Novada
  • 17.08.2016
Hasan Ray

Hasan Ray

‘Kendi ülkemizde yaşayamıyoruz’

‘’Vatanını arkalarına bakmadan terk edip kaçanlar bizi yurdumuzda köle haline getirmeye kalkışıyor’’

Bu cümlenin kimin için kurulduğunu az çok tahmin etmişsinizdir.

Yaklaşık 5 yıldır ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacılar çadır kentler yerine şehir merkezlerine yerleşip Türkiye vatandaşlarıyla birlikte yaşamaya başladı.

Suriye ile komşu olan özellikle Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Kilis gibi kentler Suriyelilerin adeta akınına uğradı. Sayıları yüzbinlerle ifade edilen Suriyelilerin en fazla yerleştiği kentlerin başında Şanlıurfa geliyor.

Şanlıurfa’da yerleşik bir düzen kuran Suriyeliler, yerli halktan farksız bir şekilde yaşamaya başladı. Urfalılar, Suriyelileri kendinden ayırt etmeksizin sahiplendi.

Ve onlara ve evlerini memleketlerini açtı.

Ancak zaman geçtikçe bunlar bu güzellikler ters tepmeye başladı. Suriyeli ve Urfalılar arasında diğer şehirlerde olduğu gibi kavgalara ve gerginlikler yaşanmaya başlandı.

Kimi kavgalarda yaralanmalar meydana gelirken kimi kavgalarda ise ölümler meydana geldi. Bu süreç gittikçe sert bir kutuplaşmayı beraberinde getirdi.

Ve artık sık sık ‘Urfalı-Suriyeli’ kavgası haberleri okumaya başladık.

Yetkililer bu konuda sınıfta kalırken Urfalıların ise tahammülü kalmamış durumda.

Hangi Urfalıya ‘Suriyeli’ kelimesini kullandığımızda gitseler de kurtulsak diyorlar.

‘Neden?’ diye sorduğumuzda ise;

“Onlar geldi; İşsizlik, ikinci evlilikler, ev kiraları, hayat şartları, kavga gürültü, nüfus, hastane sorunları vs. vs. arttı.“ deyip isyan ediyorlar.

Haklılar mı haklılar…

Çünkü Türkiye haricinde hiçbir ülkede bu kadar rahat olamayan Suriyeli sığınmacılar, Türkiye’nin de hiçbir kentinde Urfa’daki gibi rahat değiller…

Öyle ki her mahallede her köşe başında açılan işyerleri ve her gece adeta istilaya uğrayan Urfa çarşıları ve meydanları Urfalılara zindan ediliyor.

Buna gözüyle şahit olmak isteyenler, gün boyu evde yatıp akşam saatlerinde Topçu Meydanını istila eden Suriyelilere bakabilir.

Futbol maçı yapanlar,

Çimlerde halı serip ulu orta atanlar,

Gurup gurup çete gibi gezip insanları süzenler…

Bütün bunlara gözünüzle şahit olacaksınız çünkü ve şikâyetler üzerine özellikle gidip gözlemledim…

Ve orada kendimi inanın Urfa’da değil Halep’te sandım…

Kentime yabancılaştım…

Bütün bunları sayarken aile mahkemelerinde biriken boşanma davalarının kat ve kat arttığını da belirtmeden geçmek istemiyorum…

Aileler parçalanıyor, gelenek ve göreneklerimiz kayboluyor.

Adeta kültürel bir kırım içerisine girmiş bulunmaktayız.

Bütün bunlar kentte artan gerginliğin bildiğimiz sebepleri olarak karşımızda duruyor.

Peki ne yapmak gerekiyor?.

Urfalı ve Suriyelilerin bu sürtüşmesinin böyle devam etmesine bakıp çekirdek mi çitleyeceğiz?.

Hayır elbette bu olmamalı…

Çünkü toplumdaki gerginlik özellikle ekonomik sıkıntılar ve en son yaşanan darbe girişimi hadisesiyle birlikte had safhada ve her an bir toplumsal patlamaya sebep olabilecek seviyeye geldi.

Bunun son örneği de önceki akşam Akşemsettin Mahallesinde meydana geldi.

Urfalılar ve Suriyeliler arasında sudan sebep olan işyerine çamur sıçramasından dolayı çıkan kavgada çok sayıda kişi yaralandı.

Olay yerine gelen polis ekipleri kavgayı ayırırken ambulanslar da yaralıları hastanelere kaldırdı.

Geç saatlere kadar mahalle sakinleri Balıklıgöl Devlet Hastanesi önüne ve sokak başlarında bekledi.

Bu gerginlikler toplumun daha büyük patlamalara gebe olduğunun göstergesidir.

Daha büyük gerginliklerin yaşanmaması adına yetkililerin bu büyüyen sorunu bir şekilde halletmeleri gerekiyor.

Çünkü Urfalıların tahammül sınırı aşılma noktasına gelmiş durumda…

Herkesin ağzında ‘kendi ülkemizde yaşayamıyoruz’ cümlesi dolaşıyor…

 

Çok tehlikeli bir aşamaya geldik…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.