Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 07.09.2017
Hasan Ray

Hasan Ray

Şii, Sünni, Kürtler ve Ümmet… /

 

‘’Rejim ordusu, İran, Şii Milisler ve Şii Hizbullah karadan, Rusya havadan vuruyor.’’

Bu cümle adı geçen güçler tarafından Suriye’de varlık gösteren DAEŞ – IŞİD’in elinde bulunan Deyr ez zor kentine başlatılan operasyon için yazılan haberin giriş cümlesi…

Cümle ilk bakışta normal gelebilir ancak burada gizli bir ayrıntı var ve bu ayrıntı İslam Aleminin durumunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bilindiği üzere Şii ve Sünni olmak üzere iki parçaya bölünmüş vaziyette olan İslam Aleminde şu anda Suriye ve Irak’ta süren çatışmalar da genel anlamda bu iki kutuptan besleniyor.

Bir tarafta Suriye Rejimi, Şii İran, Şii Milisler, Şii Hizbullah ve bunların hamisi konumunda yer alan Hristiyan Rusya diğer tarafta ise Sünni kutuptan beslenen DAEŞ – IŞİD…

Birbirini kollayıp ümmet anlayışıyla Rusya, ABD ve AB gibi emperyalist güçlere direnmek ve onlara karşı savaşmak varken onların gölgesinde birbirini katletmek asılında iki tarafında savunma iddiasında bulunduğu ümmeti parçalamaktan hatta yok etmekten başka bir şey değildir…

Terör örgütlerin İslam topraklarına nasıl geldiği ve ne kimler tarafından finanse edildiği gün gibi ortada iken Şii ve Sünni damardan beslenen bu örgütler ve sözüm ona devletler sloganlar atıp ayakları yere basmayan iddiadan vazgeçip derhal ümmet çatısı altında birleşmelidir.

Aksi halde bunun bu şekilde devam etmesi nice katliamların ve sömürülerin devamını sağlayacaktır.

Kuzey Afrika’da başlayan ve Suriye-Irak’ı da içine alarak İslam Coğrafyasını yerle bir eden bu planlı kalkışmalar ile emperyalistlerin İslam coğrafyasına doluşmasına sebep oldu.

Bu doluşma, İslam Coğrafyasının temel kaynakları olan yer altı zenginlikleri sömürme ve alan hakimiyeti sağlama açısından Emperyalist ABD, AB ve Rusya için hayal edilemeyecek kadar karlı bir program oldu.

Şii ve Sünni iki kutbun çatışması büyüyerek devam ederken İslam Coğrafyasında üçüncü bir kutup oluştu.

Bu kutup Suriye ve Irak’taki Kürtler…                     

Irak Kürtleri, Irak Hükümetinin kendileriyle yaptığı anlaşmanın gereğini yerine getirmediği ve demokratik bir yönetim yerine mezhepçi bir yönetim anlayışı benimsediğinden dolayı 25 Eylül 2017 tarihinde bağımsızlık için referanduma gitme kararı aldı.

Eşitlik ilkeleri esas alınarak sürdürülmeyen bu yönetim anlayışı Irak devletinin temellerinde ve dolayısıyla da ümmetin temellerinde dinamit olup patladı. Bunun yaratacağı tahribat İslam coğrafyasında yeni çatışmaların da habercisi olabilir…

Bir tarafta Şii İran bir tarafta Sünni Türkiye, Esatlı Suriye ve Irak merkezi yönetim diğer taraftan da bağımsızlık hayaliyle referanduma giden Kütler…

 

Varın bunun sonuçlarını da siz hesaplayın…

Aslında Irak’ta yaşananların bir benzeri de Suriye’de yaşanıyor.

Suriye de kabataslak üç bölge oluşturuldu.

Kuzeyde yani Türkiye sınırlarında Kürtlerin kontrolü…

Güney de iç kısımlarda Sünni Arapların kontrolü…

Ve Esad’ın yani rejimin kontrolünde kalan yerler…

Bunlar aslında Ümmet bilincinin ne şekilde parçalandığını açıkça gösteriyor…

Bu parçalanmışlığın temelinde yatan ise adaletsizliktir, Eşitsizliktir…

İslam ülkelerinin durup detaylıca düşünmesinin zamanı geldi ve geçiyor…

İslam’ın temeli olan adalet ve eşitlik sağlanmadığı sürece bütün İslam ülkeleri bir Suriye bir Irak olmaya adaydır…

Ümmet bilinci ancak Adalet ve eşitlik üzerine kurulabilir…

Aksi halde Sünni ve Şii çatışmasının yanına Kürt kutbu da eklenirse İslam medeniyetini yerle bir edecek şiddet dalgası daha alevlenir…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.