DEDAŞ
sur yapı
  • 04.02.2016
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Adaletin geldiği durum karşisinda umarsiz yiğinlarin sessizliği

2014 TÜİK verilerine göre Türkiye'de,Cezaevlerinde yatan hükümlü ve tutuklu sayısı 166.000 kişi ve bu oran ülkemizdeki pek çok Vilayetin Nüfus sayısından da fazladır.Oysa ki Türkiye'deki mevcut cezaevlerindeki toplam hükümlü kapasitesi 150.000 civarındadır.Haliyle bu durum karşısında Cezaevlerinde 3 katlı ranzalarda kapasite eksikliğinden dolayı tutuklular vardiya sistemi ile uyumak zorunda kalıyorlar.İnfaz Savcılığınca aranan ve yazısı çıkmış olan şüpheli ve cezaları hükme bağlanmış kişi sayısı da 200.000 kişidir.Bu kişiler yakalansa bile Türkiye'deki mevcut cezaevlerinin yapısı gereği bunları muhafaza edecek ve yatıracakları cezaevleri bulunmamaktadır.Bu nedenle aranan bu kişilerin bir çoğunun yakalanması hususlarında bilinçli bir suistimal ortaya çıkmaktadır.Türkiye'de Yargıtay da bekleyen ceza dosyaları dahil,bir çok dava dosya sayısı 7,5 milyon dur.

 

Türkiye'de uyuşturucu kullanım sayısı her geçen gün artmakta ve özellikle uyuşturucu kullanım yaşı 9 ila 12 yaş seviyelerine kadar düşmektedir.Uyuşturucu kullanımı ile toplumun önünde görünen ve adlarına Sanatçı denilen zevatlardan tutun da,bir çok bürokrat ve siyasetçilerinde çocuklarının bulunduğu geniş katmanlar bu illet ile imtihan ediliyorlar.Uyuşturucu oranı Türkiye'de çığ gibi büyümekte ve son yıllarda Türkiye,Avrupa'nın Transit geçiş bölgesi haline getirilmek istenmektedir.Afganistan’dan İran’a ve oradan da Türkiye’ye giren uyuşturucu buradan da Avrupa’ya sevk edilmektedir.Türkiye özellikle Eroin için Transit ülke olarak kullanılıyor.2014 yılında yakalan Eroin miktarı sadece 15 tondur.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı “2014 Türkiye uyuşturucu Raporu’ndaki istatistiki veriler,uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığının ülkemizde de korkutucu boyutlara ulaştığını gözler önüne sermektedir.Bu raporda uyuşturucu kullanımı sayısında yüzde 17 arttığına vurgu yapılarak,Adli tıp Kurumları’ndan alınan bilgiler ışığında 2014 yılında 648 kişi uyuşturucudan hayatını kaybetmiştir.Bu ölümlerin 35 yaş ve altı olması da dikkati çeken ve düşünülmesi gereken bir olaydır.

 

 AB uyum yasası çerçevesinde Zina yapmak fiili suç kapsamından çıkartılınca,boşanma oranı yüzde 38'e ulaştı.Yeni evlenen çiftler, ilk 5 yıl içerisinde boşanma davası açmakta ve bu oran yüzde 49 civarındadır.Resmi olmayan kayıtlara göre Türkiye'de fuhuş sektöründe çalışan kadın sayısı 180 bindir. Kadına şiddet her geçen gün artarak adeta tavan yapar hale gelmiştir.Kocası tarafından cinayete kurban giden sayısı on binleri bulmasına rağmen hala bu konuda toplumun bir çok kesimi sessizliğine devam etmektedirler.”Kadın cinayetlerini durduracağız platformu” verilerine göre sadece 2015 yılında 303 kadının,kocası tarafından öldürüldüğünü açıkladı.Bu durum karşısında da Ülkeyi yönetenler hala "Avrupa'nın en büyük Cezaevlerini yaptık" martavalları ile övünmeye devam ediyorlar.AKPARTİ 2002-2003 yılları arasında sırf Avrupa Birliğine girebilme uğruna tuzağa düşürüldü ve AB'nin köhnemiş Kanunlarını tatbik ederek, toplumun İslami hassasiyetinin kaybolmasına ve Ahlak ve Manevi alanda erozyona uğratılmasında öncü görev aldılar.Aileler arasındaki sevgi ve saygı yerini şiddete bıraktı ve bugün toplumun bir çok ferdi psikolojik travma içerisinde debelenip durmaktadır.

 

Bu uygulamalar göstermektedir ki;bizim milletimizin bünyesine uymayan bu yasalar topluma bir şey kazandırmamış ve tam tersine sosyal ve Ahlaki boyutlarda çürümeye yol açmış ve adım adım toplumun biri birileri ile düşman hale gelmesine yol açmıştır.Peki bütün bu olanlara karşın adları Müslüman olan Ulema,Akademik çevreler ve bir çok İslami hassasiyeti olduğunu söyleyen STK'lar ne yapmaktalar.Otorite ve gücün yanında yer alarak,hakkı gizlemeye devam etmektedirler."Hüzünleri azaltmanın yolu Erdemleri arttırmaktan geçer.Erdemlerin en soylusu da ADALET erdemidir" veciz sözü ekseninde Adaleti yeniden tesis etmek ve hakkı söylemek için illa bu ülkenin top yekun bir savaşın içerisine mi girmesi gerekiyor ? Hz.Ömer'in,"ben Allah'a ve Resulüne itaatten ayrılırsam,ne yaparsınız ?" diye sorduğunda,cemaatten bir genç ayağa kalkarak "Allah'a ve Resulüne azıcık bir muhalefet etsen ve itaat etmekten kıl kadar bile ayrılsan,seni kılıçlarımızla düzeltiriz!" demesi karşısında,Hz.Ömer'in de bu cevap karşısında Allah'a şükretmesi ile sonuçlanan bir olay ve yine Hz.Ebubekir,halife seçildikten sonra yaptığı konuşmada ""Allah'a ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin.Allah'a asi olursam,bana itaat etmekten vazgeçin" demeleri ile günümüz sözde Müslüman toplumlarını mukayese etmek ve Müslümanların tarihi açısından da önemli örneklerdir.”Bile bile hakkı gizlemeyin”

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.