• 25.11.2015
Numan Babacan

Numan Babacan

Okuma alışkanlığı memleket meselesi olmalı

Şanlıurfa Olay Gazetesi’nde köşe yazma denemelerine ilk başladığımda yazdığım ilk yazı okuma alışkanlığıyla ilgiliydi. Bir üniversite öğrencisi olarak Türkiye’de ne kadar çok az kitap okunduğuna dikkat çekmek için yazmıştım. Kitap, yazı okunmayan ülkede gazeteci adayı bir üniversite öğrencisinin bu yazısı tabi ki dikkate alınmadı ama üzerinden 3 yıldan fazla bir zaman geçince okuduğum bir haber üzerine yine böyle bir yazı yazma isteği hasıl oldu.

Zaten Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının olmadığını biliyoruz. Bunu her seferinde tekrar etmenin anlamı yok. Bunun nedenleri arasında ekonomiksorunlar, gelecek kaygısı, eğitim sistemindeki yanlışlıklar vs. bir sürü şey sıralayabiliriz. Önce rakamlarla Türkiye’deki vahim kitap okuma oranlarını verelim sonra bunun nedenleri üzerine ufak bir tartışalım isterseniz:

- Demokrat Eğitimciler Sendikası Araştırma Merkezi (DESAM) tarafından hazırlanan Ar-Ge raporuna göre, Türkiye halkı günde altı saatini televizyona, üç saatini ise internete ayırırken, kitap okumaya yılda ancak altı saat harcıyor. AB ülkelerinde yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece yüzde 0,01.

- DESAM raporunda atıfta bulunulan UNESCO dünyadaki okuma alışkanlıkları raporuna göre Türkiye, kitap okuma oranında dünya ülkeleri arasında 86’ncı sırada; Gambiya, Fildişi Cumhuriyeti gibi Afrika ülkeleriyle birlikte yer alıyor.

- Türkiye’de kitap okuyan on binde bir kişinin okuduğu kitaplara baktığımızda yani en çok okunan kitaplara; fıkra kitapları, dini içerikli yayınlar ve aşk romanları başı çekiyor.

- Ayda cep telefonu ve iletişim masraflarına 213 TL harcayan dört kişilik bir aile kitaba ise yılda sadece 6,5 TL ayırıyor.

- Türkiye’de çoğu AB standardını taşımamakla birlikte bin 118 kütüphaneye çoğu ders çalışmaya giden öğrenciler olmak üzere yılda 18 milyon kişi giriş yaparken, 16 bin kütüphanesi bulunan ABD’de kütüphanelere yılda 1 milyar 400 milyon giriş yapılıyor. Bin 118 kütüphaneye karşın Türkiye’de 600 bini aşkın kahvehane bulunuyor.

Şimdi bunlara bakınca Türkiye’deki oranların vehametini bir kez daha görüyoruz. Peki bu neden geçmişten beri böyle? Neden gençler gittikçe kitaplardan, okumaktan, düşünmekten, eleştirmekten uzaklaşıyor? Neden tektipleşmiş bir toplum ve gençlik yetişiyor?

Gençlerin kitaplardan uzaklaşmasını kimler ister ki? Tabi ki kapitalist üretimi gerçekleştiren, sermayeyi elinde tutan ve gençlerin sadece tüketmesini isteyen sermaye grupları bunu kurgular. Ama bir de şöyle bir soru soru soralım: Kapitalizmin beşiği olan Avrupa ve Amerika’da okuma oranı bu kadar yüksekken Türkiye ve diğer gelişmekte olan, gelişmemiş ülkelerde bu oran neden düşük? Çünkü kapitalizm cehaletten, vasıfsızdan, tüketenden beslenir. Bunlar da kitap okumayan, araştırmayan, üretmeyen ülkelerden çıkar.

Yani kitap sadece kişinin kendi kelime haznesini artırması, kötü alışkanlıklardan uzak kalması için okunan bir nesne değil, bir ülkenin topyekün gelişme stratejisidir diyebiliriz. O halde bu meselenin devlet meselesi haline getirilmesi gerekir. Devletin özellikle gençlerin okuması için proje geliştirip yeni nesile kitap okumayı, araştırmayı, üretimi aşılaması gerekir. Eğer böyle bir proje uygulanırsa inşaallah önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 0,01 olan okuma oranı yüzde 10 gibi bir rakama ulaşır ki bu da bizim ülkemiz için çok önemli bir rakam olur.

Geçen hafta Tarihçi-Yazar Prof. Dr. Murat Bardakçı, doktora ve yüksek lisans öğrencisi gençlerin bile okumaktan, araştırmaktan aciz olduğunu, tez yazarken kütüphane yerine Google’den medet umduğunu yazmıştı. Bu durum ülkedeki okuma alışkanlığının vahametini gösteriyor. Eğer bilim adamı olacak kişiler bile okumaktan acizse gençlerin ve diğer vatandaşlarımızın vay haline. Dediğim gibi okuma, araştırma sorunu artık devletin bir sorunu olmalı ve üzerinde çalışılmalıdır. Buna da eğitim sistemindeki bozukluklar, ezberci zihniyet, nota dayalı, cezalandırıcı eğitim sisteminden vazgeçerek başlanmalıdır. Öğrenciler küçükken not kaygısıyla kitap okursa, daha sonra kitap okumaktan nefret ederler. Bunu eğitimcilerin sevdirerek yapması gerekir ki bu alışkanlık zihinlere kazınsın.

 

İnşaallah daha çok okuyan, sorgulayan, araştıran ve üreten bir neslin yetiştiği gelecek yaşarız. Sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.