Metrolife baner
Günak sağ reklam
  • 10.10.2018
Müslüm  Abacıoğlu

Müslüm Abacıoğlu

Kitap okuma sohbeti

Muhterem Kardeşlerim…

Sohbetin en doğru olanı, kitaplardan okuyarak anlatmak veya kitaplardan okunanı dinlemektir. Kafadan anlatmak uygun değildir. Her ne kadar bilgili de olunsa yanlış anlaşılmalara sebep olunabilir.

 

Efendim;

Büyüklerden duyduğumuzu anlatmak da maharet ister. Hatırımızda yanlış kalabilir veya başka bir kelime kullanılır mânâyı bozar. Zata mahsus [kişiye özel] bir söz söylenmiştir, bunu genele yaymak yanlış olur. Orada bulunan bazıları için ilm-i siyaset icabı, o zamana ve şartlara göre söylenmiştir. Bunu her zaman her yerde anlatmak uygun olmaz. Hattâ suizanna, fitneye sebep olabilir.

 

İşittiğimiz söz, kitaplara aykırıysa, yanlış anladığımız meydandadır. “Ben böyle duydum” diye kitaplara aykırı bir şeyi anlatmak da yanlış olur. Hele, “Falanca duymuş” diyerek ikinci ağızdan anlatmak daha yanlış olabilir. Ne maksatla söylendiği bilinmeyen sözü nakletmek uygun olmaz.

 

Birkaç kişinin toplanıp muteber bir kitap okuması, büyüklerin arzu ettiği sohbet olur. Bunu herkes yapabilir. Böyle bir sohbete, mazeretle gelmeyene bir şey denmez. Mazeretsiz sohbetlere gitmemek, elbette uygun değildir. Dînî bilgileri öğrenmekten mahrum kalmamalıdır.

 

Böyle sohbetlerden maksat, doğru olan kitapları okumak ve okutmaktır. Sohbetlerde sadece kitap okumalı, kendinden bir şey ilave etmemelidir. “Bizim sohbetimize gelen kurtulmuştur, gelmeyenin hâli haraptır” demek yanlış olur.

Büyüklerden biri, sohbetle görevlendirdiği talebelerine, “Sohbetlerinizde ilahlık ve peygamberlik davasında bulunmayın” der. Talebeleri şaşırınca, “Benim her dediğim olsun derseniz, ilahlık davasında bulunmuş olursunuz. Bana uymayan, sohbetimize gelmeyen Cehenneme gider derseniz, peygamberlik davasında bulunmuş olursunuz” buyurur.

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Sevdiklerimizden birine, izin vermekten maksat, imanın gevşediği, çok kimselerin yoldan çıktığı, din bilgilerinin unutulduğu, bu fırtınalı zamanda, Müslüman evlatlarına Allah yolunu göstermesi, kendisinin de, talebesiyle uğraşırken, onlarla birlikte, ilerlemesi içindir. Bu inceliği iyi anlamalı ve ömürde geri kalan birkaç günlük fırsatta, çalışarak, talebe ile birlikte, nimete kavuşmalıdır. Yoksa bu izni, büyüklük ve olgunluk alameti sanıp, maksattan mahrum kalmamalıdır. (1/217)

 

Sohbette, ayrı bir grup gibi olmak, sanki ayrı bir yol tutmuş gibi davranmak, şeyh gibi olmaya çalışmak, kendini ön planda tutmak uygun olmaz. Aksi takdirde bu hâl, büyüklerin karşısında varlık iddia etmek, haddini bilmemek, onlarla yarış etmek olur. Sohbeti düzenleyen kimse, hep kendi konuşmamalı, herkes rahatça konuşabilmelidir. Oradakileri talebe gibi değil, arkadaşı olarak görmelidir. Şeyh gibi davranmaktan çok sakınmalıdır.

 

Kısaca; herkes kendi dinini mutlaka çok iyi öğrenmeli, kulaktan dolma bilgilere değer vermemelidir. İşte o zaman insanoğlu her adımını çok dikkatli atar. Ne devletine, ne milletine, ne ailesine ve nede kendisine zarar verecek davranışlardan, konuşmalardan kaçınır. Ahir ve akibetini berbat etmez.

 

Allahu Teâlâ cümlemizin ahir ve akibetimizi hayırlı eyelisin. (Amin)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.