Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 10.02.2015
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Santorini: Sonsuzluk ve bir gün

Yunan adaları içinde en çok ilgi çekeni Santorini. Asıl adı Thera olan ada daha sonra Venedikliler tarafından Santa İrini olarak adlandırılmış. Bu ismin zamanla evrilmesiyle birlikte Santorini halini almış. Kayıp uygarlık Atlantis’in bir parçası olduğu düşünülen ada volkanik bir adalar gurubundan oluşuyor.

İlk gezimizi üç yüz metrelik dik yamaç üzerine kurulmuş Fira Köy’ üne yapıyoruz. Geminin yanaşabileceği büyük bir liman olmadığı için teknelerle adaya yaklaşıyoruz. Karaya ayak bastığımız yer köylerin üç yüz metre altında bir alan. Buradan köylere ulaşmak için yaklaşık altı yüz basamaklı bir merdiven var. İkinci bir seçenek ise eşeksırtı. Hayvancıkların toplu halde bulundukları birkaç istasyon var. Onlarda merdivenlerden çıkıyorlar. Köye ulaşmanın en zahmetsiz yolu ise teleferikler. Kişi başı beş Euro karşılığında teleferikle yukarı çıkabiliyorsunuz. Bizim tercihimiz – çocukların varlığı da düşünülünce – teleferik oluyor.  

Teleferik hareket ettiği ilk andan itibaren yukarıda nefes kesen manzaralara şahit olacağımızı anlıyoruz. Beş dakikalık bir tırmanıştan sonra Fira köyüne varıyoruz. Fira, daracık sokaklar, bembeyaz badanalı evler, hediyelik eşya satan dükkânlar, kafeler ve mutlu insanlarla dolu bir köy. 

Tuz Gölü’nü gördüğümde hissettiğim aynı duyguyu burada da yaşıyorum. İnsan sonsuz sayıda fotoğraf çekmek istiyor burada. Masmavi deniz, uçurumun üstüne kurulu bu köyde duvarların bir el atımı uzağındaymış gibi duruyor.

Köyü bir baştan bir başa dolaşıyoruz. Her yerde aynı manzara var.  Bembeyaz evler, evlerden denizle birleşmiş hissi uyandıran havuzlar mükemmel bir uyum içindeler. Fakat bizim asıl gitmek istediğimiz yer Oia Köyü. Dünyanın en çok fotoğrafının çekildiği manzaraya sahip olduğu söylenen mavi kubbeli kiliselerin ve evlerin olduğu köy burası. 

Köyün çarşısında Oia köyüne gitmek istediğimiz söylüyoruz. Birazdan bir turizm acentasının çalışanı bizi alıyor ve bürolarına götürüyor. Üç aileyi içine alacak genişlikte bir panelvanda karar kılıyoruz. Panelvan için yüz beş Euro ödüyoruz.  Birazdan rehberimiz bizi Fira köyünden alarak adanın arka kısımlarındaki yoldan Oia’ ya götürüyor. Adanın arka kısımlarında düzlük alanlar var. Fira köyünden hemen sonra başka bir köye gidiyoruz. Bu köyde Fira gibi beyaz evlerle dolu olsa da Fira’nın manzarasına sahip değil. Köy ovaya doğru uzanıyor. Uzaklarda çivit mavisi deniz var. Yol kenarlarında ara ara mavi boyalı küçücük kilise şeklinde yapılar dikkatimizi çekiyor. Sonradan öğrendiğimize göre bu yapılar o yolda trafik kazası geçirerek ölen kişiler için kazanın olduğu yerde yapılıyormuş. İçine kuşların içmesi için su, yemeleri içinse yem bırakılıyormuş. Bir nevi ölen kişinin ruhuna bir hayır işlemek için yapılan bizdeki hayratlar gibi bir şey.  

Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra Oia köyüne varıyoruz.  Sonsuzluğun ne olduğunu anlamak istiyorsanız buraya gitmelisiniz. Beyaz maviye mavi beyaza karışıyor burada. Mükemmel manzaralar var. Doğanın muhteşem oluşumuna insanoğlunun küçük dokunuşları ayrı bir renk katıyor. Evlerin beyaz badanalı duvarlarından dar sokaklara taşan çiçekler, denizle birleşiyormuş hissini veren havuzlar, aynı disiplinle sıralanan mavi, kırmızı, yeşil pencere ve kapılar… Doğanın ve insanın muhteşem işbirliği.

 Yana yakıla görmek istediğimiz manzarayı arıyoruz. Ama tüm manzaralar birbirinin aynı harikalıkta. En sonunda bir havlu üstüne işlenmiş bir resimde görmek istediğim manzarayı buluyorum. Hemen içeri girip satıcıya havlunun üstündeki manzaraya nasıl gidebileceğimizi soruyorum. Bize yolu tarif ediyor. Beş dakika sonra işte o muhteşem manzara karşımızda. İnsan kaynıyor ortalık. Herkes fotoğraf çekiyor. Bizde hemen makinelerimize sarılıyoruz. Doyana kadar fotoğraf çekmek istiyoruz ama doymuyoruz.  

Bu arada şunu söylemeliyim ki baba olmak çok zor.  Hele hele yürümeyi sevmeyip omuzda dolaşmayı seven bir oğlunuz varsa. Arkadaşım Yılmaz, tüm adayı sırtında oğlu olduğu halde geziniyor. Santorini’nin büyüleyici havasına Yılmaz’ın baba fedakârlığı ayrı bir renk katıyor.       

Gemi turlarının en kötü yanı size yeterince gezmek için fırsat tanınmaması. Santorini’ ye doyamadan ayrılmak durumundayız. Önce Fira’ ya geri dönüyoruz. Aşağı inmek için bu sefer merdivenleri tercih ediyorum. Yaklaşık altı yüz basamaklı merdivenleri on beş dakikada iniyorum. Birazdan gemiye varıyoruz. Akşam olmuştu artık ve karanlık denizin üstünde ışıklarını yakan Santorini gökyüzünde bir taç gibi duruyordu. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Sizce en başarılı belediye başkanı kim?