Metrolife
Novada

Sevgili Dostlar;

Geçtiğimiz haftalarda yapılan Mistik Müzik Festivali ile ilgili yazacağım bu günkü yazımı. Bu festivalin önemi, Mevlana’nın doğum gününe denk getirilmesi ve sema töreninin bir müzik şeklinde sunulması.

Bilindiği üzere Hz. Mevlana sema dönerken aslında Allah’a ibadet aşkıyla dönmekte, döndükçe de kendinden geçmektedir.

Oysa günümüzde sema bir folklorik müzik gösterisine indirgenmiş, hatta içkili mekanlarda bile sema gösterileri yapılmaya başlanmıştır.

Bu duruma; Mevlana'nın 21. kuşak torunları Sıtkı Selim, Ziya Yarkın, Arzu Sezen ve Banu Atalı Çelebi geçtiğimiz günlerde Konya'da düzenlenen 10. Uluslararası Mistik Müzik Festivali'ne tepki gösterdiler. Mevleviliğin tahrip, son günlerde yapılan organizasyonlarla Mevleviliğin "ticari bir metafor" haline getirilmeye çalışıldığını aktardılar.

Hz. Mevlana’nın hayatı boyunca bütün eserlerinde ve sohbetlerinde dünyaya geldiği yani doğduğu günü ‘Allahtan ayrılık, yas günü’ olarak ifade ettiğini hatırlatarak, “Hz. Mevlana, bugünü bizlere ‘Matem Günü’ olarak öğretmiştir. Hz. Mevlana’nın Rabbi'nden ayrıldığı günü içeriği ne olursa olsun bir festivalle karşılamak bizim için abestir” ifadesinde bulundular.

Bu konuyu daha önceleri yazdığım “Sema Folklorik Gösteri mi, İbadet şekli mi?” başlıklı yazımda dile getirmiştim. Haklılığım gün yüzüne çıkınca o yazımdan bir bölümünü tekrar yayılama gereği duydum.

*****

……..

Hz. Mevlana ne zaman sema dönmeye başlamış? Sorusuna kaynaklardan alıntı yaparak bilgi verelim isterseniz.

“Mevlana’nın hayatını ve Mevlevîliğini konu edinen Eflaki’nin ‘Menakibü’l-Arifin’ adlı eserine göre, Hz Mevlana’yı cezbe yapmaya sevk eden olay şudur:

Hz. Mevlana bir gün, Konya sokaklarının birinden geçerken, daha sonra dostu olacak Selahaddin Zerkubi (Kuyumcu Selahaddin)’in çekici altında inleyen altın zerrelerinin sesini işitir, duraklar ve bir müddet sonra bu seslerin eşliği ve cezbesiyle Hz. Mevlana sokak ortasında dönmeye başlar.

İşte bu olaydan sonradır ki, artık Hz. Mevlana, âlemin ve onun en küçük zerrelerinin, Allah’a ibadet şeklini semâsında dile getirir, döner ve kendisiyle dostlarını da döndürür. Bu dönme (semâ) Mevlevîliğin yolu olur. İşte bu yol, âlemin ve atomun lisanı hâli ve yapısıdır.”

Evet, Mevlana, zerrelerin dahi ibadet ettiklerini görmüş ve Allah’ı tesbih ettiklerini müşahade etmiştir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette açık açık belirtilmiştir. Bunlardan bir kaçını alalım köşemize.

Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır. (İsra: 17/44)

Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu, Allah’a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. (Hacc: 22/18)

Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. (Nur: 24/41)

Görüldüğü üzere Mevlana sema dönerken ibadet şekli ile dönmekte, döndükçe de vecde gelip kendinden geçmektedir.

Peki, günümüzde nasıl oluyor?

Mevlana’nın ibadet aşkıyla dönüşünün tam tersi, bir gösteri sanatları, folklorik figürler gibi şov şeklinde dönülüyor. O zaman da ibadet olmaktan çıkıveriyor sema.

Böyle yapılanları görünce de “Gel, ne olursan yine gel” diye; İslami öğretilerin öğretildiği dergâha çağıran Mevlana’ya, bu yapılanları görmesi için “Ne olursun gel” diyerek bizlerin çağrı yapası geliyor.

*****

Ne olursun gel Mevlana…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.