• 13.09.2018
Ömer  Ağ

Ömer Ağ

EKONOMİK BUHRAN

  Kıymetli okuyucularım, uzun bir aradan sonra yeni bir köşe yazmak adına bilgisayar başına geçince konunun kesinlikle ülkenin içerisinde bulunduğu Ekonomik Buhran olması gerekliliği çok ağır bastı. Ülke bu duruma neden geldi, yapılan hatalar nelerdi, sadece dış güçlerin oyunu mu bizi bu kriz ile karşı karşıya getirdi.

            Detaya girmeden önce bir dış müdahale ile karşı karşıya kaldığımıza inandığımı belirtmek istiyorum. Fakat benim üzerinde durmak istediğim bizler ülke olarak niye bu müdahaleye direnme gücü gösteremedik ve saldırılar niye ekonomimizi yıprattı?

            Benim görebildiğim ve bizi zayıf düşüren ana sorun üretime dayalı bir ekonomik kalkınmayı başaramayışımız. Aynı zamanda hem millet hem devlet olarak ciddi bir israfın içinde oluşumuzdur.

           80 milyon nüfuslu ülkemiz üretime dönük hangi alanda dünyada söz sahibi. Tarımda, hayvancılıkta, teknolojide, savunma sanayinde, otomotivde, ilaç sanayinde, bilimde Türkiye hep dışa bağımlı olmuştur. Bu bağımlılık bizleri alıcı konumuna sokmuştur. Dünyadaki ekonomik dengeler biraz değişim gösterince ister istemez bizi de etkisi altına almıştır. Türk lirasının yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesi bizim de var olan alım gücümüzü zayıflatmıştır. Bir ülke düşünün hala bir otomobil markası olmayan, tohumunu dışarıdan alan, vatandaşına ithal et yediren, teknolojinin neredeyse tamamında yabancı markalara bağımlı olan ve ağır sanayide dünyaya entegre olamayan bir durumda dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmeye çalışıyor. Oysaki eğitim ve bilim alanlarında sağlan bir alt yapı ile geleceğe bakabilse, üniversiteler gerçek manada birer bilim yuvası olabilse, beyin göçü engellenebilse ve ciddi manada üretime dönük yatırımlar yapılabilse bu nüfus ve bu verimli topraklarda neler olmaz ki.

              İsraf konusu ise maalesef zerremize kadar işlemiş başka bir hastalık. Özellikle son yıllarda kamudaki israfların haddi var hesabı yok. Kamudaki israflar neredeyse vatandaşa da israf etme kültürünü aşılamış durumda. Koca koca adamlar vatandaşın bu israf kültürünü anlatırken yok efendim her evde neredeyse iki araba var, herkesin cebinde akıllı telefonlar var, tatil sezonlarında otellerde yer yok tarzından cümleler kullanırken kamudaki israfı kapatabileceklerini düşünüyorlar. Şunu net bir şekilde görmemiz gerekiyor ki Türkiye makam odaları ve makam arabaları cenneti. Keşke sadece araba almak ile iş çözülse. Bu arabaya bir şoför ve sınırsız yakıt da olmalı. Arada yapılan şişkin faturalı bakımlar da çabası. Yine kamuda gerçekleşen ve garip gurebanın parasının umarsızca harcandığı davetler, yemekler, geziler ve birilerine yağ çekmek olsun diye bazı yerlere yapılan sözüm ona yardımlar bağışlar...

              Bu işler vatandaşın elindeki üç beş doların satılması ile çözülmez. Merkez bankasının dolar bozma ya da faiz arttırma kararı ile de çözülmez. Bunlar sadece suni teneffüs hükmündedir. Elzem olan öncelikle kendimize yetecek kadar üretici olmamız daha sonrasında artan üretim ile ihraç eden ülke olmamızdır. Bunlar yapılırken de öncelikle kamu kurum ve kuruluşlarında sonrasında her bireyde israfın önlenmesi konusunda hassasiyetin bir an önce gösterilmesidir. Bakın sonrasında dolar krizleri, ekonomik yaptırımlar nasıl bertaraf ediliyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.