Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 18.10.2015
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

AB\'den Türkiye\'ye Suriye üzerinden yeni oyun

 Türkiye, kendisine yakışanı yaparak,Suriye’de iç çatışmaların başladığı tarihten  bugüne kadar 2 milyonun üstünde Suriyeli kardeşlerimize kucak açtı.Ancak son zamanlarda Emperyalist ülkelerin de kaşıması sonucu Suriyeli bir çok vatandaş sınır kapılarımızdan kaçak yollarla Avrupa'ya gitmek için harekete geçmek istediler.Bugüne kadar binlerce kişi ölümle burun buruna geldiler.

Malumu üzere geçenlerde basında çıkan ve yürek yakan küçücük bedenlerin sahile vurduğu o görüntü hafızalara kazındı.Bu haberi  es geçen Batı,hemen suçu Türkiye'ye yüklediler.Oysa  aynı  iki yüzlü riyakar Avrupalı  güruh hemen akabinde de Türkiye'den yardım isteyerek

Türkiye'deki Suriyelilerin ülkemizde tutulması gerektiğini bildirerek hemen diplomasi hareketine

 giriştiler.Bu  olayların patlak vermesinden sonra da   kuyruğu iyice tutuşan  ve adeta sudan çıkmış balığa dönen AB ülkelerinin liderleri ve yöneticileri  ülkemizin kapısına arşınlamaya başladılar.

Geçtiğimiz günlerde 4 Ekim’de  Belçika'ya bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı  Erdoğan

bu gezi süresinde Belçikalı üst düzey yöneticilere  Suriye konusunu da gündeme getirerek,bu konuda Batının takındığı çifte standardı ve AB ülkelerinin çift dilliliğini dile getirdi.Bu gezinin hemen akabinde  Almanya Başbakanı  Angela MERKEL'in,Türkiye'yi kapsayan bir ziyaret gerçekleştireceğini bildirmesi oldu.Tabi ki bu gezinin birinci önceliği  ve tek amacı Suriyeli göçmenlerin Avrupa'ya göçünün önlenmesi ve bu konu da Türkiye'nin inisiyatif alması  ve bu göçün durdurulması talep etmek olarak algılanabilir.Yine Suriyeli mültecilerin AB’ye geçişinin. Önlenilmesine yönelik olarak 15 Ekim'de AB Konseyi Başkanı Donald TUSK,bir açıklama yaptı.Donald TUSK “.Zirvede sığınmacılar konusunun gündeme geleceğini”  bldiren ve amaçlarının sadece Avrupa içindeki sığınmacı krizine değil aynı zamanda krizin kaynağı olan ülkeler ile işbirliğine giderek asıl sebeplere de çözüm bulmak olduğunu kaydetti.Bu amaçla  AB'nin "en büyük transit ülke olan"Türkiye ile yoğun bir diyalog içine girdiklerini kaydeden TUSK,"Ankara ile yapılan görüşmelerin hedefi,Avrupa'ya olan sığınmacı akışı yavaşlatırsa bir anlam ifade edebilir,ancak bu amaçla ulaşıldığında meşru olur"dedi.

 Yine 16 Ekim Cuma günü  Brüksel'de toplanan AB,liderler zirvesinde 2 milyon Suriyeli ve daha gelecek olanların Türkiye'de kalması konusunda Almanya Başbakanı Angela MERKEL,Türkiye ile bazı başlıkların açılacağını ve Türkiye'ye geçmişte harcadığı yaklaşık 3 Milyar Euro civarında mali yardımda bulunacaklarını taahhüt edeceklerini belirtti.Yine bu zirvede AB,Komisyon Bakanı Jean Claude JUNCKER,” Türkiye’deki  mültecilerin Türkiye sınırlarında kalması gerektiğini “ belirtti.

 Peki bu konuda Türkiye'nin tavrı ve beklentilerinin ne olacağı konusuna gelince ise Türkiye’nin ,AB'ye dört şart öne sürdüğü belirtiliyor.Bu maddelerin ise  şunları kapsadığı kulislere sızan bilgiler.-AB'nin daha önce Türkiye'ye taahhüt ettiği 1 milyar Euro yerine 3 Milyar Euro düzeyinde paranın verilmesiB ile Türkiye arasında vize muafiyeti sürecinin hızlandırılması ve bu sürenin 2016’da sonuca  Bağlanılması -Müzakere sürecinde "enerji","ekonomik ve parasal politika,"dışişleri,güvenlik ve savunma politikası","eğitim ve kültür","yargı ve temel haklar" ve "adalet,özgürlük ve güvenlik başlıklarının  garanti edilmesi gibi Türkiye'nin AB zirvelerine davet edilmesi ve güvenli ülke statüsüne alınması.

 Bu talepler bazı ülkeler tarafından kabul görmese de sonuçta Türkiye'nin bu şartlarının kabulü konusunda Almanya Başbakanı Angela MERKEL'in devreye girdiği belirtildi hatta 15 Ekim Perşembe günü AB komisyon Başkan Yardımcısı Frans TİMMERMANS,AB Göç,İçişleri ve Vatandaşlık komiseri Dimitris AVRAMOPULOS ve AB genişleme komiseri Johannes  HAHN, Ankara'da Cumhurbaşkanı ERDOĞAN ve Başbakan DAVUTOĞLU tarafından kabul edilerek bu konu üzerinde anlaştıkları söyleniyor.Hafta sonu Ankara'da gerçekleşecek olan Angela MERKEL'in Ankara ziyaretinde çantasında bu konunun olacağı belirlendi.Peki bütün bu gelişmelere karşın taahhüdünde hiç bir zaman durmayan riyakar Avrupa Birliği ve liderleri acaba bu kez sözlerinde duracaklar mı !

 Ayrıca yaklaşık 31 Temmuz 1959 dan bu yana müracaat ettiğimiz ve girmeye çalıştığımız AB uğruna her türlü şartları yerine getirdiğimiz halde kapılarında bekletilerek terbiye edilmeye çalışılan Türkiye'ye bir kez daha kazık atmayacaklarını kim garanti eder.Ayrıca Ekonomisi ve Ahlak değerleri çökmüş olan AB ülkelerinin, Türkiye'yi bu konu da yani Suriyeli mülteciler konusunda Ekonomik ve siyasi olarak bir oyunun içerisine çekmek  isteyip istemeyeceğinin garantörü kim olabilir ve kim garanti edebilir.

 Türkiye’nin  sırf 3-5 milyar Euro alacağım diyerek, ve öbür taraftan da bir Terör sarmalına dönderilmek istendiğinin bilindiği bu süreçte  Türkiye’nin dikkatli davranması gerekli ve elzemdir.Ayrıca  Rusya’nın son operasyonu sonucu  katliam korkusu yaşayan ve  mecburiyet karşısında  Türkiye’ye iltica etmek isteyen yüz binleri bulması  beklenen  Suriyeli kardeşlerimiz  arasında  geçmişte olduğu gibi bir çok PKK'lı,PYD'li veya  IŞİD'li militanların Suriyeli vatandaşlarla birlikte ülkemize girerek Türkiye'yi kaosa sürüklenmenin amaçlanıp,amaçlanmadığını kim taahhüt edebilir.

Bu bakımdan  Türkiye, insani vazifesini yerine getirmek amacıyla güvendiği AB ülkelerinin oyununu görmeli ve bu işin getirisinin yanında, götürüsünü  de hesaplamak zorundadır.Türkiye, AB ve batı ülkelerinin tavrını 2014 yılında İsrail'in  Gazze'yi yerle bir ettiği ve 2 bin insanı katledip,11 binin üzerinde kişiyi de sakat bıraktığı ve 17 bin 200 ev  73 camii ile 24 okulun yerle bir edildiği  operasyon  sonrası arabuluculuk girişimde bulunarak yaklaşık 10 milyar dolara yakın hasarın meydana  geldiği"Gazze'nin yeniden İmarı" için söz verilen ve Mısır’ın ev sahipliğinde 2014 yılında yapılan zirveye yaklaşık 50 ülke katılmış ve 30 ülke Dışişleri Bakanları düzeyinde temsil edilmişti.

Toplantıya katılan  ülkeler arasında Hollanda,ABD,İngiltere,Fransa,Almanya,Norveç,Japonya, gibi  batılı ülkelerin yanında  Katar ve Arabistan gibi sözde Müslüman ülkelerinde aralarında bulunduğu  ve ABD’nin 4 milyar,Katar’ın 1 milyar ve Suudi Arabistan’ın 500 milyon dolar taahhüt ettiği ancak daha sonra ödenmeyen bu paranın ödenmesinde yan çizdiği gibi bu kez de Türkiye'ye de aynı oyunu oynayabilirler.Çünkü batının karakteri bu ve hiç değişmez.Yani "Köprüyü geçene kadar"Oysa  Gazze’nin İmarı için Türkiye’nin  2014-2017 yılları için söz verdiği 200 milyon doları göndermek için girişimde bulunmuş ve yine  İsrail’in  lobisi sonucu   ABD ve batının da baskısı ile bu para gönderilememişti.

Sonuç olarak Suriye meselesi insani bir sorun olmanın yanında Allah korusun Türkiye’nin de kuyusunun kazılmasına yönelik bir operasyona dönüşülmesi endişesi de beraberinde taşımalıdır.”İyilikten maraz doğar” atasözü inşallah gerçekleşmez.Suriyeli kardeşlerimize suizanda bulunmaktan Allaha sığınırız.Burada sadece Avrupa ve Emperyal güçlerin  Orta doğu ve Türkiye üzerinde oynamak istediği oyuna dikkat çekmek istedik.   

 Selamlarımızla,


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.