Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 21.06.2015
İbrahim Halil  Duyar

İbrahim Halil Duyar

Git başımdan diyordum; gitmiyordu..!

Küçücük bir kediydi yanıma yılışan. Habire paçalarıma sürtünüp duruyordu. Ben ise; Allah için tutulan orucun maneviyatından uzak, kendimi bir aslan gibi görüyordum hemen herkesi parçalayacak... Niyetliydim ya! Açtım ya! Susuzdum ya! Bananeydi bu dünya'nın ötesinden berisi...

Neden? Beni, bir ben ilgilendirirdi ancak, birde habire göz hapsine aldığım saatim. Hani saat geçse, akşam olsa, oruçlar açılsa... Ne de güzel olurdu değil mi? Hiç uğraşılır mıydı bu halde kediyle?

Git diyordum, gitmiyordu işte!

O kendini sürüyordu bana! Bana soracak olsanız belasını..!

Sahi bu sıcakta, bu aç ve susuz halimle belasını mı arıyordu ne?

Ne işi vardı bu kedi yavrusunun ayakuçlarımda? Piştt! Diyince gitmiyordu bile! Bu gerçekten belasını arıyordu bende...

Açtım ya! Susuzdum ya! hiç uğraşamazdım zaten kediyle. Hem mahallenin bakkalına gıcık olmuştum bile! Hani birazcık gücüm olsa gidip yere serecektim herifi! 40 yaşını geçmiş koca herif birde utanmadan dükkânın içinde gizlice yemek yiyip duruyordu! Zaten canım burnumdaydı! Yaşlı teyzeye ise söyleyecek hiç bir şey bulamıyordum. Ekmek dolabının kapısını sonuna kadar açmış birde ekmek beğeniyordu.

''Bu ekmekler kuru, daha yumuşağı yok mu oğlum?'' diyordu bakkala!

İyice zıvanadan çıkıyordum! Açtım ya! Susuzdum ya! Birde kedi iyice yılışıp duruyordu. Git! diyordum; gitmiyordu...

Tahammül sınırlarımı aşmıştım bile. Bir hamle ile kendimi bakkal dükkânından içeri atıp büyük bir hışımla önce bakkalı, sonra da yaşlı teyzeyi sözlerimle haşlıyordum. Halen ayaklarıma dolanıyordu küçük kedi yavrusu. Ona da pay veriyordum içimdeki öfkeden...

Gerçeği öğrenince her şeyi berbat ettiğimi anlıyordum...

Bakkal Mustafa; Diyabet hastası olduğu için oruç tutamıyor, karşılığında fidyesini veriyordu fakire.

Yaşlı teyze ise; ekmeği kendine değil, evdeki 5 yaşındaki yetim torununa alıyordu.

Kedi mi?

Kedi de; benim bile dayanamadığım bu sıcakta, içecek bir damla su istiyordu benden. Onun için yılışıp duruyordu.

...Ve adamın biri şöyle sesleniyordu ötelerden; Oruç, Allah ile senin arandaki bir bağdır. İstersen tutarsın! Tutmayanı yargılamak senin haddin değil, Allah'ın işidir. Hem öyle hemen ön yargıyla yaklaşmamak gerekir. Birçoğunun kabul edilebilir gerekçeleri olabilir kendince.

Mesele aç kalmak değil; açlığı anlayabilmekti aslında...

Kalp kırdıktan, gönül incittikten sonra, hem senden bir damla su isteyen kediyi bile anlamadıktan sonra aç kalmışsın, oruç tutmuşsun kime ne faydası var?

Allah bizlere böyle ağzı küfür dolu, yüreği daralmış bir açlığı değil, güzel görmeyi, güzel söylemeyi, yardım etmeyi, kardeşliği perçinleyen bir açlığı emretmişti şüphesiz.

O yüzden adı; Oruç olmuştu belki de...

Kalın Sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.