Metrolife
  • 11.02.2016
Halil Manuş

Halil Manuş

Otuz ocak, otuz yıl, otuz dost

  “Sağ olasın teknoloji…” yazımda otuz arkadaşın otuz yıl sonra buluşacaklarından bahsetmiş, bu otuz kişiden birinin de kendim olduğunu belirtmiştim.

 

   Şükürler olsun, kışta kıyamette dostluk ve vefa adına düştüğümüz yollardan kazasız belasız gidip geri döndük.

 

   Hani bir söz vardır: “Yediğin içtiğin senin olsun, gördüğün güzellikleri anlat” diye. Bende öyle yapıp, yediğim içtiğimden değil gördüğüm güzelliklerden bahsedeceğim.

 

   Kış, kıyamet demeden dostluk adına yollara düşen bu otuz güzel insanı merak edeniniz olabilir. 1984-1988 yılları arasında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesinden mezun olmuş; çoğunluğu, mezun olduktan sonra bir daha görüşmemiş arkadaşlar bunlar.

 

   Dile kolay, aradan tam otuz yıl geçmiş.

 

   İçlerinde kimler yoktu ki… Okul müdürü, Şube müdürü, Milli Eğitim müdürü, Teftiş kurulu başkanı, İl emniyet müdürü, Özel otomotiv üreticilerinin üretim ve kalite kontrol şefi, akademisyen ve Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) yöneticisi olanlar vardı.

 

   Şu anki konumları ne olursa olsun, hep birlikte o gün otuz yıl öncesine gidildi. Aynı sınıfta olunmasa bile aynı okuldan mezun olmak, beraber olmaya yetti de arttı bile.

 

   Sanki zaman durmuş, mezuniyetten sonra otuz yıl yaşanmamış gibi hep okul yıllarında yapılanlar anlatıldı. Kimi zaman hüzünlenildi kimi zaman kahkahalarla gülündü.

 

   Tabir caiz ise vefa ve dostluk adına “felekten bir gün çalındı.” Bu güzel buluşmanın her yıl belli bir tarihte başka yerlerde toplanılması kararı alındı.

 

   Aralarında beni şair gördüklerinden, bu güzel günü ölümsüzleştirecek bir şiir yazmamı istediler. Biz gönül insanları istenilmeden yazarız da istenildiğinde yazmaz mıyız? Bu işe fikren ve bir fiil hizmet ederek organize eden dostları unutmadan başladım yazmaya. Bakalım siz gönül dostları nasıl bulacaksınız…

 

OTUZ OCAK, OTUZ YIL, OTUZ DA DOST

 

Sona erdi hasret kavuştular bak

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

Kabul olunurmuş adansa adak

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

‘DEDEOĞLU’ gönül koyunca işe

Dostları arayıp durdu peş peşe

Bulunan her dostta ayrı pür neşe

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Yürümez bu iş sade fikir ile

Bir bilenle verilmeli el ele

‘KARAKAŞ’ plan sundu: “-Böyleyken böyle”

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Ay, gün ve yıl bir olmuşken bu zaman

Bahane çoksa da yılmadı bir an

Gayret ‘AYDOSLU’dan, takdir Allah’tan

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Slogan da hazırdı, “otuz da otuz”

Görülen şu, geçmiş kulağı boynuz

Yollara düştüler çorsuz çocuksuz

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Kimi dağ başından kimi sahilden

Çıkıp geldiler hepsi ayrı ilden

Vefa gösterdiler içten, gönülden

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Kapı açtı otuz dosta Osmancık

Sohbetler samimi, candan, sıcacık

Kimi dede olmuş kimi babacık

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

Halil, sen de tarih düş güzel güne

Her yıl yenilensin günü gününe

Sevgi eklesinler dostluk üstüne

Otuz Ocak, otuz yıl, otuz da dost

 

 

 

 

   


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.