Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 05.08.2015
Numan Babacan

Numan Babacan

Barışı sadece halk mı istiyormuş?

Son günlerde birçok gazetede ortak bir başlık görüyorum: “Türkiye 90’lı yıllara geri mi dönüyor?” Evet, şu an gidişat maalesef onu gösteriyor. Tabi ki 90’lı yıllardaki gibi gizli-saklı, devletin Doğu ve Güneydoğu’da sivilleri de hedef alan tutumu yok ama eğer çatışmaları şiddeti bu hızla devam ederse korkarım daha kötü bir durum olur ve hem PKK hem devlet güçleri sivil halkı büyük zarara uğratır. Bu çatışma ortamından bir an önce geri çekilmelerini temenni ediyorum.

 

Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir bir kardeş savaşı sürüyor. Bu uğurda belki de yüz bini aşkın Türk-Kürt insanımız hayatını kaybetti. Gençler, asker ocağında ve dağlarda öldü, hayatları söndü. Birçok acılar yaşandı o günden 3 yıl öncesine kadar. 3 yıl önce devlet ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile HDP tarafı bir barış mutabakatı kararı aldı. Hepimiz sevinç içindeydik, mutluyduk ve umutluyduk. Çünkü bu savaşın sürmesi bize sadece ölüm getiriyordu, başka hiçbir artısı yoktu. Nevrozda Öcalan’ın barış çağrısı, silahlar sussun mesajı yeni bir heyecan oluşturmuştu. Nihayetinde bir çözüm sürecine girildi, karşılıklı mutabakatlar ve görüşmeler yapıldı. Araya akil insanlar girdi, bölge halkının talepleri dinlendi vs. birçok adım atıldı. Demokratik açılım paketleri, Öcalan’a ziyaret heyetleri gibi adımlar süreci ilerletmek için yapılan işlerdi. Bu durumdan bölge halkı ve Türkiye halkı çok memnundu. Ağıtlar yerine barış şarkıları, dağlarda halaylar, piknikler… Kısacası her şey olmasa da güllük gülistanlık bir ortam vardı. Analar çocuklarını askere gönderirken eskisi kadar korkmuyorlardı. Yani halk barışı çok sevmişti ve istiyordu devam etmesini.

 

Ancak görüyoruz ki barışı sadece gariban ülkemin ve bölgemin halkı istiyormuş sadece. Yıllarca bölge halkının korkusu olan PKK’nın bu barışa çok da gönlü olmadığı en başından belliydi. Öcalan’ın ve HDP yetkililerinin silah bırakma çağrılarına net bir tavırla karşı çıktılar. PKK’nın silah bırakma kararını HDP veya Öcalan’ın veremeyeceğini söylediler. Barış sözcüğünü hep yarım ağızla, gönülsüz söylediler. Bu süreçte bile ufaktan eylemlerine devam ettiler. Aynı şekilde hükümet kanadı da bu sürecin bir nihayeti olmayacağına inandırmış kendini ki barış için zorlamadı. İmkânları daha iyi kullanabilirdi. Kardeşlik vurgusunu sadece seçim malzemesi olarak değil, bölgede hissettirerek, hizmetlerle, halkın taleplerini makul derecede yerine getirerek daha iyi yapabilirlerdi. Bunları okuyabilen insan sürecin sonuca varamayacağı korkusunu yaşıyordu. Son 10 gündür patlak veren savaş ortamı, yitip giden gencecik canlar şu ana kadar 3 yıldır hiç mi yol alınamadı sorusunu akıllara getiriyor. İnsanlar soruyor: “Her şey bir kandırma mıydı? Biz boşuna mı barış rüyaları görüyorduk, şarkılarını söylüyorduk?”

 

Keşke bu barış ortamını gündeme getiren taraflar da halk kadar buna inansaydı. Keşke barış seçim malzemesi yapılmasaydı. Barış herkesin isteğiyle olur, ben daha çok istedim, ben getireceğim diyerek olacak iş değil. Bu çatışma ortamını nasıl tırmandırdıysanız yine sükûnet ortamını sağlayın. Masum gençlerin ölmesini, anaların feryadını, yetim kalan çocukların gözyaşlarını hiçbir şeyle açıklayamazsınız. Siz de artık barışı bu ülke halkı kadar isteyin…

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Şanlıurfa’da en Başarılı Belediye Başkanı kimdir?