır önümüzde durmaktadır.Bu sorunun çözümü noktasında Türkiye ne kazanır ve neleri kaybeder bunu kestirmek çok zor görünüyor. Bu konuda Allah, ülkeyi yöneten yöneticilere ve gerek Müslüman Türk ve gerekse Müslüman Kürt halkına basiret ihsan etsin.Bu problemlerin çözümü noktasında  Ümmet bilinci ve İslam kardeşliği hududu içerisinde bakmayı nasip etsin.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.