DEDAŞ
sur yapı
  • 05.07.2015
Numan Babacan

Numan Babacan

İftara 5 kala kapım çalındı ve…

İçinde olduğumuz Ramazan ayının tam manası aç-susuz kalmak değil onu canlı bir olay yaşayarak öğrendim. Belki okuduğumuz, dinlediğimiz kadarıyla idrak edemedik ki bir de yaşamamızı istedi Rabbimiz.

İftar saatine 5 dakika kala artık sofrada ezanı beklerken kapı çaldı. Yaklaşık 17 saatlik bir oruçtan sonra açlık ve susuzluk haliyle sabırla bekliyorduk ezanı hiçbir şeyi beklemediğimiz kadarıyla. O anda kapı çaldı. Kim ola ki iftar vakti, herhalde komşulardan biri yemek getirdi diye açtım kapıyı. Baktım iki tane çocuk biri 12 yaşlarında erkek diğeri 7 yaşlarında kız. Üstlerinde eski ve baya hırpalanmış elbiseleriyle anladım Suriyeli olduklarını. Kürtçe çekinerek yardım istiyoruz dediler. Biraz para yardımı yaptım açız da dediler sofradan ikisine birer ekmek durum yaptım verdim mutlu oldular. O ara ezan okundu ama benim iştahım gitti bir kere. Sadece su içebildim.  O çocukları düşündüm keşke fazlasını yapabilseydim onlar için. Bu iftar vakti, bolluk bereketin olduğu bu ayda onlar bir parça ekmek için kapı kapı dolaşıyorlar üstelik dilenci gibi değil çekinerek.

Bunları düşünürken tekrar çaldı kapı. Bu sefer de 4-5 tane 7-8 yaşlarında çocuk onlar da Kürtçe yemek istediler, ailemiz ileride çadırda kalıyor onlara iftariyelik götüreceğiz dediler. Bir kız çocuğunun kafası sargılıydı belli ki yeni yaralanmıştı. Sordum ki Kobane’den yeni gelmişler. Son Daeş katliamından kaçıp. Hepsinin gözlerinde hüzün vardı fakat ümitli bakıyorlardı. Babalarını kaybetmişler orada. Anneleri ve akrabalarıyla sığınmışlar kapımıza. Bütün yemeği kaplara doldurduk ve verdik. Zaten onlar açken bizim doymamızın, iftarımızın çok da anlamı yoktu. Çünkü her zaman bulabilirdik. Neyse çocukları kendimce biraz teselli etmek için üzülmeyin dedim. Allah yardımcınız olacak, her şey bitecek ve evinize döneceksiniz dedim moral vermek için. Ancak üzgün ifademi gizleyemiyordum bu tertemiz oyunsuz yüzlere. Beklediğimden hatta benden çok daha metanetli çıktı çocuklar. Buna da şükür dedi küçük kız. Biz şükrediyoruz. İnşallah evimize yine döneceğiz dedi. O an anladım ki DAEŞ ve onu besleyen batı kaynakları ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu çocukların umudunu söndüremeyecek, geleceğini karartamayacak.

İşte bu olayla daha çok anladım Ramazanın ne demek olduğunu. Bazı insanları yılın bir ayında, belli bir zaman diliminde değil yılın her ayı her an zorunluluktan oruçlu. Biz onların halinden anlamazsak, bu oruçlu hali tüm seneye yaymazsak bir ay aç kalmanın hiçbirimize faydası olmaz. Biz akşam evimizde iftar yapıyoruz bol çeşitle ama görüyoruz ki sade ekmeğe hasret insanlar, çocuklar var etrafımızda. Her gün bu şuurla oruç tutmalı, yaşamalı hatta nefes almalıyız. O çocuklara yardım etmeliyiz ki dünyayı ileride bu mazlumlar düzeltsin. Bir kez daha anladım ki oruç sadece oruç değildir. Birçok mana, mucize ve hayır yatıyor altında.

Hepimizin görevleri var

 Bu insanlara önce gerekli kurumların sonra da vatandaşlar olarak bizlerin el uzatması gerekiyor. Biliyorum bazılarımız diyecek ki bu Suriyeliler artık fazla oldu. Urfa’da huzurumuz, rahatımız kalmadı. Bazı haklı sebepleri tabi ki var. Güvenlik ve huzur konusunda devletin kurumlarının duruma el atması gerekir. Bazı Suriyelilerin karıştığı birçok kavga oluyor her gün. Gasp, fuhuş, kavga Suriyelilerle birlikte çoğaldı bu da çok doğru. Huzuru yeniden tesis etmek de devletin kurumlarının görevidir. Bu tür pislikleri yapanları yakalayıp sınır dışı etmeleri, sizinle mi uğraşacağız demeleri gerekir. Ancak bir taraftan da gerçekten bize sığınmaktan başka çaresi olmayan, muhtaç insanlar da var. Bunu göz ardı etmek zalimliktir. Biz ensar olarak muhacirlere elimizden geleni yapalım, devlet de güvenlik güçleriyle aradaki kılçıkları temizleyip Urfa’yı daha güvenilir, huzurlu bir hale soksun.

 

Hepimize Şuurlu Ramazanlar…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.