DEDAŞ
sur yapı
  • 07.12.2017
Halil Metin

Halil Metin

TÜRKİYE’DE EMEĞİN SEFALETİ

 

Türkiye’de işçi olmak zordur. Dinimizce kutsal olan insan emeği, sömürüye o kadar açık hale getirilmiştir ki ‘kimsede Allah korkusu kalmamış’ dedirtiyor. Çalışmak Allah'ın bir emridir, bunun içindir ki dinimizde çalışmak ibadet sayılır. Dinimiz insanların çalışmalarını, huzurlu ve onurlu bir hayat sürmelerini ister.

Huzurlu, onurlu ve insanca bir hayat sürmek için elbet çalışmalıyız. Ekmek davası kolay değildir. Zorlu ve kötü çalışma koşulları, ucuz iş gücü, düşük ücretlere uzun çalışma saatlerine insanımızın çoğu mecbur bırakılmış durumda. Türkiye’de işçi hakları geriliyor, çalışma yaşamı giderek daha da kötü bir hal alıyor. Bu öylesine altı boş söylenmiş bir söz değil. Gelişmekte olan ülkelerde emeğin durumu rakamlara da yansıyor. Uluslararası örgütlerin yayımladığı endeksler de bu tespiti doğrular nitelikte. Kaldı ki insanların tükettiklerine, sahip olduklarına yaşamlarına dokunduğunuzda da bunu görecekseniz.

OECD verilerine göre Türkiye, 36 ülke içinde ‘çok uzun saatler çalışan ülkeler’ arasında birinci sırada bulunuyor. Eyvallah, bu kadar uzun süreler çalışan işçinin, emekçinin hali nedir peki? Nerede zengin bir emekçi var? Özel sektörün çoğunluğunda mutsuzlar ve mecburlar ordusu var kardeşim! Müslüman bir toplumda çalışanların haklarının ‘gasp’ edilmesi hangi kitapta yazıyor? Kimin adaleti buna müsaade ediyor? Kendimizi kandırmaya gerek yok. Türkiye'de insan, emeği kadar değere sahip! Bakınız; PRNet’in gerçekleştirdiği işçi ölümleri incelemesine göre ülkemizde 2017 yılının ilk 11 aylık diliminde en az bin 851 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi. Bu rakamlar Türkiye’yi Avrupa’da birinci dünyada ise üçüncü sıraya yerleştirdi. Ne denilir ki daha… Ne zaman ülkemizde insana, emekçiye önem verilirse belki o zaman ülke olarak bir yerlere geliriz. Çok ileri gidemediğimiz de ortada…

Sadece bedensel olarak çalışanlar değil, zihinsel olarak çalışan, fikir emekçileri de hayata kolay tutunmuyor. Beden gücüyle çalışanlara nispeten daha iyi bir refaha sahip olsalar dahi çoğunlukla onlarında mutlu olduğu söylenemez.

Emek sömürüsü insanlığa yakışmaz, Müslüman’a yakışmaz. Bir iş veren; kendi haklarını koruduğu gibi işçilerin de haklarını, canlarını ve can güvenliklerini sağlamak zorundadır. Her meslek kutsaldır, bu nedenle emeğe saygı gösterilmelidir.

“Bu gün gezegenimize egemen olan ekonomik ve sosyal modeller 1 milyar 100 milyon insanın her gün yatağına aç girmesini önleyemiyor/önlemiyor. Mülk ve servet sahiplerinin ihtirasları ve korkuları nedeniyle savaş ve kan eksik olmuyor. Egemen ekonomik, sosyal ve siyasal modeller içinden baktığımızda ise açlığın, yoksulluğun, işsizliğin ve haksızlıkların önlenebileceği bir çıkış görünmüyor. Bilakis bu sistemlerin varlığı belli oranlarda bu sorunların devamıyla mümkün oluyor. Mülkün ve istihsal fazlasının bir zümrenin elinde olması sorundur ve tüm sorunların da kaynağıdır. Bunun özel mülk ya da kamu olması sonucu değiştirmiyor/değiştirmedi.”

İnsan onuruna yakışan emeğiyle geçinmektir. Bugün insanlar emekleriyle geçinemiyor. Çünkü adaletli bir bölüşüm kurulmadı. Yaşar KEMAL’in de dediği gibi TERAZİ KENDİNİ TARTAMAZ… ama biz yine dengeyi sağlamaya dikkat edelim…

İnsanlar kazançlarıyla onurluca yaşayabilmeli…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.