DEDAŞ
sur yapı
  • 15.06.2017
Mehmet Fethi Göktepe

Mehmet Fethi Göktepe

Zekat

 

kur’an-ı Kerim’de “Namaz kılın ve zekâtınızı verin” emri birçok ayette tekrar tekrar hatırlatılmıştır. Zekât ibadetinin; muhtelif sürelerde 32 defa zikredilmiş olması zekatın ehemmiyetini ve önemini daha iyi kavrayabilmemiz için zikredilmiştir. İslam’ın beş şartından biri olan Zekât için Hazreti Muhammed (S.A.V)efendimiz “ Hallarınızın zekâtını veriniz” emrini katiyet ifade ettiği malumdur.

Günümüzde yaygın olan yanlışlardan biriside zekat ibadetinin ferdin vicdanına terkedilmiş zannedilmesidir.

Zekat, zengin olan bir kişinin malının bir kısmını İslami ölçüler dahilinde temlik etmesidir. Nitekim fetvava-ı Hindiyye’de “ zekat mühkem bir farzdır. İnkar eden kafir olur.” Hükmü kayıtlıdır. 

Sa’lebe B.Hatip El Ensari; Zengin olma ihtırasına kapılır ve Hz Peygamber’e giderek bu hususta dua etmesini talep eder. Allah Resulu “ Ya Sa’lebe şükrünü edebildiğin az mal, şükrünü eda edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır. Sen Allah’ın Resulü gibi fakir olmaya razı değil misin? Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki; eğer ben bu dağların altın ve gümüş haline gelmesini Rabbimden istemiş olsaydım, mutlaka duam kabul edilirdi” diyerek nasihat eer. Fakat Sa’lebe zengin olma konusunda ısrarlıdır ve şükrünü de eda edebileceği kanaatindedir. Bunun üzerine Resullülah (SAV) “Allah’ım Sa’lebe’yi malla zenginleştir.”duasında bulunur. Belirli bir süre sonra Sa’lebe’nin koyunları, Medine’ye dar gelmeye başlar. Şehirden çıkıp  vadilere yerleşmeye başlar. Daha önceleri Hz Peygamber (SAV) arkasında namaz kılan Sa’lebe işlerinin yoğunluğu nedeniyle öğle ve ikindi namazlarına gelebilmektedir. Belirli bir süre sonra sadece Cuma namazlarına gelir ve cemaati terk eder. Bu sırada “Onların (Mü’minlerin) mallarından sadaka al ki bununla kendilerini (günahlardan) temizlemiş, onların bereketlendirmiş olasın” ayeti iner. Resullülah (SAV) zekat toplamak için iki kişiye görev verir. Bunlar Sa’lebe’nin yanına gelir ve Resul-i Ekrem’in kendisine göndermiş olduğu yazıyı okurlar. Sa’lebe mala olan ihtirası nedeniyle “ Anlamiyorum bu nedir? Bu dediğiniz Cizye’dir. Ya Cizye’nin kardeşidir. Başka bir şeye benziyor mu?” diyerek zekatı vermez. Bu olay üzerine şu ayeti kerime gelir; “İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır.” Allah kendilerine Fazl-ü inayetinden verince de onunla cimrilik, ( Taat-ı İlahiye’ye) arka çevirdiler. onlar öyle dönektiler. Nihayet Allah’a va’d ettiklerini tutmadıkları, yalan söyledikleri için o da bu fiilerinin akıbetini kalplerinde, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek) bir nifak yaptı. Onların içlerinde gizlediklerini de fısıltılarını da biliyor. Muhakkak ki Allah, gaipleri çok iyi bilendir.”

Durum hemen Sa’lebe’ye ulaştırılır ve “ eyvah Sa’lebe Allah senin hakkında şöyle hükümler indirdi” denilir. Sa’lebe perişan bir vaziyette Resullülah (SAV) huzuruna gelir ve zekatının kabul edilmesini istirham eder. Fakat Hz Peygamber “Şüphesiz ki Allah, senin zekâtını kabul etmekten beni men etti.” Diyerek durumu ona bildirir. Daha sonraları Hz. Ebubekir ve Hz Ömer “ Peygamberin kabul etmediklerini biz almayız.” Diyerek, Sa’lebe B. Hatib’in zekatını kabul etmezler. Eyvah ki ne eyvah! Allah bizleri bunun gibilerden eylemesin, zekatlarımızı verelim, ihtiyaç sahini kardeşlerimizi sevindirelim.

Allah’ın selamı üzerinize olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.