Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 19.08.2015
İbrahim Halil  Duyar

İbrahim Halil Duyar

Durum vahim!

Vehamet kelimesi Şanlıurfa’nın geleceği için oldukça isabetli bir kelime. Gerek yüzlerce dönüm toprağıyla, gerek büyük fıstıklıklarıyla, ticari han ve şirketleriyle, kodamanlarıyla, aşiretleriyle ve daha neleriyle bu kadar zengin bir kitleye sahip olan Şanlıurfa için, eller pamuk ceplere atılmadığı sürece durum çok vahim.

Efendim, Perşembe günleri periyodik olarak düzenlediğimiz Olay Gazetesi Çalışanları ve Köşe yazarlarından oluşan “Olay Gazetesi Fikir Kulübü’nün” bu haftaki konuğu Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan TAŞALTIN hocamız idi. 4 saatlik uzun söyleşide her sorumuza, halkı bilgilendirmek ve aydınlatmak maksadıyla içtenlik ve sabır ile cevap verdiler. Bu meyanda bir kez daha teşekkür ederiz kıymetli hocamıza.

Diğer yazar arkadaşlarım da, konuyla ilişik köşe yazılarını kaleme alacaklardır mutlaka. Ancak ben konunun yeni Hastane ile ilgili olan kısmını sizlerin nazarına sunmaya çalışacağım.

Uzun uzun yapılan söyleşiyi, kısa ve anlaşılır şekilde özetleyecek olursak;

Şanlıurfa; Dışarından bakıldığında IŞID, PKK, YPG gibi örgütlerle anılan, sınırın en dibinde, patlamalarıyla meşhur, sıcağıyla kavuran, sosyal etkinlik alanı hiç olmayan, trafiği keşmekeş, daireleri pahalı, insanı asabi bir kent. Tablo bu iken; gerek yeni hastane için, gerekse diğer fakülteler için hoca temin etmek hiç kolay olmuyor. İlimize gelecek olan bilim adamları, zaten siyasal nedenlerle güven vermeyen, asayişin sağlanamadığı bu kentte can güvenliklerini tehlike de görüyorlar. Mesai saatleri dışında gezecek bir cazibe merkezi olmadığı gibi, oturulacak dairelerin aylık kira masrafları da oldukça pahalı. Siz olsanız böyle bir yere gelir miydiniz?

Doğal olarak onlarda ailelerini, sevdiklerini bırakıp gelmiyorlar. Diyelim ki geldiler, o zamanda hoş görüsüz davranarak, üstlerine yürüyerek, Urfalılığımızı konuşturup kendi üslubumuzla tehdit ederek, bazen de döverek onların gidiş biletlerini bizler kendi ellerimizle kesiyoruz. Eğer bunu yapan bizler isek, o halde Urfa’da neden “Çene Cerrahı” yok, neden “Çocuk Hematolog” yok gibi yakınmalarla yerel televizyon mikrofonlarına da serzenişte bulunmamamız gerekiyor. Şehrin durumu buyken, bizlerde hoşgörülü olmayınca ne doktor geliyor, ne de öğretmen. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Gelelim bu konunun diğer açısına;

Şehrin bu kadar sayılı zengini varken, hiçbir iş adamının kendi kentine yatırım yapmaması da bu problemler arasında sayılabilir. Tarihi Halil-ür Rahman gölünden ve çevresindeki birkaç çay bahçesinden öteye geçmeyen sosyal etkinlik alanımız, nüfusu milyonları aşan bu kent için gerçekten büyük bir kısırlık. Aile ile gidilebilecek nezih bir lunaparkın, birbirinden yeni oyuncakların yanı sıra, ailenizle oturup hem müzik dinleyip hem de bir şeyler içebileceğiniz mekânlar maalesef hiç yok. Saymakla bitebilecek bir şey değil bu. Yoklar gerçekten sayılamayacak kadar çok. Öğrencinin kalabileceği kadar yurt yok, misafirin kalabileceği kadar otel yok. Şehrin otellerindeki yatak sayısı, bir kupa maçında bitebilecek kadar az.

Kısacası; ne Devlet olarak ne de bizler Urfa milleti olarak bu şehrin kalkınması için hiçbir şey yapamadık.

Şimdi şunu özetleyeyim: Öğretmenin iyisini, Doktorun iyisini, Hocanın iyisini istiyoruz da, peki bizler bu şehir için ne yaptık?

Görünen gerçeğin bize cevabı şudur: SİZ HİÇ BİR ŞEY YAPMADINIZ!

Eğitim sınavlarında Türkiye’de en son sıralarda oluşumuz da bundandır, çene cerrahı bulamayışımızda!

Gaziantep pavyonlarında dolarları saçanlar, kendi şehrine bir ağaç dikmezse şayet bu iş böyle gider.

Gelelim Üniversiteye. Rektör hoca diyor ki; Her şeyi Devletten beklememek lazım. Halk bizden tam donanımlı bir hastane istiyor, -ki bu işler de parayla oluyor. Devlet bize ne kadar para gönderirse, bizde o kadarıyla yapıyoruz inşaatı. Daha fazlası bizde de yok. Neyse ki inşaat bitmiş ve yatak, dolap gibi demirbaş malzemelerin alımına geçilmiş. Şimdi birkaç hatırı sayılır zengin Urfalı çıksa da, hastanenin ihtiyacı olan yatakları, televizyonları, buzdolaplarını, masasını, sandalyesini kendi alsa kıyamet mi kopar yani?

Bu hastaneden yüksek kalite bekliyorsanız şayet; yarınınıza sizler yatırım yapın. Zira bu hastanede şifa bekleyecek olanlar da yine yarın siz, eşinizi, kardeşiniz veya başka bir yakınınız olacaktır. Neden olmasın?

Şehrimize katkıda bulunmadığımız sürece, yatırım, hoşgörü, yardımlaşma gibi kavramları da hayata geçirmediğimiz sürece bu kent böyle kalır, dahası da olmaz zaten.

Devletin yaptığı budur kardeşim. Ya sende bir el at, ya da küfretme sana verilen nimete!

 

Olay bu!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Şanlıurfa’da en Başarılı Belediye Başkanı kimdir?