Novada
  • 16.02.2015
İbrahim Halil  Duyar

İbrahim Halil Duyar

Vali’nin sahte ihbarı!

Birkaç gün önce medya’ya düşen ulusal bir haberin detayı oldukça ilginç ve bir o kadarda ders vericiydi. Bravo! Demekten kendimi alamadım. Olay 3 Şubat gecesi Erzincan’da cereyan eder. Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, gece saat 1 sularında 155 Polis İmdat’ı arar ve kimliğini deşifre etmeden, plakası 34 AT… olan bir aracın, şehir merkezinde çok süratli seyrettiğini, trafik güvenliğini tehlikeye soktuğunu söyleyerek ihbarda bulunur. Telefonun diğer ucunda bulunan görevli polis memuru aracın renk, model gibi bilgilerini aldıktan sonra konuyu ilgili ekiplere anons geçeceği bilgisini vererek telefonu kapatır. 3 dakika sonra Vali’yi arayan numara 155’tir. Devriye ekiplerden yapılan geri bildirim sonrası belirtilen plaka ve özellikte herhangi bir araca rastlanılamadığı, ancak devriye ekiplerin ihbar ile ilgili beklemede oldukları bilgisini verir. Polis memurunun son sözü ise gerçek manada mesleki sorumluluğun tanıtımı yapacak türdendir.

“Efendim, ihbar ile ilgili bir sonuç elde edemedik henüz, ancak sizi bilgilendirmek için aradık.”der.

Bu diyalog sonrası Vali sorar; “Sen bu numaranın kime ait olduğunu biliyor musun?”

Polis memuru, numaranın kime ait olduğunu göremediklerini, sisteme sadece telefon numarasının düştüğünü söyler. Bunun üzerine, “Ben Erzincan Valisi Süleyman Kahraman” der ve sonrasında ekler; “İlgi ve alakanız için teşekkür ederim. Çok kibar konuştunuz ve vatandaşı ihbar sonrası adım adım bilgilendirdiniz. İhbarı geri çekin, öyle ir araç yok.”

Diyalogun ana temasını böyle özetledik. Basına düşen bu haber sonrası, Sayın Vali, “Bu ilin asayişinden ben sorumluyum, vatandaşın yerine kendimi koyarak verilen hizmetin memnuniyeti değerlendirmek istedim” açıklaması yapar.

Ben, bu kentte taksici kılığına girerek gece yarısı devriye ekiplerini denetleyen İl Emniyet Müdürünü hem gördüm, hem duydum. Bu, sadece Emniyet camiası için değil, tüm üst düzey yöneticilerin aslında yapması gereken bir davranıştır. Hizmet kalitesini, görev sorumluluğunu, görev başındaki memurun hizmete liyakatini denetleyerek görmesi gerekir. Hiçbir topluluğun masadan yönetilemeyeceğini göstermiştir bizlere Erzincan Valisi. Vatandaşın şikâyet edemediği, şikâyetlerinin iletilememeği durumlara karşın, bütün üst düzey yöneticilerin bu ve buna benzer metotlarla devreye girmesi gerekmektedir.

Bu ülkede hizmet kalitesini yükseltmek için, Haberli gelen ve okul müdürleri tarafından karşılanan Milli Eğitim müdürlerine, müfettişlerine değil, öğrenci velisi gibi gelen Milli Eğitim Müdürlerine ve Müfettişlerine ihtiyaç vardır.

Hasta gibi hastaneleri denetlemeye gelen Bakanlık Müfettişleri, vatandaş gibi eli cebinde gece yarısı dolaşan Emniyet Müdürleri, Veli gibi gelen Milli Eğitim Müfettişleri, müşteri gibi esnafı dolaşan Zabıta Komiserleri olursa denetim gerçek manasıyla gerçekleşmiş olur ve eylem amacına varır.  Zira haberli yapılan denetimlerin hiç biri reel sonucu vermemekle birlikte, hiç olmadığı kadar süslü ve güzel gösterilir üst’e, ast tarafından.

Kaldı ki; her şey insan içinse, her şekilde denetim mubahtır ve gerisini tartışmak gereksizdir.

Esen Kalın.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.