• 21.09.2015
Halit AÇAR

Halit AÇAR

Kürt olduğum kadar Türk, Türk olduğum kadar Kürdüm

Bana etnik kimliğime ilişkin soru sorulmasından rahatsız oluyorum.

 

Böyle bir soruyla muhatap olduğumda da verdiğim cevap, Kürt olduğum kadar Türk, Türk olduğum kadar Kürdüm, olmuştur…

 

İllaki etnik bir kimlik söz konusu olacaksa hakikaten, kendimi böyle hissetmekteyim.

 

Aslında bana kalırsa,

 Kim ki bir insana etnik kimliğini soruyorsa, bilin ki o kişi zihninde insanları kategorize ediyordur, def edin gitsin derim…

 Zira insanın, kendi iradesi dışında, doğumdan edindiği özellikler onun kimliğidir. Ancak, ona saygı duyulması gerekir.

 Toplum olarak büyük çoğunluğumuzun müntesibi bulunduğumuz İslam dini, farklılıkların doğallığını kabul eder. Hatta yüce Kur’an’da dillerin ve renklerin farklı olmasının Allah’ın varlığının delillerinden olduğu:  “O’nun kanıtlarından biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için ibretler vardır.”  (Rum 30/22) şeklinde ifade buyurulmaktadır.

 Yine yüce kitapta “Rabbin dileseydi insanları elbette tek bir ümmet yapardı.” (Hûd/118) buyurularak insanların farklılıklarının ilahi hikmetin ve sınavın bir parçası olduğu vurgulanmakta,

 

“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (Hucûrât 49/13) Ayeti ile de bir ölçü getirilmektedir.

 Asıl olan, her şeyi yoktan var eden yaratanın hükümleri doğrultusunda, doğası gereği topluluk olarak yaşamak durumunda olan insanın, farklılıkları kabul ederek, birbirine zarar vermeden bir arada, hatta birbirlerine destek olarak yaşamasını ve nihayetinde yaşamı güzelleştirmeyi amaçlayan, toplumsal hayatı düzene koyan dini, ahlaki ve hukuki kurallara uyma sorumluluğudur.

 Toplum olarak bu sorumluluk bilinci ile asırlar öncesinden günümüze değin, “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” anlayışı içinde yaşayagelen bir kültür ve geleneğe sahip olduğumuz için gururlandık.

 Öyle ise bize ne oldu da son zamanlarda birbirimize düşer olduk?

 Birbirimize düşmemiz kimin faydasınadır, hiç düşündük mü?

 Sonra bu gerilimle uzun süre yaşanabilir mi?

 Allah aşkına aklımızı başımıza toplayalım…

 Bugüne kadar Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia ettiği söylenen PKK’nın terör eylemleri ile en çok Kürtlerin yaşamı olumsuz yönde etkilenmiştir.

 Son otuz yılda milyonlarca insan, doğduğu, büyüdüğü topraklarını terk edip batı kentlerimize göç etmek durumunda kaldılar.

 Eğitimsiz, mesleksiz ve sermayesiz…

 Dalından kopan yaprak gibi etrafa savruldular…

 Türkçe konuşamayışları ve cehaletleri ile sürekli alay edildi, tahkir edildiler.

 Maddi olanaksızlıklar içinde, insan kalabalıklarında insanın görmezden gelindiği metropol kentlerde ailecek başlarını sokabilecek bir barınak, yiyecek ekmek bulabilmek, hayata tutunmak kolay mı sanırsınız?

 Hal böyle iken, PKK ile bütün Kürtler nasıl bir kefeye konabilir?

 Muhakkak ki PKK’ya sempati duyan, gizli veya açık destek verenler vardır. Batıdaki kentlerde yaşayan bazı Kürtlerin son seçimlerde PKK’ya yakınlığıyla bilinen HDP’nin barajı aşmasını, sokaklarda kutlamaları esnasında kullandıkları söz ve davranışların tahriklere yol açtığı,

 Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Arap ya da Türkmen köyleriyle komşu olan bazı Kürt köylerinde ise sandıklardan HDP’ye yüksek oranda oy çıkmış olmasının ardından komşu köyler üzerinde mahalle baskısı oluşmasına yol açan söylem ve davranışlar içine girildiği vakidir.

 Elbette bu nevi tutumlar da kabul edilemez...

 Ancak kime, ne zaman, nerede ve nasıl kızılması gerektiğini bilmeliyiz.

 Toplum olarak ortak düşmanımız teröre karşı birlikte durmalıyız.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.