• 13.01.2015
İbrahim Halil  Duyar

İbrahim Halil Duyar

Yuh olsun bize!

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil…”

Daha 2 gün evveldi. Öylesine bir haber bülteni takılmıştı gözüme. Önce dikkatimi çekti, sonra da ruhumu yüreğimden. Detayını okuyup, farklı kaynaklardan araştırmaya koyuldum. Haber doğruydu ve saptırma yoktu, gerçekten ölmüştü. Yazık!

Olay Adana’nın Seyhan ilçesinde gelişiyor. Uzun süredir çevre sakinleri tarafından tanınan iki adam. Dilenci değil, şarapçı değil, zihinsel engelli hiç değil. Bildiğimiz üzere 60 yaşlarında adam akıllı 2 adam. Hani insanlar yaşlanınca ya sokağa ya yaşlı evlerine bırakılırya hayırlı evlatlar (!) tarafından, işte öyle bir durum. İki kafadar hayatlarının geri kalanını sokaklarda geçirmek zorunda kalırlar. Dilendikleri, içtikleri veyahut olağan dışı her hangi bir davranışları çevre sakinleri tarafından görülmemiştir. Kendi hallerinde yaşamaya çalışırlar şu Dünya denen dairenin içinde. Gündüz parklarda zaman geçirirler, gece olunca ise bulabildikleri bir sote’ye kapak atarlar. Hayat onlara da böyle geçer her gece. O akşam yine her akşamdan farksızdı. Mehmet ile Hakan isimli vatan evladı kimseler önce köprü altında ateş yakıp ısınmaya çalıştılar gece boyunca. Ateşin ısıtamadığı anlarda da sıcak sohbetleri ile birbirilerini ısıtmaya çalıştılar. Gecenin bir vakti olmuştu ve ateş bitmişti. Her ikisi de omuzlarındaki battaniyelerini alarak çevreye bakındılar. Hemen az ilerde bir tahta kamelya çarptı gözlerine. Bu geceyi orada geçirmeyi düşündüler. Amaç; kamelya’nın tabanı ahşaptı ve soğuğu kısmen geçirmezdi. Parke taşlara nazaran ahşap kamelyanın daha sıcak olabileceğini düşündükleri için orada uyumak istediler. İkisi de yere serdikleri battaniyelerine sıkıca sarılarak “İyi geceler” dileklerini sundular ve gözlerini yumdular.

Mehmet sabah uyandığında arkadaşı Hakan’ı uyandırmaya çalıştı. Ancak arkadaşından cevap alamadı. Kontrol etti arkadaşını. Fakat arkadaşı hareket etmiyor ve nefes almıyordu. Bu durum üzerine civardan geçen özel güvenlik görevlilerinden yardım istedi. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yapılan kontrolden sonra yaşlı adamın donarak can verdiğini belirledi. Sonrasında inceleme yapmak için olay yerine gelen polis ekibi arkadaşı Hakan’ın cansız bedenine donuk gözlerle bakmakta olan Mehmet’i olay yerinden uzaklaştıramadı. Çünkü Mehmet’te çok üşümüştü ve donmak üzereydi. Bu durumu da yine olay yerinde bulunan sağlık ekibi tespit etmişti. Bu gelişme üzerine civar iş yerlerinden hemen sıcak çay temin edildi ve donmak üzere olan Mehmet’e içirilerek hayata tutunması sağlandı. Mehmet’e ardı ardına çay içiliyordu ve omuzlarından düşmek üzere olan battaniyesi sıkıca üzerine örtülüyordu. Yapılan kontrollerden sonra, donarak can veren Hakan Adli işlemler için morga, donmak üzere olan Mehmet ise en yakın sağlık birimine götürüldü.

Siz bu satırları okurken, Hakan artık yoktu! Hayata 60 yılını vermiş o koça çınar artık bir ölüydü ve şimdi toprağın altındaydı. Sebep? Çünkü kalacak bir yeri yoktu.

Ne diyeyim şimdi? Yuh olsun bize.

Kızan kızsın, küsen küssün hiç umurumda değil. Benimle beraber tüm insanlığa yuh olsun!

 

Bağrımıza bastığımız misafirler insandı ama kendi evladımız değildi. Öylemi?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.