Metrolife
Novada

Osmanlı’nın yıkılış sürecinin sonlarında artık İtilaf güçleri tüm ülkeyi kuşatma altına almıştı. Bu büyük güçler, parçalanmanın eşiğinde olan devleti kendi aralarında pay etmişti bile. Urfa’nın payına da önce İngilizler, sonra da Fransızlar düştü. Açlık, sefaletin olduğu, silah ve savaşacak gücün olmadığı o dönemde büyük bir inanç, birlik ve azimle on ikiler, aşiretler ve vatanperver çetelerle 11 Nisan 1920 günü Urfa o büyük güçlerin elinden alınıp bağımsızlığına ulaştırıldı.

Peki bu büyük mücadelenin, zaferin amacı neydi ve en önemli soru şu ki şu an o amaca layık yaşıyor muyuz? Bu büyük mücadele, İslam’ın mübarek şehirlerinden Urfa’da ezanın dinmemesi için verildi. İnsanların Avrupa kültürüne göre değil kendi öz kültürü, geleneği, dinine göre yaşaması için bu tehlikeli harbe girildi. Sonuçta inanç ve birlik galip geldi ve Urfa tüm ırklardan insanların katıldığı küçük bir Çanakkale ama büyük ve şanlı bir Urfa zaferi kazandı.

Yani Urfa Fransızın, İngilizin boyunduruğunu kabul etmeyerek kendi bağımsızlığını istedi, inandı ve aldı. Bunlar hepsi tarihimizi şereflendiren, şanlandıran olaylar tabi ki. Ancak bir soru sormak lazım burada. Peki biz o şerefli mücadeleye, şanlı kurtuluşa layık yaşıyor muyuz?

Bu dönemde gençlere, insanlara bakınca bunu söylemek maalesef güç. Bugün Urfa’da ne o birliği, ne o inancı ne de o kültürü yaşatma çabasını görüyorum gençlerde. Herkes bir görüşün peşine düşmüş, İslam birliği, kültürü yaşatmak kimsenin umrunda değil. Kültürel yozlaşma, yabancılaşma maalesef gençler arasında çok yaygın. Gençler batı özentisi giyim, kuşam, konuşma ve tavırlar içinde. Televizyonun renkli yaşamından çok fazla etkileniyorlar, özgür yaşama isteğiyle –sözüm ona- ailelerine karşı geliyor, geleneklere karşı ilgi ve saygı göstermiyor.

Bunları söyleyince küçük-büyük herkesin anında cevabı şu oluyor ki modern yaşam, söylenen şeyler gerikalmışlık vs. Bence yanıldıkları nokta şu ki insanın kültürünü yaşatabilmesi gerikalmışlık değil çok ileri bir gelişmişlik seviyesi gerektiriyor. Dünya’da hiçbir şeyin kendi öz kültürümüzün, geleneğimizin yerine geçemeyeceğini deneyimlerle anlayabiliriz ama o zaman da iş işten geçmiş olabilir.

 

Demek istediğim, madem atalarımız, büyüklerimiz büyük fedakarlıklarla Urfa’yı kurtardı o zaman buna layık olmak da bizim görevimiz olsun. Tabi ki modernle, yeniliklerle ilgileneceğiz ama kültürümüz, geçmişimiz, özümüz kalbimizin bir tarafında mutlaka olsun. Günü gelince bizi o kurtaracak emin olun. Sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.