sur yapı
  • 27.03.2015
Halit AÇAR

Halit AÇAR

Medya ve reklamın etkisinde

Medya üzerinden yapılan sahtekârlıklara ilişkin bir iki cümle yazmak ihtiyacı duydum.

Bir süre önce ‘zihin yönlendirmelerin etkisinde’ başlığı altında toplumun, televizyon ekranlarından gösterilen, söylenen her şeye olduğu gibi inanıp kandığını anlatmaya çalışmıştım.

Pek televizyon izlemeyen biri olarak, ne zaman televizyon bulunan bir ortamda dolaylı bir izleyici durumunda bulunsam, ekranlarda bal, ayakkabı, telefon reklamlarını gördüm. 

Yine bir gün çay içip dinlenmek için oturduğum bir kafeteryada, samimiyetim bulunan garson çayımı önünde duran sehpaya bırakırken, o esnada açık olan televizyonda yine ballandıra ballandıra yapılan bir bal reklamının etkisinde kalmış ve bana da abi seninle ikimiz şu telefonu arayıp bir sipariş verelim; baksana ne kadar ucuz; bu fiyata alınmaz mı demişti. Ben de ona git işine be, gerçek bal için televizyonlarda reklam yapılmasına ihtiyaç olur mu, hele insanlar gerçek bal arayıp da bulamazken.

Nasıl oluyorsa insanlar televizyon karşısında iken, duyduğu ve gördüğüne inanıp kanıyor. Aklını işletemiyor, düşünemiyor!..

Düşünebilse; Allah’ın (c.c.) hikmeti ve mucizesi arının çiçek ve meyve parçacıklarından topladığı nektarlardan ürettiği o en kıymetli ve özel besin maddesi balın öyle su gibi toprak gibi bol olmadığını, arı yetiştiricilerinin televizyonlarda reklam yaparak satacakları kadar bal elde edemediklerini bilecek; yıllardır televizyonlarda reklamı yapılanın bal olmadığını anlayacaklardır.

Ekranlardaki reklamlar furya halinde yıllardır devam ettiğine göre, toplumda buna kanan çokça insan bulunduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Ne demeli?

Çarşı pazarda reçel alınamayacak paraya sekiz on kilo bal, üstelik yanında alyans yüzük satılıyor? 

Besbelli sahtekârlık… 

Yıllardır bunlara kafam bozulur, şu rezalete dur diyecek bir kurum yok mu diye.

Neyse ki, Gümrük Bakanlığı ekranlarda reklamı yapılan balların sahte olduğunu tespit ettiklerini ve bal reklamını yasakladıklarına yönelik açıklamasını duydum da oh be dedim.

Oh be dedim ama yıllar süren sahtekârlığa neden seyirci kalındığını hala anlamadım.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.