Novada

Bu fani dünyada ne için yaşıyoruz? İnanlar için Allah bizi neden yoktan var edip dünyaya gönderdi? Neden bizim ham maddemiz olan toprak ile yerkürenin üstünde bizi tutan, doyuran ve sonunda bizi yine geri alan topraktır? Bu soruları acaba gündelik yaşamda insanlar ne kadar soruyor kendine? Ne kadar yaratılış gayemizi düşünüyor, uygulamak için bir hamle yapıyor?

Yazıya bolca soruyla başladık çünkü sadece bu yazının değil bu âlemin temelini bu sorular atmaktadır.  Tüm insanlar doğar, yaşar ve ölürler. Doğum ile ölüm arasındaki hayatında da yaşadığı sürece bir takım insani faaliyette bulunurlar (okul, iş, ibadet, evlilik vs.). Peki bizi yaratanın ve yine fani dünyadan alacak olan belli olmasına rağmen neden bizim gibi ölümlü olup sadece geçici dünyada bir mevki, para, şöhret sahibi olan insanlara boyun bükeriz? Diğer insanlardan tek farkı bir mevki sahibi olması veya parası olmasıdır. Peki, bunlar onun da bizim gibi ölümlü olduğu gerçeğini değiştirebilir mi? Tabi ki hayır…

Her alanda bu anlattığım şey var ancak siyasette bu durum oldukça fazladır çünkü siyaset rant, makam, maddiyat yeridir. Siyasetçilerin etrafı hiç tenhalaşmaz hele ki önemli bir mevkide olan birileri için cazip görünen siyasetçilerin etrafında ciğerci kedisi gibi dört dönülür. Ha sanmayın bu ilgi o siyasetçinin ölümüne kadar devam eder. Para bitti aşk bitti derler ya bir şarkıda, bu da aynı hesap. Siyasetçinin elinden makamı gitti mi etrafında varsa birkaç gerçek dostu, dava arkadaşı dışında kimse kalmaz. Çünkü onun elinde artık bunların işine yarayacak bir şey yok. Öyle ya babalarının oğlu değil bu kişi sonuçta her şey çıkar için pardon siyasetin yürümesi ve dava için (yersen tabi).

Peki, bu üç kuruşa, geçici mevkiye tamah eden insanlar düşünmezler mi ki bu dünya gibi boyun büktükleri şahsiyetin de elindeki güç geçicidir. Sonsuz güç ancak ve ancak o güvendikleri, boyun büktükleri kişiyi de yaratan âlemlerin rabbi Allah’tır. Neden ona boyun büktüğünüz kadar Allah’a secde etmediniz? Siz samimiyetle istediniz de o vermedi mi? Hani inananlar her zaman der ya bize Allah yeter diye, size Allah yetmedi mi? Nasıl bir körlük içindesiniz ki sonsuz zenginlik içinde olan; mevkiyi, makamı hatta aldığın nefesi veren Allah’ı değil de sadece geçici dünyada bir makama gelmiş ölümlüyü seçtiniz?

Gerçek dostlara, dava arkadaşlarına, siyaseti hizmet için yapan insanlara hiçbir sözüm yok. Onlar zaten Allah’ı gözetirler elbet. Allah için hizmet edenlerden Allah razı olsun. Ancak bu çeşit insanlar o kadar az ki bu kurtlar sofrasında fark edilmiyorlar bile. Bu bencilce düşünceler ve düşünceliler sadece kendilerine değil ülkede siyaseti umut olarak gören gariban insanlara da zarar veriyor. Zaten bir ülkede eğitimden, bilimden, dinden fazla siyaset ve siyasiler konuşuluyorsa orada sıkıntı vardır. Öncelikle siyasetçilerimiz eğitimli olmalıdır. Öyle üniversite mezunu anlamında değil gerçekten eğitim aldığının farkında olarak eğitimli olmalıdır. Yoksa nice zır cahil Profesör var ki insana dünyaya tersten baktırır.

 

Dünya’da yaşadığımız süre içerisinde birçok ihitiyacımız olacaktır elbette ama kısa yoldan gelen kazanç aynı yoldan gider. Ter akıtılmadan elde edilen para, iş, mevki de sonunda bizi fena terletir. Tabi ki herkesin hakkıdır çok para sahibi olmayı istemek, mevki ve makam sahibi olmak ama bunu inanarak, çalışarak da yapabiliriz. Bir faniden değil yalnızca Allah’tan isteyerek ve istediğimizi de belli ederek hepsini elde edebiliriz. Öyle geçici şeyler için eğilip bükülmenin ne anlamı var? Adımızla geldik bu dünyaya adımızla gidelim.  Nesimi’nin dediği gibi, “Rızkımı veren Hüda’dır kula minnet eylemem.” Biz de rızkı Allah’tan isteyelim ama istediğimizi kanıtlamak için çok çalışalım. Selametle…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.