Metrolife
  • 11.01.2015
İbrahim Halil  Duyar

İbrahim Halil Duyar

Siz varsanız, biz olduğumuz içindir!

İster Ruha deyin, ister Urfa. Siz ne derseniz deyin bahtı karadır bu toprakların. Makûs talihini asla bozamamış, her gelenden bir darbe yemiş coğrafyanın adıdır Urfa. Her fırsatta elindeki değerleri bir bir yitiren, kültürünün tam orta yerine demir yumruklar yiyen bu karayazılı şehir, yerli siyasetçilerinden olduğu kadar kendi halkından da çekti çekeceğini.

Başta ben olmak üzere, hepimizin dilinden bir türlü düşmeyen “Bu memleket sahipsiz!” nidâları, asla yerini hizmete, düşünceye bırakmadı. Ne yazık ki hep yerimizde saydık. Fıstığı Antep’e, lahmacunu Adıyaman’a kaptırdıktan sonra, öz kimliğimizi de Suriyelilere verdik kendi elimiz ile. Düşünüyorum, çalacakları ne kaldı bizden gayrı?

Bir kaçı istisna, vekillerinden hiçbir şey bulamayan halk, tüm medetini Büyükşehir Belediyesi’ne bağlamıştı. Ancak sonuç beklenenin çok çok altında kaldı. Sayın Celalettin Güvenç, Urfalının isteklerine tam olarak cevap veremedi ne yazık ki. Her şeyimiz tammış gibi, getirilen parkomat uygulaması tam bir çile, ancak bu konuya girmeyeceğim bile. Dahil olan Mültecilerle birlikte genel nüfusu 2 milyonu aşan bu kent için, trafik bir arap saçı, yollar kronik bir hasta durumunda. Ancak ne var ki; Şehrin tam orta yerinde bomboş bir şekilde arzı-ı endam buyuran o bölünmüş yol, hangi hazretlerin teşriflerini bekler şaşırmış durumdayım.

Dünyanın ilk üniversitesi olma özelliğiyle yıldız gibi parlaması gereken tarihi Harran Üniversitesi, bulunduğu harabe durum ile tam bir işler acısı. Özüne dokunulamasa bile, yapılacak çevre düzenlemesi bizi dış turizm açısından bir tık daha yukarı çekebilirdi. Harran Belediyesi bu değere sahip çıkmalıydı, çıkamadı. Koskocaman bir bakanı olan bu koskocaman şehir, nasıl olur da hala çağ dışı yaşar anlamış değilim. Kentin orta yerine dikilen şu yürüyen merdivenli üst geçidin merdivenleri acaba ne zaman yürümeye başlayacak bilmiyorum. Yine o üstgeçide ait olan engelli asansörü ne zaman engelleri aşıp da bizlerle kucaklaşacak emin olun onu da bilmiyorum.

Merkez ilçelere gelmeden evvel, eski ilçe belediyelerimize de selam vermeden geçemeyeceğim.

El insaf ya hu!

Hepiniz okumuş, bilgili, eğitimli insanlarsınız. Yok mu bu ilçelerimizi şah’a kaldıracak bir düşünceniz. “Haydi Bismillah” deyip bir silkinsek artık diyorum. Daha ne kadar oturacağız yerimizde. Bir Harran olmak kolay değil sayın Başkanım, Bir Halfeti olmak kolay değil. Niye

kıymetini bilemiyoruz bu tarihi yerlerin, daha ne bekliyoruz?

Eyyübiye bölgesi için Sayın Ekinci’nin işi çok zor, ama imkânsız değil. Yapılacak çok iş var ve yapılmaya başlandı da zaten. Allah yardımcısı olsun demekle yetiniyorum şimdilik. Şayet Sayın Ekinci, kalan görev süresi içinde Eyyübiye’yi şah’a kaldırabilirse, ismi 50 yıl hafızalarda kalacak bir Başkan olarak gönüllerde taht kurar. Biz eriğe bile “Can” demiş insanlarız Sayın Ekinci, emeklerinizi unutmaz bu halk.

Haliliye tutuk, Haliliye suskun. Şehrin tam orta yeri. İş bekler bu halk ama iş dediğin beklemez, beklememeli Sayın Başkan. Biraz daha ağırlık verip şehrin can damarını güzelleştirmeliyiz. Sizden de ümitkâr ve beklentiliyiz sayın Demirkol.

Karaköprü kentin incisi olmaya devam ediyor, bravo Sayın Çiftçi gerçekten bravo. Kurmuş ekibi, oturtmuş sistemi. Nasıl da yumrukları indiriyor kıraç topraklara. Aqua parkıyla, Sosyal tesisleriyle, yeşil alanları vesayir. Bir sağ kroşe bir sol kroşe. Vurun! Sayın Başkan acımayın bu kıraç topraklara. İyiyiz, ancak mükemmel değiliz. Daha çok şey istiyoruz Sayın Çiftçi. Karaköprü için yapın şu teleferik işini de, hep birlikte bayram edelim.

Sayın Büyükşehir Belediyesi! Belediyenin adı büyük madem, yaptıklarınız da büyük olsun lütfen. Abide’den yukarı doğru inci gibi süzülen o boş yolu yapın artık ne yapacaksanız. Ya açın trafiğe, ya da getirin şu troleybüsleri bir bayram da sizinle edelim.

Unutmayın bu halk öyle bir halktır ki; Nemrud’u da iyi tanır İbrahim’i de…

Biz vekillerden, bakanlardan beklediğimizi bulamadık. Gözler şimdi sizin üstünüzde. Yapın bir şeyler de, artık Antep’e yetişmeye çalışmak yerine, bizi kovalayanları izleyelim keyifle.

Parkomat bir çile, mahalle arasına bile parkomat getirildi. Vatandaş arabasını cebine mi koymalı? Bilemedim…

Su bedelleri aşırı yüksek, 28 ton suya 50 lira fatura! Fırat bizim Sayın Başkan, yüksek fiyat ne diye? Bilemedim…

Yerli esnaftan aldığınız reklam bedellerini ve muhtelif vergileri, Suriyeli esnaftan alabiliyor musunuz? Bunu da bilemedim…

Öğretmene 80 kuruş olan toplu taşıma, asgari ücretliye 1.10 lira. Sebep ne? Anlamış değilim.

Sayın İl Emniyet Müdürlüğünden, daha çok devriye, daha çok asayiş kontrolü istiyoruz. Geceleri sokaklar ıssız, şehir büyük, insan çok, misafirler aktif.

Eşimizin elinden tutup sokaklara çıkamayacaksak eğer, biz niye? Siz niye? Güven timleri güven vermeli artık. Bu halk hiç kimsenin sevemediği kadar sever polisini, bunu göz ardı etmeyelim lütfen.

Ve Sayın Urfa medyası! Ne zaman kıracaksınız kabuğunuzu merak ediyorum. Bu kent iyi tanıtılamadıysa, sizlerde yapmalısınız hesabınızı.

Ve son olarak değerli Hemşehrilerim; Ben bir kardeşinizim ve ancak bu kadar döner dilim. Bırakalım bir birimizin ayağına bakmayı. Başa bakalım, dost olalım, dost kalalım.

Bu şehir varsa eğer, içinde siz olduğunuz içindir.

Sevgiyle Kalın.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.